Imamlik ve Cemaat
145- Akli olan, bûlug çagina eren, hür olan ve zorluk çekmeksizin
topluca namaz kilmaya gücü yeten müslüman erkeklerin toplanip
cemaatle cuma namazini kilmalari farz, bayram namazlarini kilmalari vacibdir.
Diger farz namazlari cemaatle kilmalari ise, müekked sünnettir.
(Cuma namazindan baska farz namazlarin cemaatle kilinmasi, Malikîlere
ve bir kisim Safiîlere göre de bir müekked sünnettir, Imam
Ahmet ibni Hanbel ile Ebu Sevre ve Davudi Zahirî ile diger bazi müctehidlere
göre vacibdir. Bu halde bir sahsin tek basina namaz kilmasi haramdir. Ibni
Rüsd, Ibri Bisr ve bir kisim safiîlere göre ise, beldelerde
bir farzi kifayedir, her mescidde cemaatle namaz kilinmasi sünnettir. Bir
kimsenin özel olarak yalniz basina cemaatle namaz kilmasi da mendubdur.
Hanbeli fikih alimlerinin açiklamalarina göre, esasen cemaatle namaz,
ikamet ve sefer halinde vacib, hem de sünnet yerine getirilmis olur. Cemaatin
farzi ayn oldugunu söyleyenler de vardir.)
146- Islamda cemaatle namaz kilmaya büyük önem verilmistir. Büyük
sevaba ermek için ve ihtilaftan kurtulmak için cemaatle namaz
kilmaya devam etmelidir. Cemaat ne kadar çok olursa, fazilet de o derece
çogalmis olur. Cemaatle namaz kilmanin sevabi, yalniz basina namaz kilmanin
sevabindan yirmi yedi kat fazladir.
Cemaate devam, Islam nisanlarindan ve iman alametlerindendir. Cemaatle kilinan
namaz ile müslümanlarin birligi ve birbirine bagliligi gösterilmis
olur. Müslümanlar arasinda bir sevgi ve dayanisma duygusu uyanir,
bilmeyenler bilenlerden faydalanir, iyi kimselerin arkadasligi ile yapilan ibadetlerin
ve dualarin Allah yaninda kabule yakin olacagi daha ziyade umulur.
147- Cemaatle kilinan namazda, kendisine uyulan zata "Imam" denir.
Bu zatin bu görevine de "Imamet" denir. Imama uymayan, bir kimsenin
kendi namazini imamin namazina baglamasina "Iktida, ittiba" adi verilir.
Bu uyan kimseye de "Muktedi, müttabi, memum" gibi adlar verilmistir.
Kendi basina namaz kilana da "Münferid" denir.
148- Imametin baslica sartlari: Islâm, bulug, akil, erkek olmak, Kur'an
okuyabilmek ve özürden beri olmaktir. Bu sartlara sahib olmayanlar
imam olamazlar. Bu konu asagidaki meselelerden anlasilacaktir.
149- Cemaat arasinda imamete en yararli olan, sünneti en iyi bilen (fikih
bilgisi olan) kimsedir. Bunda esit olsalar, okuyusu daha güzel olandir.
Bunda da esit olsalar takvasi daha çok olandir (haramdan daha çok
kaçinandir). Bu üç vasifta esit olsalar, yasta büyük
olandir. Bunda da esit olsalar, ahlaki daha güzel olandir (yumusak huylu
ve daha çok haya sahibi olandir). Bu hususta da esit olsalar, yüzce,
sonra soyca, sonra sesçe, sonra elbise bakimindan temizlikçe güzel
olandir. Bunlarin hepsinde esitlik kabul edilecek olursa, aralarinda kur'a çekilir.
Bütün bunlar imamlik görevine verilen önemin büyüklügünü
gösterir. Bunun içindir ki bu görevi eskiden bulunduklari yerlerde
idareciler üzerlerine alirdi.
Bununla beraber cemaat arasinda ev sahibi veya o yerin görevli imami bulunursa,
bunlar tercih olunurlar, aranan vasiflari toplamis olmasalar bile yine tercih
edilirler.
Baskasinin evinde imam olacak kimse, ev sahibinin izni ile imamlik yapar. Baskasinin
evinde tek basina namaz kilacak olan kimse de, ev sahibinden izin istemelidir,
faziletli olan budur.
150- Fasikin (asikare haram isleyenin) ve bid'at sahibi olanin (din islerine
dinde olmayan seyleri karistiranin) imameti tahrimen mekruhtur. Çünkü
fasik din islerinde saygili bulunmaz, Imam Muhammed ile Imam Malike göre,
bunlara uymak esasen caiz degildir.
Bid'at sahibine "Mübtedi" denir ki, inanci sünnet ve cemaat
ehlinin inancina aykiri olan kimse demektir. Bid'at sahibine uymanin kerahetle
caiz olmasi, inanci küfre varmadigi takdirdedir. Eger inanci küfrü
gerektiriyorsa ona uymak bütün Hanefilerce de caiz olmaz. Sefaati,
kabir azabini ve hafaza meleklerini inkar etmek gibi...
151- Kölelerin ve babasi belli olmayanlarin imamligi mekruhtur. Çünkü
bunlarda cehalet daha fazla olur. Bilgili olduklari takdirde imamlik yapabilirler.
Iki gözü kör olan da imam olabilir. Fakat görür kimselerin
imamligi daha faziletlidir. Bununla beraber iki gözü görmeyenin
imamliginda kerahet oldugunu söyleyenler de vardir. Çünkü
bu kimse özürlüdür, elbisesinin temizligine fazla dikkat
etmeyebilir.
152- Erkeklerin kadinlara ve henüz bûlug çagina ermemis çocuklara
uyup namaz kilmasi caiz olmadigi gibi, akli yerinde olanin bunaga, Kur'an okuyucusunun
okuyamayan (ümmî) kimseye, kiraati olmayanin dilsize, elbisesi temiz
olanin elbisesi pis olana, avret yerleri kapali olanin açik bulunana,
özrü olmayanin özürlüye, bir özürlünün
özrü degisik baska bir özürlüye uymasi da caiz degildir.
Ancak özürleri bir olanlarin birbirlerine uymalari caizdir.
153- Kadinin kadina imamligi kerahetle caizdir. Eger kadinlar kendi aralarinda
cemaatle namaz kilacak olurlarsa, Imam olacak kadin aralarinda durur, onlarin
önüne geçmez. Bu öne geçme de mekruhtur.
154- Abdestte ayaklarini yikamis olan kimsenin ayaklarina mesih yapmis olan
kimseye, abdest alanin teyemmüm etmis olana, ayakta namaz kilanin oturarak
namaz kilana, boyu dik ve dogru olanin rukü derecesinde kanbur olana uymasi
(iktidasi) caizdir. Son üç sekildeki uymanin cevazina Imam Muhammed
muhaliftir.
155- Farz namaz kilanin nafile namaz kilana veya baska bir farz kilana uymasi
caiz degildir. Fakat nafile namaz kilanin farz namaz kilana uymasi caizdir.
Örnek: Öglenin farzini kilmis olan bir kimse, ögle namazini kildirmakta
olan imama uyacak olsa, bu ikinci defa kilacagi namaz bir nafile olarak caizdir.
156- Bir kimsenin, hakli olarak kendisinden hoslanmayan bir cemaate namaz kildirmasi
mekruhtur. Fakat hoslanmayacak bir durum veya imamliga daha ehliyetli bir kimse
yoksa, cemaatin hoslanmasina bakilmaz. Çünkü bu halde cemaatin
hoslanmamasi yersizdir.
157- Mezheb degisikligi iktidaya (uymaya) engel degildir. Yeter ki imam olan
zat, namazin sartlarina ve rükünlerine riayet etsin. Söyle ki:
Müslümanlarin fikih bakimindan mezhebleri degisik olsa da, esasta
bir olduklarindan birbirlerine uyabilirler. Bu hususta en faziletli olan, her
müslümanin kendi mezhebinde bulunan bir imama uymasidir. Bu olmayinca,
diger bir mezhebde bulunup da namazin farzlanna riayet eden herhangi bir imama
uyulmasi, yalniz basina namaz kilmaktan daha faziletlidir. Su kadar var ki,
bir müslim kendi mezhebine göre namazi bozacak bir seyin böyle
bir imamda bulundugunu görüp bilirse, ona uymasi sahih olmaz; bir
Hanefinin, burnundan kan aktigi halde abdestini yenilemeden imamliga geçen
bir Safiîye uymasi gibi...
(Malikî ve Hanbelî olanlara göre, namazin sihhati için
sart olan seylerde yalniz imamin mezhebine itibar olunur, uyanin (muktedinin)
mezhebine bakilmaz. Onun için, bir Malikî veya bir Hanbelî,
basinin tamamini meshetmemis olan Safiî veya Hanefî bir imama uysa
namazi sahih ulur. Çünkü böyle bir mesih, her ne kadar
Malikî ve Hanbelî mezheblerinde sahih degilse de, Hanefî ve
Safiî mezheblerinde sahihtir.)
158- Imam olan zat, cemaata nefret verecek seylerden sakinmalidir. Bir imamin
kiraati veya tesbihleri cemaati usandiracak derecede uzatmasi uygun degildir.
Burada sünnetin en az olan derecesi ile yetinmelidir. Çünkü
bu uzatma cemaata usanç verir, bu ise mekruhtur. Cemaatla kilinacak bir
namazin sevabi ziyadedir. Bu sevabtan baskalarini mahrum birakmaya sebebiyet
vermek uygun olmaz. Cemaatin uzatmaya razi olmalari halinde kerahet olmaz.
Bununla beraber cemaatin rüku ve secde tesbihlerini ve tesehhüdü
sünnet üzere tamamlamalarina meydan vermeyecek bir sekilde imamin
acele etmesi de mekruhtur. Cemaatin yetismesi için, imamin rüküu
uzatmasi da mekruhtur.
159- Imamin kendisine kolay gelen ayet ve süreleri okumasi vacibdir. Henüz
kuvvetlice ezberlememis oldugu ayetleri okumamali, cemaatin yardimci olmasina
meydan birakmamalidir. Söyle ki: imam bir ayette yanilir ve hatirlayamazsa
bakilir: Eger sünnet mikdari veya namazin caiz olacagi kadar okumus ise,
hemen rüküa gitmelidir, yanildigi yeri düzeltmeyi cemaatten beklememelidir.
Bu mikdar okumamis ise, baska bir ayete geçmelidir.
160- Imamin cemaatten en az bir arsin yüksekte veya alçak bir yerde
durup namaz kildirmasi mekruhtur. Kendisi ile beraber cemaattan bazi kimseler
bulunursa mekruh olmaz.
161- Imam ile muktedinin (imama uyanin) yerleri hükmen bir olmalidir. Aralarinda
yüksek boylu bir duvar olup imamin görülmesini veya sesinin istilmesini
engellese, o imama uymak sahih olmaz.
Yine, imam ile muktedi arasinda veya bir muktedi ile öndeki saf arasinda
uzaklik bulunsa bakilir: Eger namaz mescid disinda kiliniyorsa ve aradaki mesafe
bir saf baglanacak mikdardan az ise, imama uymak sahih olur. Fakat mesafe bundan
daha çok ise uymak sahih olmaz. Amma namaz mescid içinde kilinmakta
ise, aradaki uzaklik ne olursa olsun imama uymaya engel olmaz. Bununla beraber
bazi alimlere göre, Beytül-makdis gibi pek genis olan mescidlerde,
saflar arasinda baglanti olmaksizin mescidin en uzak bir yerinde durup imama
uyulmasi caiz degildir.
162- Imam hayvan üzerinde, imama uyan yaya bulunsa veya baska baska hayvanlara
veya gemilere binmis olsalar, yer degisikligi oldugundan imama uymak sahih olmaz.
Yine, camide veya baska bir yerde imam ile muktedi arasinda kayik geçecek
büyüklükle bir irmak veya araba yürüyecek genislikle
saflardan bos bir yol bulunsa, imama uymaya engel olur.
163- Cemaata kavusmak için kosa kosa yürümek mekruhtur, saygiya
aykiridir. Bu gibi davranislardan daima sakinmalidir.
164- Cemaatin birçok kisiden ibaret olmasi sart degildir. Bir kisi ile
de cemaatin fazileti elde edilir. Imama uyan kisinin bir kadin veya mümeyyiz
bir çocuk olmasi yeterlidir. Bunun için evde ailece cemaatla kilinan
namaz da, yalniz basina kilinan namazdan kat kat faziletlidir. Fakat bir özre
dayanmaksizin evde cemaakla namaz kilip camiye gitmemek bid'at ve mekruh sayilmaktadir.
Mescidlerde ve camilerde cemaatla kilinan namazlarin fazileti daha çoktur.
(146. maddeye bakilsin.)
165- Namazda imama uyan bir kisi ise, imamin saginda durur, iki ve daha çok
kimseler olunca, imamin arkasinda dururlar. Keraheti olmayan durus bu sekildedir.
Cemaatin imamdan ilerde durmasi ise caiz degildir. Bu hususta secde yeri degil,
ayaklarin yeri esas alinir. Cemaatin topuklarinin imamin ayak topuklarindan
ilerde olmamasi yeterlidir.
(Imam Malik'e göre, cemaatin imamdan önde durmasi mekruh ise de, namazin
cevazini engellemez.)
166- Muktedi (imama uyan kimse), imama uymayi niyet etmeli ve kildiklari farz
namaz ayni olmalidir. Bunun için bir kimse imama uymayi niyet etmeksizin
ona uysa veya kendisi ögle namazini kilmak istedigi halde imam ikindi namazini
kildirmakta bulunsa, bu iktidasi (imama uymasi) caiz olmaz.
167- Imamin sesi kafi gelmezse, cemaatten biri tarafindan iftitah ve intikal
tekbirleri yüksek sesle alinir ve rüküdan kalkarken de "Rabbena
ve lekel-hamd" denilir, yüksek sesle yine selam verilir. Bu bir teblig,
bir bildirimdir. Ancak tekbirler alinirken iftitah ve intikal tekbirleri olarak
alinmalidir, yalniz bildirme için alinmamalidir. Eger ilk tekbir ile
namaza baslamaya niyet edilmez ise, bunu alan namaza baslamis olmaz. Digerleri
de tesbih, tahmid ve intikal tekbirleri olarak alinmazsa, sevabdan mahrum olmayi
gerektirir, imamin sesi yettigi takdirde bu teblige gerek kalmayacagindan, bu
teblig isi mekruh olur. Buna müezzin olanlar dikkat etmelidirler.
168- Imam birinci selami ikinci selamdan daha yüksek sesle alir ki, bu
onun için bir sünnettir. Çünkü yüksek sesle
alinmasi cemaata bir bildiridir. Bu bildiriye ihtiyaç ise, daha çok
birinci selamda görülür.
169- Imam selam verince, muktedi de tesehhüdü bitirmis ise selam verir.
Salat-Selam ve duayi bitirmek için selam vermeyi geciktirmez. Tesehhüdü
bitirmeden selam vermesi de caizdir.
170- Imam namazdan sonra iki tarafa selam verirken "Aleyküm"
sözü ile Hafaza meleklerini ve bütün cemaati kasdeder. Cemaattan
her biri de sag tarafa selam verirken o taraftaki meleklerle cemaati ve imam
eger o tarafta veya kendi hizasinda ise imami da kasdeder. Sol tarafa selam
verirken de o taraftaki meleklerle cemaati ve imam o tarafta ise imami kasdederek
onlara selam vermis olur. Yalniz basina namaz kilanlar da bu selam ile yalniz
Hafaza meleklerini kasdederler.
171- Cemaat selamdan sonra: "Allahümme entesselâmü ve minkesselâm,
tebarekte ya zelcelâli vel-ikram" (*) cümlesi okununcaya kadar
yerlerinde dururlar. Sonra yerlerinden kalkip sünneti veya duayi baska
uygun bir yerde tamamlarlar. Bundan ziyade yerlerinde durmalari kerahete girer.
Farzdan sonra saffi bozmalari müstahabtir. Bunu yapmakla sonradan gelenler
namazin tamamlanmis oldugunu anlarlar.
172- Imam selam verince bakilir: Eger namaz tamamlanmissa, imam serbesttir.
Dilerse sag tarafina, dilerse sol tarafina döner. Böylece kibleyi
sag veya sol tarafina alir ve öylece oturur. Dilerse çikip isine
gidebilir. Eger karsisinda namaz kilan yoksa, diledigi takdirde cemaate dogru
döner. Namaz kilanin yüzüne karsi dönüp durmaz; çünkü
namaz kilanin yüzüne karsi oturmak mekruhtur. Fakat namaz bitmis olmayip,
kilinacak sünnet bulunursa, imam "Allahümme entesselâmü
ve minkesselâm" denilinceye kadar yerinde durur, sonra kalkar ve
saga, sola, ileriye veya geriye çekilerek o sünnet namazi kilar.
Eger kendisi baska bir seyle ugrasmayacaksa, bu sünneti gidip evinde kilabilir.
Çünkü sünnetlerin evde kilinmasi daha faziletlidir. Ancak
cemaat imam hakkinda kötü bir zan besleyecekleri düsüncesi
varsa, sünnetleri eve gitmeden kilmalidir.
173- Yalniz basina namaz kilanlara gelince, bunlar farz namazlari kildiklari
yerde durabilirler ve sünnetleri de orada kilabilirler. Bununla beraber
nafile namazlari baska bir tarafa çekilip kilmalari daha güzeldir.
174- Cemaat, kiyam rükü, secde gibi yapilmasi gerekli rükünlerde,
Sübhaneke ile Tesbihat ve Tahiyyat gibi dua ve zikirlerde imama uyarak
bunlari yaparlar. Fakat sözle yerine getirilmesi gereken kiraat rüknünde
imama uymaz, imamin asikare okudugu Kur'ani dinler ve susar.
Bu Imami Azam ile Imam Ebû Yusuf'a göredir. Bu iki zata göre,
asikare okunan namazlarda cemaatin okumasi tahrimen (harama yakin) mekruh oldugu
gibi, gizli okunan namazlarda da cemaatin okumasi böylece mekruhtur. Imam
cemaate öncülük etmektedir. Bunun için imamin okumasi,
cemaatin da okumasi demektir. Nitekim bir hadis-i serifte buyurulmustur:
"Kimin imami varsa, imamin okuyusu o kimse için de okuyustur"
Fakat Imam Muhammed, gizlice kiraat yapilan namazlarda cemaatin da kiraat yapmasini
caiz görmüstür.
(Imam Malik'e göre, gizlice Kur'an okunan namazlarda muktedi (imama uyan)
da gizlice okur; bu müstahsendir. Imam Ahmed'e göre, gizlice okunan
namazlarda muktedi de gizlice okur. Bundan baska imamin namazlarda asikare okuyusunu
cemaatten herhangi biri isitmezse, o da kiraatta bulunur, bu vacibdir. Fakat
isitirse, okumasi caiz olmaz, imami dinlemesi gerekir. Imam Safîî'ye
göre de, gizlice Kur'an okunan namazlarda muktedi, Fatiha'dan baska ayetler
de okur. Asikare kiraat yapilan namazlarda ise, eger rek'ati kaçirmayacaksa,
yalniz Fatihayi gizlice okur.)
175- Imam namaza baslamak için tekbir alirken ellerini yukari kaldirmasa,
Sübhaneke'yi okumasa, rükü ve secde tekbirlerini almasa ve bunlardaki
tesbihleri söylemese, "Semiallahu limen hamideh" demeyi, tahiyyati
ve selami terk etse veya tesrik tekbirini getirmese, cemaat bunlari yapar. Bu
dokuz seyde cemaat imama uymaz.
Imam Muhammed'e göre imam, "Sübhaneke'yi terk edip Fatiha'yi
okuduktan sonra sûreye baslamis olsa, artik cemaat da "Sübhaneke"yi
okumaz.
176- Imam kunut duasini, bayram tekbirlerini, birinci oturusu, tilavet secdesini,
sehiv secdesini terk etmis olursa, cemaat da terkeder. Imam bir secde fazla
yapsa veya bayram tekbirlerini ashabi kiramdan rivayet edilen mikdardan ziyade
alsa veya cenaze namazinda dörtten fazla tekbir getirse veya yanilarak
besinci rekata kalksa, cemaat bu islerde imama uymaz. Imam besinci rekata kalktigi
zaman bakilir: Eger imam dördüncü rekattan sonra oturus (ka'de)
yapmissa, cemaat oturarak bekler, imam hemen dönüp tesehhüdü
iade etmeksizin selam verirse, cemaat da onunla beraber selam verir. Fakat imam
kalktigi besinci rekat için secdeye varirsa, cemaat kendi basina selam
verip namazdan çikar. Eger imam dördüncü rekatin arkasindan
oturus (ka'de) yapmamis ise, cemaat yine bekler. Eger imam hemen kiyamdan ka'deye
dönüp ondan sonra selam verirse, cemaat da onunla beraber selam verir.
Fakat imam besinci rekati secde ile baglarsa, hepsinin namazi bozulmus olur.
Bu durumda cemaatin yalniz basina tesehhüdü yapip selam vermesi fayda
vermez.
177- Vitir namazinda, cemaat daha Kunut duasini bitirmeden imam rüküa
varsa, cemaat da varir. Ancak Kunut duasindan henüz hiç bir sey
okumamis olsalar, imam ile rüküda bulunmayi kaçirmayacak sekilde
bir mikdar okurlar.
178- Imam (vitirde) kunut duasini unutup rüküa gittigi halde, cemaat
ona uymamakla imam basini kaldirip kunut duasini okuduktan sonra tekrar rüküa
gitmekle cemaat da ona uymus olsalar cemaatin namazi bozulur.
179- Cemaatla kilinan namazlarda saflarin düzgün olmasina, aralarinda
açiklik bulunmamasina dikkat edilir. Imam olan zat da buna dikkat edip
cemaati uyarir. Saflarin en faziletlisi birinci saftir. Sonra sirasi ile arkaya
dogru fazilet azalarak gider. Imama yakin bulunmanin fazileti pek çoktur.
180- Cemaatten birinin saf arkasinda yalniz basina durup imama uymasi mekruhtur.
Ancak saflar arasinda duracak bir yer bulamazsa, o zaman kerahet olmaz.
181- Imami rüku halinde bulan kimse, imama uymak için ilk saflara
gittigi takdirde rekati kaçiracagindan korkarsa, son safa geçerek
imama uyar, saflardan birine katilmaksizin tek basina yalnizca bir yerde durup
imama uymaz; rekat kaçirilacak olsa bile...
182- Namaz kilanin önünden geçmek mekruhtur. Ancak önünde
bir perde, agaç, direk benzeri bir engel bulunursa mekruh olmaz. Bu kerahiyet,
kirlarda, büyük mescidlerde namaz kilanin secde edecegi yerden geçmek
halindedir. Çünkü böyle büyük ve açik
yerlerde namaz kilanin önünden hiç geçilmemesinde güçlük
vardir. Evlerde ve küçük mescidlerde ise, namaz kilanin mutlak
surette önünden geçmekle kerahet meydana gelir.
Imamin karsisinda bulunan sütre (duvar gibi bir engel), cemaat için
de yeterlidir. Daha önce bu açiklanmisti.
183- Yüksek veya asagi bir yerde namaz kilanin önünden geçildigi
takdirde bakilir: Eger geçen kimse ile namaz kilanin bazi azalari arasinda
bir hizaya gelme ve karsilasma olursa, geçen kimse günah islemis
olur; degilse olmaz. Bununla beraber hiç bir zaman namaz bozulmaz.
Bir görüse göre, geçenin asagi yarisi, namaz kilanin yukari
yarisina gelecek sekilde karsilasma olsa yine kerahet olur; yerde namaz kilanin
önünden ata binmis bir kimsenin geçmis olmasi gibi...
184- Imam abdestsiz olarak namaz kildirdigini, cemaat dagildiktan sonra anlamis
olursa, mümkün oldugu kadar bunu cemaate duyurmasi gerekir. Bir diger
görüse göre de, cemaata bildirmek gerekmez.
185- Bir imamin tasradaki akrabasini görmek için, bir zaruret veya
dinlenmek için yilda bir hafta kadar imamlik hizmetini birakmasi adete
ve seriata göre hakkidir.
186- Bir özür bulunmadikça cemaata devam etmelidir. Devam edilmemesini
mubah kilacak özürler, teyemmümü mubah kilacak derecede
olan hastaliklardir. Felce ugramak, yürüyemeyecek kadar yasli olmak,
kör olmak, haksiz yere saldiriya ugramaktan korkmak, siddetli yagmur ve
çamur bulunmak, soguk ve karanlik hali olmak, hizmet etmeye mecbur oldugu
ve ayrildigi zaman zarar görecegi bir hasta bulunmak, yolculuga çikma
hazirligi ile ugrasmak gibi sebeblerdir. Din ilimleri ile ugrasip kitab yazmak,
fikih ögrenip ögretmek de, bu özürlerden sayilir. Bununla
beraber devamli olarak, bu mesguliyet yüzünden, cemaati terk etmek
dogru degildir.
Yalniz gevseklik ve tenbellik yüzünden cemaati terk edip duran kimse,
cezaya hak kazanir, sahidligi kabul edilmez. Imam bid'at ehlinden oldugu için
cemaati terk eden kimse ise, cezaya hak kazanmaz. Cemaata devam etmek istedigi
halde, hakli bir özürden dolayi muntazam bir sekilde devamdan mahrum
kalan kimse de, niyetine göre cemaat sevabina kavusur.
(*) "Allah'im! Sen selamsin ve selam sendendir. (Bütün
noksanliklardan berisin. Dünya ve ahiret selameti de ancak senin yardiminla
olur. Sen mukaddessin), ey celal ve ikram sahibi olan (Rabbim! )..."