Ezan ve Ikamet
144- Ezan, lûgatta bildirmek demektir. Seriat deyiminde, farz namazlar
için belli vakitlerde bilindigi sekilde okunan mübarek sözlerden
ibarettir. Ezan okuyana "Müezzin" denir.
Farz namazlar için ezan okumak, bu namazlarin kilinacagini ilan edip
bildirmek, kitab ve sünnetle sabittir. Fakat müslümanligin baslangicinda
bildigimiz sekilde ezan okunmazdi. Bir müddet, namaz vakti gelince: "Essalâte,
Essalâte = Namaza, namaza" veya: "Essalâtü camiatün
= Namaz toplayicidir," deniliyordu. Yani, namaz müslümanlarin
güzel bir toplum halinde yasamalarina vasitadir. Birtakim güzellikleri
ve sükür nevilerini kapsar diye çagirma yapilmisti. Peygamber
Efendimizin birinci hicret yilinda, Medine-i münevvere'de Hazret-i Peygamberin
Mescidi insa edilip tamamlanmisti. Ashab-i kiram muntazam bir halde toplanarak
cemaatla namaz kilmaya baslamislardi. Iste bu sirada Peygamber Efendimiz (sallallahu
aleyhi ve sellem) namaz vakitlerinin insanlara duyurulmasi konusunda arkadaslari
ile bu isi görüsmeye basladi. Sonunda ashabdan bazi zatlarin ayni
sekilde görmüs olduklari sadik rüyaya ve o rüyayi dogrulayan
bir vahye dayanarak bildigimiz gibi ezan okunmaya baslanmistir. Bu ezan erkekler
için vacib kuvvetinde bir müekked sünnettir. Müslümanligin
en büyük alametlerinden biridir. Peygamberimizin Hicreti bahsine bakilsin!...
Ezan araciligi ile halka hem namaz vakitleri, hem de namazlarin kilinacagi bildirilmis
oluyor. Ayrica namazin kurtulusa ve mutluluga sebeb olacagi da söylenmis
oluyor. Bununla beraber, bütün cihana karsi Islam dininin en kutsal
esaslari ilan edilmis bulunuyor.
Dogrusu yeryüzünde namaz vakitleri degisik saatlere rastlamaktadir.
Bu bakimdan hiç bir saat yoktur ki, Islam mabedlerinin yüksek minarelerinden
bütün insanliga Yüce Allah'in varligi, birligi, büyüklügü,
Peygamberimizin Risaleti, namazin kurtulusa ve mutluluga sebeb oldugu, yüksek
bir sesle ilan edilmis olmasin. Ne serefli bir hakka davet görevi!..
Ezan ve ikametle ilgili bazi hükümler vardir. Söyle ki:
1) Ezan su mübarek kelimelerden ibarettir.
"Allahü Ekber, Allahü Ekber, Allahü Ekber, Allahü Ekber...
Eshedü en lâ ilâhe illallah, Eshedü en lâ ilâhe
illallah.
Eshedü enne Muhammeden resûlullah, Eshedü enne Muhammeden resûlullah.
Hayye ale's salâh, hayye ale's-salâh.
Hayye alel-felâh, hayye alel-felâh.
Allahü Ekber, Allahü Ekber.
Lâ ilâhe illallah" ...
Memleketimizde bir müddet ezan yerinde ezanin su tercümesi okunmustur:
"Tanri uludur, Tanri Uludur, Tanri Uludur, Tanri Uludur
Sübhesiz bilirim bildiririm Tanridan baska yoktur tapacak, Sübhesiz
bilirim bildiririm Tanridan baska yoktur tapacak.
Sübhesiz bilirim bildiririm Tanrinin elçisidir Muhammed, Sübhesiz
bilirim bildiririm Tanrinin elçisidir Muhammed.
Haydin namaza, haydin namaza.
Haydin felâha, haydin felâha.
Tanri uludur, Tanri uludur.
Tanridan baska yoktur tapacak."
Sabah ezanlarinda: "Hayye alel-felâh"lardan sonra iki defa "Essalâtü
hayrün mine'n-nevm= Namaz uykudan hayirlidir, diye okunur.
2) Erkekler yalniz basina yahut cemaatle namaza durduklari zaman ikamet yapilir.
Ezan sözleri aynen okunur. Yalniz "Hayye alel-felâh"lardan
sonra yine iki kere: "Kad kametissalâh" denilir ki, namaz basladi
demektir.
Bir de ezanda, her cümle arasinda bir bekleme (sekte) yapilir, ikinci cümlelerde
ses biraz daha yükseltilir. Buna "Teressül, irtisal" denilir.
Ikamette ise duraklama yapilmaz. Sürekli okunur ki, buna "Hedir"
denir.
3) Her farz namaz için bir ezan ve bir ikamet mesrudur; yalniz cuma namazinda
iki ezan vardir. Bunun için bir camide ezan ve ikametle vakit namazi
usule göre kilindiktan sonra, tekrar cemaatle veya yalniz basina namaz
kilacak olanlarin o vakit namazi için ezan ve ikamet getirmelerine gerek
yoktur. Vitir, bayram, teravih ve diger nafile namazlarda ikamet yoktur.
4) Evde veya kirda kilinacak farz namazlar için hem ezan, hem de ikamet
getirmek daha faziletlidir. Yalniz ikametle de yetinilebilir. Fakat ezanla yetinmek
mekruhtur.
5) Bir namaz için daha vakti gelmeden ezan okumak caiz degildir. Böyle
okunan bir ezani iade etmek gerekir. Çünkü bununla namaz vaktinin
girmis oldugu haber verilmis olmuyor. Ancak Imam Ebû Yusuf ile üç
imama göre yalniz sabah namazi için vaktinden önce ezan okumak
caizdir.
6) Ezan ile ikamet arasini biraz ayirmak uygundur. Söyle ki: Aksam ezanindan
sonra üç kisa ayet okunacak kadar bir ara verilmeli, sonra ikamet
yapilmalidir. Diger vakitlerde ise, farz namazlarin iki rekatinde on iki ayet
okumak sarti ile namazin tamamlanmasi kadar bir zaman bekleme yapilmalidir.
7) Ezan ve ikamet, vakit namazlari için sünnet oldugu gibi, kaza
namazlari için de sünnettir. Çünkü ezan ile ikamet,
vakitlerin degil, namazlarin sünnetidirler.
8) Bir kisim kaza namazlari baska baska yerlerde kaza olarak kilinacaklari zaman,
her biri için ezan ve ikamet gerekir. Fakat bir yerde kaza edilecekleri
zaman her bir namaz için ezan ve ikamet daha faziletli ise de, ilk kaza
edilecek namaz için ezan ve ikamet getirdikten sonra, diger namazlar
için yalniz ikamet yeterlidir.
9) Ikamet ile namaz arasinda yemek-içmek veya yikanmak gibi bir is yapilsa,
ikameti tekrarlamak gerekir. Fakat ikamet getiren kimse, ikametten sonra sünnet
kilsa veya imam ikametten sonra hazir bulunsa, ikamet iade edilmez.
10) Müezzin olan sahsin sünneti bilen ve takvasi olan kimse olmasi
müstahabdir. Cahillerin ve fasiklarin ezan okumalari mekruhtur.
11) Sarhosun, delinin, bûlug çagina ermemis çocugun okuyacagi
ezani iade etmek mendub veya vacibdir. Akli yerinde olan bir çocugun
ezan okumasi da, bir rivayete göre mekruhtur.
12) Ezani oturarak okumak mekruhtur. Ancak kendisi için okuyacaksa keraheti
olmaz. Yolcudan baskasi için, hayvan üzerinde ezan okumak da mekruhtur.
13) Ezanda telhin (ezan kelimelerinin harflerini bozacak sekilde okumak) mekruhtur.
14) Kadinlarin, bunaklarin, cünüb olanlarin ezan okumalari veya ikamet
getirmeleri mekruhtur. Bunlarin ikametleri degilse de, ezanlari iade edilmelidir.
Çünkü ezanin tekrarlanmasi, cuma gününde oldugu gibi,
mesrudur. Abdestsiz kimselerin de ikamette bulunmalari mekruhtur.
15) Müezzin cemaatin haline bakmalidir. Cemaat bir namazin vaklinde kilinmasini
isledigi takdirde, hemen ikamette bulunmali, mahalle büyügünün
veya dengi kimselerin gelmesini beklememelidir. Çünkü bunda
riya, boyun egme ve cemaata eziyet verme vardir.
16) Müezzin ezan ve ikamet getirirken ayakta olarak kibleye yönelir.
"Hayye ales-salâh = Haydin namaza" derken sag tarafa, "Hayya
alel-felâh= Haydin felaha" derken de sol tarafa döner. Minarede
ise, duruma göre sag taraftan sol tarafa dogru dolasarak ezani bitirir.
Ezanda sesin yükselmesine yardimci olsun diye iki parmaginin uçlarini
iki kulagina tikar.
17) Sesi yükseltmek ve güzellestirmek gibi mesru bir özür
olmaksizin ikamet esnasinda bogazi temizlemek (tenehnuh) mekruhtur. Ezan ve
ikamet arasinda müezzinin konusmasi da mekruhtur, öyle ki, bu arada
kendisine verilecek olan bir selami da karsilamaz.
18) Ezan okunurken, ezani duyanlarin dinlemeleri ve konusmayi kesmeleri gerekir.
Kur'an okuyan kimsenin de durup ezani dinlemesi daha faziletlidir. Diger bir
görüse göre, camide veya kendi evinde Kur'an okumakta bulunan
kimse okuyusuna devam eder. Fakat kendi mahalle mescidinde ezan okununca onu
dinler. Bununla beraber ezan okunurken onu duyanlarin konusmalarinda bir kerahet
oldugu da söylenmektedir.
19) Ezan ve ikameti isiten kimsenin, müezzinin söylediklerini aynen
tekrarlamasi müstahabdir. Yalniz müezzin: "Hayye ales-salâh,
Hayyealelfelâh" dedigi zaman isiten bunlarin yerine: "Lâ
havle ve lâ kuvvete illa billah" (*) der. Sabah ezaninda da müezzin:
"Essalatü hayrün minennevm" deyince, isiten kimse: "Sadakte
ve berirte = Dogrusun, gerçegi söylemis bulunuyorsun" der.
Ezani isiten kimse cünüb dahi olsa, bu sekilde müezzine karsilikta
bulunur, çünkü bu bir övgüdür. Fakat hayiz ve
nifas hallerinde olan kadinlar bu ezan çagrisina karsilik vermezler;
çünkü onlardan namaz sorumlulugu düstügünden
sözle karsilikta bulunmak sorumlulugu da düsmüstür.
20) Ezani isiten kimse, birinci defa "Eshedü enne Muhammeden Resûlüllah"
denilince: "Sallallahu aleyke ya Resûlallah = Allah sana salât
etsin, ey Allah'in Peygamberi!" der. Ikinci defa müezzin tarafindan:
"Eshedü enne Muhammeden Resûlüllah" denilirken: "Karret
aynî bike, ya Resûlallah = Gözüm seninle aydin olsun,
ey Allah'in peygamberi!" der. Bunlari söylerken de, bas parmaklarinin
uçlarini öperek gözlerine sürer ki, bu müstahabdir.
Ikamette bu yapilmaz.
21) Ezani dinleyen bir müslüman, ezanin sonunda su duayi yapar.(**)
Çünkü bu duayi yapan kimse sefaata hak kazanir ve Peygamber
Efendimiz ona sefaat eder.
22) Bes vakit namazlar için ezan okunduktan sonra, ayrica cemaati namaza
çagirma maksadiyla "Vakti salâ" gibi bir ifade kullanilmasina
"Tesvîb", tekrar bildirme denir. Görülen ibadet gevseklikleri
için böyle bir uyarma yapilabilir. Böyle yapilmasini sonraki
alimler iyi görmüslerdir.
Sonuç: Ezan-i Muhammedi, müslümanligin en büyük güzelliklerinden
biridir. Müezzin olan zat, bütün aleme karsi Yüce Allah'in
varligini, birligini, Hazret-i Muhammed Efendimizin hak peygamber oldugunu ilan
eder. Bütün insanlari kurtulusa ve mutluluga çagirir. Bu bakimdan
pek hayirli bir insan demektir. Bunun için Peygamber Efendimiz söyle
buyurmustur: "Müezzin sesinin yetistigi yerlere kadar insan, cin ve
diger hiç bir sey yoktur ki, onu isitmis olsun da, kiyamet gününde
müezzin için güzel sehadette bulunmasin."
Diger bir hadis-i serifin anlami söyle: "Insanlarin kiyamette en uzun
boylusu müezzinlerdir."
Hazret-i Ömer (Radiyallahu Anh) söyle demistir: "Eger üzerimde
halifelik görevi olmasaydi, müezzinlik yapardim." Bütün
bunlar, müslümanlikla hakka hizmetin, Allah sözünü
yüceltmenin, hayri sevmenin ne kadar kiymetli ve serefli oldugunu göstermektedir.
(*) "Günahlardan sakinip dönmek ve itaata güçlü
bulunmak, ancak Yüce Allah'in korumasi ve yardimi ile olur."
(**) "Allahümme Rabbe hazihi'd-daveti't-tammeti vessalati'l-kaimeti
âti Muhammedenil-vesilete ve'l-fazilete ve'd-derecete'r-refiate veb'ashü
makamen Mahmudenillezi veadtehu. Inneke lâ tuhliful, mîad."
Anlami: "Allah'im! Ey bu tam davetin (mübarek ezanin) ve kilinmak
üzere bulunan namazin mukaddes Rabbi! Peygamberimiz Hazret-i Muhammed'e
vesileyi, fazileti ve yüksek dereceyi ihsan et. Onu, kendisine söz
verdigin "Makam-i Mahmud'a" eristir. Sübhesiz sen, sözünden
caymazsin."
Vesile'nin cennette yüksek bir makam oldugu, faziletin de yine yüksek
bir makam oldugu, Makam-i Mahmud'un ise, en büyük sefaat makami oldugu
ifade edilmektedir. Böyle bir duada bulunmak Resûl-ü Ekreme
muhabbetin ve ona saglam bagliligin bir nisanidir.