Eda ile Kazanin Farklari ve Kaza Namazlari



281- Bir namazi vaktinde kilmaya "eda" denir. Vaktinden sonra kilmaya da "kaza" denir. Vaktinde kilinan veya kilinacak olan bir namaza "vaktiyye" veya "salât-i hazira" denir. Vaktinde kilinmamis olan bir namaza da "faite" denilir. Bunun çogulu "fevait" dir.
282- Vaktinde kilinmamis olan bes vakit farz namazlarinin kazasi farzdir. Vitir namazinin kazasi ise vacibdir. Sünnetlere gelince: Bir sabah namazi sünneti ile beraber kaçirilinca, o günün günes dogusundan (kerahet vaktinin çikisindan) sonra istiva zamanina kadar bu sünnet farz ile beraber kaza edilir. Günesin yükselisinden (kerahet vaktinden) önce ve istivadan sonra sünnet kaza edilmez. Imam Muhammed'e göre, bu sünnet yalniz olarak kaçirilmis olsa, yine günesin dogusundan sonra istiva zamanina kadar kaza edilir. Bir de, ögle namazinin her iki sünneti, farza yetismek için terk edilecek olsa, farzdan sonra evvelki sünnet ve sonra iki rekat sünnet kaza edilir. Fetva bu sekildedir. Böylece vakit içinde sünnet iki defa gecikmemis olur. Bununla beraber son iki rekat sünnetten sonra da dört rekat sünnet kaza edilebilir. Namazin sirasi iki defa degismemesi için bunu daha iyi görenler de vardir.
Cuma namazinin ilk dört rekat sünneti hakkinda bu öne alma ve sonraya birakma hükmü vardir. Terk edilen diger sünnetlerin kaza edilmesi gerekmez. Fakat baslanildiktan sonra, her nasilsa terk edilmis olan bir sünnetin (nafile namazin) kazasi gerekir.
Örnek: Öglenin son sünnetine baslamis iken, cenaze namazini kaçirmamak için bu Sünnet kesilmis olsa, bu sünneti sonradan kaza etmek gerekir.
283- Bir namazi özürsüz yere kazaya birakmak büyük günahdir (kebiredir) Bu namaz kaza edilmekle yerine getirilmis olur. Fakat bunun geciktirilmesinden dolayi meydana gelen günahin bagislanmasi için tevbe etmek ve Allah'dan afv dilemek lazimdir. Herhangi bir bahane ile namazi geciktirip kazaya birakmakdan son derece sakinmalidir. Çünkü bunun günahi çok büyüktür. Insan, gerek yaraticisina karsi ve gerekse insanlara karsi olan borçlarini bir an önce ödemege çalismalidir. Hayatin süresi belli, çok azdir! Borçlarini ödemeden ahirete gidenlerin hallerine ne kadar acinsa azdir.
UYARI: Kazaya kalan altmis, yetmis senelik bir çok namazlar belli bir günde (Ramazan ayinin son cumasinda) kilinacak bir günlük namaz ile kaza edilecegi ve böylece bagislanacagi hakkindaki sözlerin hiç bir dinî degeri yoktur. Bu konuda rivayet edilen bir hadis, hadis alimlerinin ve diger alimlerin açiklamalarina göre asilsizdir, uydurmadir, ümmetin icmaina da aykiridir. Çünkü böyle herhangi bir ibadet, senelerce terk edilmis olan farzlarin ve vaciblerin yerini tutamaz. Böyle bir iddia, farzlarin ve vaciblerin terk edilmesini, önemsenmemesini gerektireceginden akla, seriata ve hikmete aykiridir. Günah, kolayliga sebeb olamaz. Bu usul ilminde bir esastir. Bir de bu hadisi nakledenler hadis alimlerinden degillerdir. Bir kaynak da gösterememektedirler. Artik bu naklin ne degeri olabilir?
Kazaya kalan namaz, bizim için yerine getirilmesi gerekir. Biz bunu yerine getirmek zorundayiz, bunu yapmazsak azaba hak kazanmis oluruz. Su kadar var ki, kazaya kalmis olan bir namazi Yüce Allah dilerse bagislar ve dilerse bagislamaz. Herhangi bir ibadet sebebiyle de sahibine bir çok sevablar da verebilir. Kimse bunlara karisamaz ve bunlar üzerinde kesin hüküm veremez. Yukardaki iddia, kesinlikle kazasi gereken bir namazin, ona denk bir ibadetle kaza edilmesi hakkindaki farziyeti inkar etmektir ki, bu asla caiz olamaz. Bu konu üzerinde, Merhum Aliyyü'l-Kari'nin ve diger alimlerin incelemeleri vardir. Aliyyü'l-Kari'nin "Mevzuatina", Abdurrahim Fetvasina ve "Mev'ize-i Hasene'ye" bakilsin!..
284- Bir kimsenin namazi kazaya kalinca bakilir; Eger o kimse tertip sahibi ise, bu kaza namazi ile vakit namazlari arasinda sirayi gözetmek gerekir. Tertib sahibi degilse, bu namazi kaza etmeden diger namazlari kilabilir.
285- Bir kimsenin tertib sahibi sayilabilmesi için, en az alti vakit namazi kazaya kalmamis olmalidir. Alti vakit namaz kazaya kaldi mi, tertib sahibi olmaktan çikar; artik onun ne kaza namazlari arasinda ve ne de kaza namazlari ile vakit namazlari arasinda sirayi gözetmesi gerekmez.
286- Kazaya kalmis namazlarda eskiye ve yeniye gelince, bunlar iki kisimdir. Yakin zamanda kazaya kalanlar alti vakte ulasinca, ittifakla sira gözetme geregini kaldirir. Evvelce kaçirilmis bulunan (eski) namazlara gelince, bunlar
da alti vakte ulasmissa, geçerli kabul edilen fetvaya göre sira gözetmenin geregini kaldirir.
Örnek: Bir kimse, vaktiyle bir ay namaz kilmayip sonradan bunlari kaza etmeden vakit namazlarini devamli olarak kilmaya baslamisken tekrar bir vakit namazini kazaya birakacak olsa, bu son namazini hatirladigi halde onu kaza etmeden vakit namazini kilabilir. Böyle bir kimse, geçmisteki kaza namazlarini tamamen kilmadikça tertib sahibi olamaz. Sahih olan görüs budur.
287- Tertib sahibi olan zat, bir farz namazini veya Imami Azam'a göre vacib olan bir namazi özürsüz yere veya hayiz ve nifas gibi namazi düsürecek bir nitelikte olmayan bir özürden dolayi vaktinde kilmamis olsa, bu namazi, ilk vakit namazindan önce kaza etmesi gerekir. Çünkü gerek kaçirilan namazlarin arasinda ve gerek bunlar ile vakit namazlari arasinda sirayi gözetmek esasen sarttir. Ancak kazaya kalan namaz unutulup sonradan hatira gelmisse veya vakit daralmis veya kaçirilan namazlar çok olur da tertib sahibi olmaktan çikilmissa, vakit namazi kilinir.
Örnek: Tertib sahibi olan kimse, her nasilsa uykuya dalip o günün sabah namazini kilamamis olsa, bu sabah namazini o günkü ögle namazindan önce kaza etmesi gerekir. Bunu hatirladigi halde onu kaza etmeksizin öglen namazini kilsa, bu namaz Imam Muhammed'e göre bozulur. Imam Ebû Yusuf'a göre, farz olmaktan çikar, nafile olur. Imami Azam'a göre ise, muvakkat olarak sahih olur. Söyle ki: Bundan sonra o sabah namazini kaza etmeden bes vakit namazi daha kilacak olsa, bu alti vaktin hepsi de sahih olmus olur. Fakat böyle bes vakit namazini daha kilmadan o sabah namazini kaza ederse, arada kilmis oldugu vakit namazlari fasid olup yeniden kilinmalari gerekir.
Yine böyle bir kimse, sabah namazini kaçirmis oldugu halde, bunu unutup ögle namazini kilacak olsa, bu ögle namazi sahih olur.
Yine bir kimse, kazaya kalmis olan yatsi namazini fecirden sonra hatirlamis olur da, vakit yalniz sabah namazini kilmaya müsait bulunursa, sabah namazini kilar, yatsi namazini daha önce kaza etmemesi, bu sabah namazinin sihhatine engel olmaz. Ancak kaza namazini hatirladigi halde, vakit namazini pek uzatip da bu bakimdan vaktin daralmasina sebebiyet verilmis olursa, o zaman vakit namazi caiz olmaz.
288- Kazaya kalmis namazlar (faiteler) birkaç tane olur da, vakit bunlardan yalniz bir kismi ile vakit namazina müsait bulunsa, sahih olan görüse göre, sirayi gözetme geregi düser.
Yine bir kimsenin, vitirden baska alti vakitten çok veya alti vakit namazlari kazaya kalmis olsa, bunlari kaza etmeden vakit namazlarini kilmasi sahih olur. Çünkü bu durumda tertibe riayet edilmesinde güçlük vardir. Kazaya kalmis namazlar (faiteler), vitirden baska alti vakit olunca çok sayilir, altidan az olunca da az sayilir.
(Imam Safîî'ye göre, kazaya kalan namazlarla vakit namazlari arasinda sira gözetilmesi sart degildir, müstahabdir.)
289- Bir kimse, bir günlük namazlarindan birini kaçirmis oldugu halde, bunu bir türlü belirleyemezse, bir günlük namazini yeniden kilar. Çünkü böyle yapmakla kazaya kalan namaz, kesinlikle kilinmis olur; digerleri de birer nafile olur.
Iki, üç ve daha ziyade günlerde birer vakit namaz kaçirilmis oldugu halde, bunlarin hangi namazlar oldugu belirlenemeyince de, o kadar günün namazlari yeniden kilinir.
290- Kazaya kalan namazlar bir çok olunca, bunlarin her birini belirleyerek niyet edilmesi gerekmez; çünkü bunda güçlük vardir. Onun için söyle niyet edilmesi uygun olur: "ilk veya en son kazaya kalmis sabah veya ögle namazini kilmaya" diye kilinir.
291- Bir kimse, ne kadar namazi kazaya kaldigini bilmese, kuvvetli olan görüsüne göre hareket eder. Üzerinde kaza namazi kalmadigina kanaat getirinceye kadar kaza namazi kilar.
292- Bir kimse, bir namazi kilip kilmadiginda süphelense, namazin vakti henüz çikmamissa onu yeniden kilar. Namazin vakti çiktiktan sonra sübhelense, bir sey yapmasi gerekmez. Çünkü farzin sebebi olan vakit çikmistir. Bir müslümanin namazini vaktinde kilmis olmasi ise bir asildir.
293- Müslüman olmayanlarin yurdunda Islâm'i kabul edip bilgisizliginden dolayi namazlarini kilamamis olan bir kimse, sonradan Islâm yurduna gelip din görevlerini ögrense, önceki namazlari kaza etmesi gerekmez. Fakat Islâm ülkesinde bulunup da ihtida eden (islami kabul eden) kimse, bu hususta özürlü sayilmaz. Islâmi kabul ettigi tarihten itibaren namazlarini kilmakla yükümlü olur. Çünkü Islam yurdunda cehalet bir özür sayilmaz. Herkes din görevlerini ehlinden sorup ögrenebilir.
294- Bir kimse kaza namazini kilarken, cemaatle vakit namazina baslanacak olsa, namazini tamamlamadikça cemaate katilmaz, ister tertib sahibi olmasin.
295- Kazaya kalan ayni vaktin namazi, usulü üzere cemaatle, de kilinabilir. Cemaat bahsine bakilsin!.
296- Kaza namazlarinin evde kilinmasi daha iyidir. Çünkü günahlari örtüp açiklamamak lazimdir. Böyle bir açiklama Hakka karsi saygisizlik sayilir ve baskalari için de kötü bir örnek olabilir.
297- Bir kadin: "Yarinki gün su kadar namaz kilayim veya su kadar gün oruç tutayim." diye niyet ettigi halde o gün adet görmeye baslasa, o namazi veya orucu temiz olacagi günlerde kaza eder.
298- Kaza namazlarinin belli vakitleri yoktur. Üç kerahet vakti disinda, istenilen her vakitte kaza namazi kilinabilir.
Örnek: Kazaya kalmis bir ögle namazi aksamdan sonra kilinabilecegi gibi, bir aksam namazi da ögleden önce veya sonra kilinabilir.
299- Kaza namazlari ile ugrasmak, nafile namazlari ile ugrasmaktan daha iyi ve daha önemlidir. Fakat farz namazlarin müekked olsun olmasin, sünnetleri bundan müstesnadir. Bu sünnetleri terk ederek bunlarin yerine kazaya niyet edilmesi daha iyi degildir. Bu sünnetlere niyet edilmesi evladir. Hatta kusluk ve tesbih namazlari gibi, haklarinda nakil bulunan nafile namazlar da böyledir. Bunlara da böyle nafile olarak niyet etmek evladir. Çünkü bu sünnetler, farz namazlari tamamlar, bunlarin yerine getirilmesi mümkün degildir. Kaza namazlarinin ise, muayyen vakitleri olmadigi için onlarin her zaman yerine getirilmesi mümkündür.
Bununla beraber namazlari kazaya birakmak günahtir. Bu günahdan mümkün oldugu kadar kurtulmak için sünnetleri feda etmek uygun olmaz. Böyle bir günahi isleyen kimsenin fazla ibadet ederek Allah'in bagislamasina siginmasi gerekirken, hakkinda Peygamber sefaatinin tecelli etmesine vesile olacak bir takim sünnet ve nafileleri terk etmek nasil uygun olabilir? Hem bir kisim vakit namazlarini kazaya birakmak, hem de diger bir kisim vakit namazlarini, kendilerini tamamlayan sünnetlerden ayirmak iki kat kusur olmaz mi? Buna aykiri olan bazi nakiller geçerli degildir. Bunlar kabul edilen fetvaya aykiridir. Hem sünnetleri, hem de kaza namazlarini kilmaya elverisli vakit bulamadiklarini iddia edenler bulunursa bunlar insafli bir iddiada bulunmus sayilmazlar. Bos yere en kiymetli zamanlarini harcayan insanlar, bilmem böyle bir iddiaya nasil kalkisabilir?..
(Iskat-i Salât bahsine bakilsin.)