Bir
gün Hz. Ömer (Radiyallahu Anh), Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi
ve Sellem)'in yanına geldi. Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem)'in bir hasır üzerinde yatmakta ve hasırın izinin mübarek
teninde izler taşımakta olduğunu görünce ağlamaya başladı. Hz. Peygamber
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem);
"Niçin ağlarsın ya Ömer!" diye sordu. Hz. Ömer (Radiyallahu
Anh) dedi ki;
"Niçin ağlamayayım Ya Resulallah! Kisra ve Kayser, bunca ni'metler
içinde, kalın yataklarda gark olup yatarlar. Onlar Allah'ın düşmanlarıdır.
Sen Allah'ın habibi iken, mübarek tenin hasır iziyle yol yol almuş.
Ya Resulallah! Altına aba'dan bir döşek alsan olmaz mı?"
Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi
ve Sellem), Hz. Ömer (Radiyallahu Anh)'in bu sözlerine karşılık
şöyle buyurdu;
"Ya Ömer! Onlar öyle bir kavimdirler ki, ahiretin hoşnutluğunu
istemeyip dünyanın rahatlığını tercih edip isterler. Biz ise öyle
bir kavimiz ki, dünya ra-hatlığını terk ile ahiret rahatlığını tercih
edip isteriz.
Ya Ömer! Bu dünya, ahirete nisbetle şuna
benzer ki, bir kimse denize serçe parmağını soksa, o serçe parmakta
ne kadar su ve yaşlık mevcut olursa olsun, sıcak bir yaz gününde
ve kısa bir zamanda o yaşlık, buhar olup uçup gider. Dünyanın var
olması serçe parmaktaki su gibidir. Bel bağlamaya gelmez. Bu dünyanın,
bunun gibi olan hayaline aldanan kimseye yazıklar olsun!
Ya Ömer! Bu dünyayı hoşluk ile geçirenin,
ahirette nasibi olmaz. Bu dünyayı zahmet ile geçiren ise, ahiretini
rahat ve huzur içinde geçirir." (Ahmed b. Hanbel, Beyhaki,
İbn Hıbban)
İşte işin gerçeği budur. Bu fani dünya, ne gönül verilecek ve ne
de aldanacak bir yer değildir. Dünya ile mağrur olmayalım ve ona
aldanmayalım.
Allah-u Zülcelal'in o bol rahmetine layık
olabilmek için çareler arayalım. Allah-u Zülcelal kulunu affetmek
için küçük bir bahane arar.
Mademki Allah-u Zülcelal bahane arıyor,
bizde gayret edelim. Çok kıymetli bir sermaye olan ömrümüzü boşu
boşuna sarfetmeyelim."
|