Kibleye Yönelmek
31- Namazda Kabe'ye dogru yönelmek de bir sarttir. Bilindigi gibi Kabe,
Mekke sehrindeki bir binadan ibaret degil, asil olan bu binanin yeridir. Bu
mübarek yerin göklere dogru üst tarafi ve derinliklere dogru
alt tarafi hep kible yönüdür. Bunun için Kabe'nin yaninda
veya içinde bulunanlar, Kabe'nin herhangi bir tarafina yönelerek
namaz kilabilirler. Cemaatle namaz kildiklari zaman da, imam ile cemaatin bir
tarafta bulunmasi gerekmez. Imam Kabe'nin bir yönüne, cemaat da diger
yönlerine yönelerek namaz kilabilirler. Yeter ki imamin bulundugu
tarafta duran cemaat, imamdan daha ileride bulunmus olmasin. Diger yönlerdeki
cemaatin, imamdan Kabe'ye daha yakin bulunmalari, imama uymalanna engel olmaz.
Imam ile yüz yüze gelmemeleri kafidir.
Kabe disinda uzakta bulunanlarin tam kibleye yönelik olarak namaz kilmalari
farz degildir; Kabe tarafina yönelmeleri yeterlidir. Bu kadari farzdir.
32- Kabe yönü, pusula aleti ile tayin edilir. Mescidlerin ve camilerin
mihrablari Kabe yönünü gösterir. Öncekilerden kalma
eski bir mihrab varsa, Kabe yönünü arastirmaya gerek kalmaz;
çünkü bu mihrablar usulüne uygun olarak yapilmistir.
Dogu ülkelerinde bulunanlarin kiblesi, bati yönü olur.
33- Namaz için kibleye yönelince, "döndüm kibleye"
denilmesi gerekmez. Yeter ki kiblenin Kabe oldugu bilinsin. Zayif bir görüse
göre de, döndüm kibleye denmesi gerekir.
34- Bir kimse namazda iken bir özür bulunmaksizin gögsünü
kibleden çevirse, namazi ittifakla bozulur. Sadece yüzünü
çevirse, hemen kibleye dönmesi gerekir; bununla namazi bozulmaz.
Fakat harama yakin bir kerahet islemis olur.
35- Bir kimse hasta olup da kible tarafina dönemedigi ve kendisini kible
tarafina çevirecek kimse bulunmadigi zaman gücü yettigi tarafa
dogru namazini kilar. Yine hasta olmadigi halde, bir düsman veya bir yirtici
hayvan korkusundan dolayi kibleye yönelemeyen kimse, gücü yettigi
tarafa dogru namazini kilar; çünkü yükümlülük
güce göre olur.
36- Yerin çamurundan dolayi hayvan üzerinde namaz kilan kimse, arkadaslarindan
ayrilmak korkusu bulunmayinca, hayvanini durdurup kibleye dönerek namazini
kilar. Fakat yer çamurlu olmayip da yalniz islanmis bulunsa, hayvan üzerinde
farz namaz kilinamaz, yere inilmesi gerekir. Ancak arkadaslarindan uzak kalmak
gibi bir tehlike bulunursa, hayvan üzerinde farz namazi kilabilir.
37- Bir kimse, bir özür sebebiyle farz olan bir namazi yere inmeden
hayvan üzerinde kildigi zaman, gücü yettigi tarafa yönelerek
namaz kilabilir. Fakat kibleye dogru yürümekte olan bir hayvan üzerindeki
insanin namazi, o hayvanin kible yönünden bir rükün yerine
getirilecek kadar dönmesi ile bozulur.
38- Kible yönünü bilmeyen ve yaninda soracak bir adam bulamayan
kimse, arastirma yapar. Bazi isaretlere, günese ve yildizlara bakarak kible
yönünü arastirir da kanaat getirdigi tarafa dogru namazini kilar.
Namazini tamamladiktan sonra kible yönünü belirlemede hata ettigini
anlarsa, artik o namazi iade etmez. Fakat namaz içinde iken kible yönünü
bilecek olsa, o tarafa dönerek namazini tamamlar; yeniden kilmasi gerekmez.
Kible yönü üzerindeki süphe, ister sehir içinde,
ister kirda, ister karanlik gecede ve gündüz vaktinde olsun, durum
aynidir. Böyle bir kimsenin kapilari çalip kibleyi sormasi gerekmez.
39- Bir kimse kible yönünden süphelense ve yaninda kibleyi bilen
bir adam oldugu halde ondan sormayarak kendi arastirmasina göre bir tarafa
yönelerek namaz kilsa, eger gerçekten isabet etmisse namazi sahih
olur; fakat isabet etmemisse namazi sahih olmaz. Gözleri görmeyenin
durumu da böyledir. Kible konusunda güvenilir bir kimsenin sözü,
insanin kendi kanaatine uymasa bile, onu tutmak gerekir. Çünkü
haber verme, arastirmadan daha kuvvetlidir.
40- Kible yönünden süphe eden kimse, arastirma yapmaksizin bir
tarafa dogru namaz kilmaya basladiktan sonra namaz içinde kibleye isabet
ettigini anlarsa, namazini iade eder. Tam bir inançla kilacagi geri kalmis
rekatlari, süphe ile kilmaya basladigi rekatlar üzerine bina edemez;
çünkü kuvvetli, zayif üzerine bina edilmez. Fakat namazini
bitirdikten sonra isabetini anlarsa, namazi iade gerekmez; çünkü
rekatlarin hepsi ayni bir halde kilinmis olur.
Imam Ebû Yusuf a göre, her iki halde de iade gerekmez.
41- Kible yönünden süpheye düsen kimse, arastirma yaptigi
halde "kanaatina aykiri" bir tarafa yönelerek namazini kilsa
sahih olmaz. Bu durumda kibleye isabet etmis bile olsa, namazini iade etmesi
gerekir.
Imam Ebû Yusuf'a göre, kibleye isabet etmisse, namazi iade etmek
gerekmez.
42- Kible yönü üzerinde ihtilafa düsen kimseler, yalniz
basina olarak namazlarini kilarlar. Imama uyduklari takdirde, imamin kanaatina
aykin bulunanlarin namazi sahih olmaz.
43- Bir gemi içinde namaz kilan kimse gücü yetiyorsa kibleye
dogru kilar; istedigi tarafa dogru kilamaz. Gemi her döndükçe,
onun da kibleye dogru dönmesi gerekir.
44- Bir kimse abdestsiz oldugunu sanarak kilmakta oldugu namazdan ayrildiktan
sonra, mescitten çikmamis olsa bile, abdestli oldugunu hatirlamis olsa,
namazi bozulmus olur. Fakat bir kimse mescitte namaz kilarken kendisinde abdestsizlik
hali oldugunu sanarak kibleden ayrilsa da, mescidden çikmadan önce
kendisinde abdestsizlik hali olmadigini anlasa, Imam Azam'a göre namazi
bozulmus olmaz; mescidden çiktiktan sonra anlarsa, ittifakla namazi bozulur,
çünkü bir özür bulunmaksizin yerin degismesi namazi
hükümsüz kilar.
45- Nafile namazlara gelince: Bir kimse, nafile bir namazi sehir disinda, bir
özür olmaksizin hayvan üzerinde istedigi yöne dogru kilabilir.
Imam Ebû Yusuf'a göre, sehir içinde de bu sekilde nafile namaz
kerahetsiz kilinabilir. Imam Muhammed'e göre ise, sehir dahilinde böyle
nafile namaz kilmak kerahetle caizdir.
Sehir disindan maksad, sefer hükmünün baslamasiyla namazin iki
rekat olarak kilinabilecegi yer demektir. (Misafir bölümüne bakilsin.)
46- Bir kimse, kibleden baska bir tarafa yönelik olarak, bir rekat namaz
kilmis olan bir körü, kible yönüne çevirip de ona
uyacak olsa, bakilir; Eger kör, kibleyi soracak bir kimse bulundugu halde
sormadan namaza baslamis ise, ikisininde namazi sahih olmaz. Eger soracak adam
yok ise, körün namazi sahih olur, ona uyan adaminki sahih olmaz.
Müslümanlarin, namazlarini kilarlarken en eski ve en mukaddes mabed
olan Kabe'ye yönelmeleri, aralarindaki birligi canlandirmak, düzeni
saglamak ve gönüllerini müsterek bir ibadet duygusu ile ferahlandirmak,
ibadet nuru ile aydinlatmak gibi hikmetlere dayanmaktadir.