Namazlarda Secde
114- Secde de namazin bir rüknü oldugundan farzdir. Namaz kilan kimse,
rükûdan sonra secdeye varir. Rükûdan dogrulduktan sonra
yere kapanarak iki dizi üzerinde ellerine dayanarak alnini ve bumunu (yüzünü)
iki eli arasinda yere veya yere bitisik bir sey üzerine koyar. Yüce
Allah'a tazimde bulunur. Bu sekilde secde, her rekatta ikiser defa arka arkaya
yapilir.
115- Namazda secde için alin yere koyuldugu halde burun yere konmasa,
secde yine caiz olur; fakat böyle bir secde özür bulunmayinca
mekruhtur. Aksine olarak burun yere konur da alin konmazsa, özür olmadigi
takdirde imam Azam'a göre kerahetle caiz olur. Iki imama göre özürsüz
böyle bir secde caiz olmaz.
116- Bir özre dayanarak da olsa, yanak ve çene ile secde yapilmaz.
Alin ve burunda secde etmeye engel bir özür bulunursa, ima ile secde
yapilir.
117- Secdede elleri ve dizleri yere koymak her halde farz degildir, sünnettir.
Fakat Imam Züfer, Imam Safiî ve Imam Ahmed'e göre farzdir.
118- Iki ayagin veya bir ayagin parmaklari yere konmadikça secde caiz
degildir. Tercih edilen görüs budur. Bir ayagin yalniz bir parmagini
veya ayagin yalniz üstünü yere koymak kafi gelmez.
119- Secde edilecek yer, ayaklarin kondugu yerden eger yarim arsin (on iki parmak)
mikdari yükseklikte olursa, secde caiz olur, daha fazla yüksek olursa
caiz olmaz.
120- Kalabaliktan veya baska bir özürden dolayi dizler üzerine
secde caizdir. Yine kalabaliktan dolayi ayni namazi kilanlarin birbiri arkasina
secde etmeleri de caizdir.
121- Bir kimse, basindaki sarigin büklümü üzerine veya elbisenin
fazla kismi üzerine secde ettigi takdirde, eger bunlar temiz bir sey üzerine
konulmus olur ve sarigin büklümü de alna bitisik bulunursa secde
caiz olur, degilse olmaz. Her halde yerin sertligini duymak da gerekir. Bu sertligin
duyulmasina engel olacak pamuk ve benzeri bir sey üzerine secde edilemez.
122- Atilmis yün ve pamuk, saman ve kar gibi bir sey üzerine secde
edildigi takdirde, eger bunlarin bosluklari kaybolur da sertlesirlerse, üzerlerine
secde caiz olur. Fakat bunlarin içinde yüz kaybolup sertlikleri
duyulmazsa ve yüz yere inip kararlasmazsa secde caiz olmaz.
123- Çuval içinde bulunan bugday, arpa, pirinç ve dari
gibi ürünler üzerine secde yapilabilir. Fakat çuval içinde
bulunmayan bugday ve arpa üzerine secde yapilabilirse de, dari gibi kaypak
seyler üzerine secde yapilamaz.
124- Ufak bir tas üzerine secde edilemez. Fakat alnin çogu bu tas
ile beraber yere degecek olursa caiz olur.
125- Bir özür olmasa dahi, yere serilmis olan herhangi temiz bir sey
üzerine secde edilebilir. Yerin pis olmasi zarar vermez, o yerin pis kokusu
veya pisligin rengi gibi bir eseri bulunmamak sarti ile... O kadar var ki, böyle
bir seyin yere serilmesi, ya sicaktan, ya soguktan korunmak veya elbiseyi toz-topraktan
korumak için olmalidir. Yoksa yalniz alni topraktan korumak için
olursa, kerahet islenmis olur.
(Imam Malik'e göre, kilim, keçe, posteki gibi, yer cinsinden olmayan
bir sey üzerine secde edilmesi mekruhtur.)
126- Sicaktan veya soguktan korunmak gibi bir özürden dolayi, temiz
yer üzerine konulacak iki el üzerine secde edilebilir.
127- Üzerinde namaz kilinacak bir sergi, eger temiz bir elbise ise, yukari
tarafini asagiya getirip etekleri üzerine secde etmelidir. Çünkü
böyle yapmak, tevazua daha yakindir.
128- Farz olan rükû ve secde rükünlerinin yerine getirilmis
olmasi için, rükû ve secde denilebilecek kadar o vaziyetlerde
durmak yeterlidir; muhakkak üçer kez tesbih okunacak mikdar beklemek
farz degildir. Fakat rükû ve secdede sünnet mikdari en az üçer
kere tesbih okumaktir. Orta derecesi bes tesbih ve yüksek derecesi de yediser
tesbih okumaktir. Yalniz basina namaz kilan daha çok tesbih yapabilir.
Fakat imam olan kimse, cemaatin rizasi bulunmadikça üçten
fazla tesbihte bulunmamalidir; çünkü cemaati usandirmak ve
kaçirmak uygun degildir.
Rükû'da tesbih: "Sübhane Rabbiye'l-Azîm"dir.
(1)
Secdedeki tesbih de: "Sübhane Rabbiye'l-Alâ"dir. (2)
129- Her rekatta iki secde yapilir. Bunlardan biri kasden terk edilse namaz
bozulur. Yanilarak terk edilirse, namazdan sonra hatira gelse bile, namaza aykiri
bir is yapilmamissa hatirlandigi anda secdeye varilir ve ondan sonra son oturus
iade edilir ve sehiv secdesi yapilir. Sehiv secdesi bahsine bakilsin!
130- Secde, namazin en büyük bir rüknüdür. Secde, Yüce
Allah'a gösterilen tevazu ve tazimatin en mükemmel alametidir. Bir
hadîs-i serîfde: "Kulun, Rabbina en yakin oldugu hal, secdeye
varmis oldugu haldir. Artik secdede duayi çokça yapiniz"
buyurulmustur. Çünkü secde hali, en ziyade küçülme
ve teslimiyet hali oldugundan orada duanin kabulü umulur. Secdesiz bir
namaz, namaz degildir. Mabudumuzun manevî huzurunda yerlere kapanarak
saygisini arzetmek istemeyen bir insan, kulluk görevini terk etmis, Yüce
Allah'in rahmetine kavusma serefinden yoksun kalmis olur.
(1) "Pek büyük olan Rabbim, her türlü noksanliklardan
beridir, münezzehtir."
(2) "Yüce kudret ve azamet sahibi olan rabbimi bütün noksanliklardan
tenzih ederim."