Namazlarda Kiyam (Ayakta Durmak)
82- Kiyam, farz ve vacib namazlarda bir rükûndür ve bir esastir.
Bundan dolayi kiyama gücü yeten kimsenin oturarak kilacagi farz veya
vacib namaz caiz olmaz. rükûnler farz oldugundan onlara riayet etmek
gerekir.
83- Bir hasta gerçek olarak veya hükmen ayakta durmaktan aciz kalsa,
namazini oturarak kilar. Bu söyle olabilir: Ya hastalik gibi bir özürden
dolayi gerçekten ayakta duramiyor veya sihhatli oldugu halde siddetli
agrilar duyacagindan veya bulundugu halden daha kötü bir hale düseceginden
korktugu için ayakta durmuyor. Her iki halde de oturarak kilabilir. Gücü
yetiyorsa rükû ve secdeleri yapar; çünkü zorluklar
kolayligi kazandirir. Zaruretler de, kendi mikdarlarinca bir ölçüye
baglanir.
84- Bir hasta, bir yere dayanmak suretiyle ayakta namaz kilmaya gücü
yettigi sürece oturarak farz namazlari kilamaz. Yine bir süre ayakta
dunnaya gücü yetiyorsa, o sürece ayakta durur ve sonra oturarak
namazi bitirir. Öyle ki, yalniz iftitah tekbirini ayakta almaya gücü
yeten kimse, bu tekbiri ayakta alir, sonra oturup namazini kilar; baska türlü
yapamaz.
85- Bir hasta, ayakta durmaya gücü yettigi halde rükû ve
secdeye veya yalniz secde etmeye gücü yetmezse, namazini ayakta kilmasi
gerekmez. Oturup imâ (Isaret) ile namaz kilar, faziletli olan budur. Fakat
Imam Züfer ile üç Imama göre, namazini ayakta imâ
ile kilmasi gerekir. Imâ'dan maksad, namazda basi asagiya dogru egerek
rükû ve secde için yapilan isarettir. Ancak secde için
yapilan egilme hareketi, rükû için yapilandan daha asagi olmasi
gerekir.
86- Ayakta namaz kildigi takdirde Kur'an okumaktan aciz kalacak olan bir kimse,
namazini oturup kiraetle kilar. Ayakta bir mikdar okumaya gücü yeten
kimse, gücü yettigi kadar ayakta okur, geri kalan kismi oturarak okur.
87- Rükû ve secde ile namaz kildigi takdirde yarasindan kan akacak
kimse namazini ayakta veya oturarak imâ ile kilar. Ayakta namaz kildigi
takdirde idrarini tutamayacak olan kimse de, namazini oturarak rükû
ve secde ile kilar.
88- Tek basina namaz kilinca kiyama gücü yettigi halde, cemaatla kildigi
zaman buna gücü yetmeyen kimse, ayakta namaza baslar, sonra oturur.
Gücü varsa rükû için yine ayaga kalkar ve rükû
eder; fakat namazi tekrar kilmasi gerekmez.
89- Oturdugu halde de, rükû ve secde etmeye gücü yetmeyen
kimse, basi ile ima ederek rükû ve secdesini yapar. Secde için,
rükûdan ziyade basini eger. Üzerine secde etmek için
yastik gibi bir sey temin etmesi uygun degildir. Bununla beraber böyle
bir sey üzerine basini koyarak secde etmesi de caizdir. Bu durumda secde
yerinin sertligini duyarsa, namazini rükû ve secde ile kilmis sayilir,
duymazsa ima ile kilmis olur.
90- Oturarak da namazini kilamayan kimse, arkasi üzerine yatar ve ayaklarini
kible yönüne dogru uzatir. Sonra rükû ve secde için
ima ederek namazini kilar. Basi ile ima edebilmesi için, omuzlarinin
altina uygun bir sey konur. Böyle bir hasta, yüzü kibleye yönelmis
olarak sag yani üzerine yatip ima ile rükû ve secde yapsa, namazi
yine caiz olur. Fakat gücü varsa, arkasi üzerine yatmasi daha
faziletlidir.
91- Oturarak namaz kilabilecek bir hasta, gücü varsa tesehhüdde
oturuldugu gibi oturur ve böylece namazini tamamlar. Buna gücü
yoksa, kolayina geldigi sekilde oturur.
92- Bir hasta basi ile ima etmeye gücü yetmese, namazini sonraya birakir;
kalbi ile, kas ve gözleri ile ima etmez. Bu hüküm Imam Azam'a
göredir. Imam Ebû Yusuf'a göre, bu durumda kalbi ile imada bulunmazsa
da, göz ve kaslari ile ima eder. Imam Züfer ile Imam Safiî'ye
göre, kalbi ile de imada bulunur.
Diger bir rivayete göre, böyle bir hastanin acziyet hali bir gün
ve bir geceden fazla devam ederse, bu zamanla ilgili namazlari büsbütün
kendisinden düser. Akli basinda olsa da hüküm budur.
93- Bir kimsenin bayginligi bir gün ile bir geceden az devam ederse, bu
arada geçen namazlarini kaza eder. Fakat bundan çok devam ederse,
namazlari üzerinden düser. Bu azlik ve çokluk Imam Azam'a göre
saat itibariyledir. Imam Muhammed'e göre ise, geçen namazlarin vakitleri
itibariyledir. Bunun için Imam Muhammed'e göre, geçmis olan
namazlar besten fazla ise düserler; degilse düsmezler. Bu görüs
daha sahih görülmektedir.
Sonuç: Namaz, tam bir özür bulunmadikça asla terk edilemez
ve geciktirilemez. Aksi halde Yüce Allah'in azabi çok siddetlidir,
pek korkunçtur. O'nun büyük varligina siginiriz.
94- Bir özre dayanmaksizin farz namazlar hayvan üzerinde kilinmaz.
Bu hükümde vitir namazi ile cenaze namazi ve yerde okunmus olan secde
ayetinden dolayi yapilacak tilavet secdesi ve kazasi gereken herhangi bir namaz
da aynidir.
Imam Azam'dan bir rivayete göre, sabah namazinin sünneti de bir özür
bulunmadikça hayvan üzerinde kilinamaz.
95- Yürümekte olan bir araba, yürür halde olan hayvan hükmündedir.
Onun için bir zaruret bulunmadikça yürür halde olan
araba üzerinde farz ve vacib namazlar kilinamaz. Yerde duran araba ise,
yer üzerindeki bir sedir ve bir taht gibidir, üzerinde herhangi bir
namaz kilinabilir.
96- Yüzüp gitmekte olan bir gemi içinde, bir özür
olmaksizin bütün namazlar oturularak kilinabilir. Fakat ayakta kilmak
daha faziletlidir. Bu, Imam Azam'a göredir. Iki imama göre, bas dönmesi
gibi bir özür bulunmadikça, yürüyen gemi içinde
farz namazlar oturularak kilinamaz. Çünkü kiyam (ayakta durmak),
bir rükûndür, bir özür bulunmadikça terk edilemez.
Imam Azam'a göre ise, gemide bas dönmesi galiptir; galip ise muhakkak
hükmündedir.
97- Deniz kenarinda veya ortasinda bagli bulunan bir gemi, eger çalkalanmamakta
ise yer hükmündedir; içinde ayakta olarak namaz kilinabilir.
Fakat çalkalanip durmakta ise, hayvan hükmünde olur; mümkünse
içinden çikip disarda namaz kilmak gerekir.
Hareket halinde bulunan bir uçak da yürümekte olan bir gemi
gibidir; bunun da yürümesi ve durmasi yolcunun elinde degildir.
98- Yürümekte olan deve gibi bir hayvanin üzerindeki Mahmil'in
iki gözü, hayvanin sirti hükmündedir. Fakat durmakta olan
bir hayvanin üzerindeki Mahmil'in (içinde insan oturan egerin) iki
gözü altina yere dayanmak için bir agaç dikildigi takdirde,
yer üzerindeki sedir, tahta ve minderlik hükmünde olur.
99- Hayvan üzerinde namaz kilan kimse, rükû ve secdeyi ima ile
yapar; secde için rükûdan biraz daha fazla egilir. Hayvan
üzerindeki eger gibi herhangi bir esya üzerine basini koyarak secde
edilmesi mekruhtur.
100- Sünnet ve müstahab namazlar, bir özür bulunmaksizin
oturularak da kilinabilir. Fakat fazilet ayakta kilinmalarindadir. Bunda alimlerin
ittifaki vardir. Imam Azam'a göre, yalniz sabah namazinin sünneti
bundan müstesnadir; özürsüz oturularak kilinmaz. Yukarda
buna isaret edilmisti. Teravih namazini da özürsüz oturarak kilmak
caiz ise de, keraheti vardir.
101- Bir kimsenin ayakta olarak basladigi nafile bir namazi, yorulacak olsa
bir yere dayanarak veya oturarak kilmasi caizdir. Böyle bir özür
bulunmadikça, bir yere dayanilmasinda veya oturulmasmda kerahet vardir.
102- Bir kimse oturarak kilmaya basladigi nafile bir namazi, kalkip ayakta tamamlayabilir.
Bunda ittifak vardir.