Imamlik ve Cemaat



145- Akli olan, bûlug çagina eren, hür olan ve zorluk çekmeksizin topluca namaz kilmaya gücü yeten müslüman erkeklerin toplanip cemaatle cuma namazini kilmalari farz, bayram namazlarini kilmalari vacibdir. Diger farz namazlari cemaatle kilmalari ise, müekked sünnettir.
(Cuma namazindan baska farz namazlarin cemaatle kilinmasi, Malikîlere ve bir kisim Safiîlere göre de bir müekked sünnettir, Imam Ahmet ibni Hanbel ile Ebu Sevre ve Davudi Zahirî ile diger bazi müctehidlere göre vacibdir. Bu halde bir sahsin tek basina namaz kilmasi haramdir. Ibni Rüsd, Ibri Bisr ve bir kisim safiîlere göre ise, beldelerde bir farzi kifayedir, her mescidde cemaatle namaz kilinmasi sünnettir. Bir kimsenin özel olarak yalniz basina cemaatle namaz kilmasi da mendubdur. Hanbeli fikih alimlerinin açiklamalarina göre, esasen cemaatle namaz, ikamet ve sefer halinde vacib, hem de sünnet yerine getirilmis olur. Cemaatin farzi ayn oldugunu söyleyenler de vardir.)
146- Islamda cemaatle namaz kilmaya büyük önem verilmistir. Büyük sevaba ermek için ve ihtilaftan kurtulmak için cemaatle namaz kilmaya devam etmelidir. Cemaat ne kadar çok olursa, fazilet de o derece çogalmis olur. Cemaatle namaz kilmanin sevabi, yalniz basina namaz kilmanin sevabindan yirmi yedi kat fazladir.
Cemaate devam, Islam nisanlarindan ve iman alametlerindendir. Cemaatle kilinan namaz ile müslümanlarin birligi ve birbirine bagliligi gösterilmis olur. Müslümanlar arasinda bir sevgi ve dayanisma duygusu uyanir, bilmeyenler bilenlerden faydalanir, iyi kimselerin arkadasligi ile yapilan ibadetlerin ve dualarin Allah yaninda kabule yakin olacagi daha ziyade umulur.
147- Cemaatle kilinan namazda, kendisine uyulan zata "Imam" denir. Bu zatin bu görevine de "Imamet" denir. Imama uymayan, bir kimsenin kendi namazini imamin namazina baglamasina "Iktida, ittiba" adi verilir. Bu uyan kimseye de "Muktedi, müttabi, memum" gibi adlar verilmistir. Kendi basina namaz kilana da "Münferid" denir.
148- Imametin baslica sartlari: Islâm, bulug, akil, erkek olmak, Kur'an okuyabilmek ve özürden beri olmaktir. Bu sartlara sahib olmayanlar imam olamazlar. Bu konu asagidaki meselelerden anlasilacaktir.
149- Cemaat arasinda imamete en yararli olan, sünneti en iyi bilen (fikih bilgisi olan) kimsedir. Bunda esit olsalar, okuyusu daha güzel olandir. Bunda da esit olsalar takvasi daha çok olandir (haramdan daha çok kaçinandir). Bu üç vasifta esit olsalar, yasta büyük olandir. Bunda da esit olsalar, ahlaki daha güzel olandir (yumusak huylu ve daha çok haya sahibi olandir). Bu hususta da esit olsalar, yüzce, sonra soyca, sonra sesçe, sonra elbise bakimindan temizlikçe güzel olandir. Bunlarin hepsinde esitlik kabul edilecek olursa, aralarinda kur'a çekilir. Bütün bunlar imamlik görevine verilen önemin büyüklügünü gösterir. Bunun içindir ki bu görevi eskiden bulunduklari yerlerde idareciler üzerlerine alirdi.
Bununla beraber cemaat arasinda ev sahibi veya o yerin görevli imami bulunursa, bunlar tercih olunurlar, aranan vasiflari toplamis olmasalar bile yine tercih edilirler.
Baskasinin evinde imam olacak kimse, ev sahibinin izni ile imamlik yapar. Baskasinin evinde tek basina namaz kilacak olan kimse de, ev sahibinden izin istemelidir, faziletli olan budur.
150- Fasikin (asikare haram isleyenin) ve bid'at sahibi olanin (din islerine dinde olmayan seyleri karistiranin) imameti tahrimen mekruhtur. Çünkü fasik din islerinde saygili bulunmaz, Imam Muhammed ile Imam Malike göre, bunlara uymak esasen caiz degildir.
Bid'at sahibine "Mübtedi" denir ki, inanci sünnet ve cemaat ehlinin inancina aykiri olan kimse demektir. Bid'at sahibine uymanin kerahetle caiz olmasi, inanci küfre varmadigi takdirdedir. Eger inanci küfrü gerektiriyorsa ona uymak bütün Hanefilerce de caiz olmaz. Sefaati, kabir azabini ve hafaza meleklerini inkar etmek gibi...
151- Kölelerin ve babasi belli olmayanlarin imamligi mekruhtur. Çünkü bunlarda cehalet daha fazla olur. Bilgili olduklari takdirde imamlik yapabilirler. Iki gözü kör olan da imam olabilir. Fakat görür kimselerin imamligi daha faziletlidir. Bununla beraber iki gözü görmeyenin imamliginda kerahet oldugunu söyleyenler de vardir. Çünkü bu kimse özürlüdür, elbisesinin temizligine fazla dikkat etmeyebilir.
152- Erkeklerin kadinlara ve henüz bûlug çagina ermemis çocuklara uyup namaz kilmasi caiz olmadigi gibi, akli yerinde olanin bunaga, Kur'an okuyucusunun okuyamayan (ümmî) kimseye, kiraati olmayanin dilsize, elbisesi temiz olanin elbisesi pis olana, avret yerleri kapali olanin açik bulunana, özrü olmayanin özürlüye, bir özürlünün özrü degisik baska bir özürlüye uymasi da caiz degildir. Ancak özürleri bir olanlarin birbirlerine uymalari caizdir.
153- Kadinin kadina imamligi kerahetle caizdir. Eger kadinlar kendi aralarinda cemaatle namaz kilacak olurlarsa, Imam olacak kadin aralarinda durur, onlarin önüne geçmez. Bu öne geçme de mekruhtur.
154- Abdestte ayaklarini yikamis olan kimsenin ayaklarina mesih yapmis olan kimseye, abdest alanin teyemmüm etmis olana, ayakta namaz kilanin oturarak namaz kilana, boyu dik ve dogru olanin rukü derecesinde kanbur olana uymasi (iktidasi) caizdir. Son üç sekildeki uymanin cevazina Imam Muhammed muhaliftir.
155- Farz namaz kilanin nafile namaz kilana veya baska bir farz kilana uymasi caiz degildir. Fakat nafile namaz kilanin farz namaz kilana uymasi caizdir. Örnek: Öglenin farzini kilmis olan bir kimse, ögle namazini kildirmakta olan imama uyacak olsa, bu ikinci defa kilacagi namaz bir nafile olarak caizdir.
156- Bir kimsenin, hakli olarak kendisinden hoslanmayan bir cemaate namaz kildirmasi mekruhtur. Fakat hoslanmayacak bir durum veya imamliga daha ehliyetli bir kimse yoksa, cemaatin hoslanmasina bakilmaz. Çünkü bu halde cemaatin hoslanmamasi yersizdir.
157- Mezheb degisikligi iktidaya (uymaya) engel degildir. Yeter ki imam olan zat, namazin sartlarina ve rükünlerine riayet etsin. Söyle ki: Müslümanlarin fikih bakimindan mezhebleri degisik olsa da, esasta bir olduklarindan birbirlerine uyabilirler. Bu hususta en faziletli olan, her müslümanin kendi mezhebinde bulunan bir imama uymasidir. Bu olmayinca, diger bir mezhebde bulunup da namazin farzlanna riayet eden herhangi bir imama uyulmasi, yalniz basina namaz kilmaktan daha faziletlidir. Su kadar var ki, bir müslim kendi mezhebine göre namazi bozacak bir seyin böyle bir imamda bulundugunu görüp bilirse, ona uymasi sahih olmaz; bir Hanefinin, burnundan kan aktigi halde abdestini yenilemeden imamliga geçen bir Safiîye uymasi gibi...
(Malikî ve Hanbelî olanlara göre, namazin sihhati için sart olan seylerde yalniz imamin mezhebine itibar olunur, uyanin (muktedinin) mezhebine bakilmaz. Onun için, bir Malikî veya bir Hanbelî, basinin tamamini meshetmemis olan Safiî veya Hanefî bir imama uysa namazi sahih ulur. Çünkü böyle bir mesih, her ne kadar Malikî ve Hanbelî mezheblerinde sahih degilse de, Hanefî ve Safiî mezheblerinde sahihtir.)
158- Imam olan zat, cemaata nefret verecek seylerden sakinmalidir. Bir imamin kiraati veya tesbihleri cemaati usandiracak derecede uzatmasi uygun degildir. Burada sünnetin en az olan derecesi ile yetinmelidir. Çünkü bu uzatma cemaata usanç verir, bu ise mekruhtur. Cemaatla kilinacak bir namazin sevabi ziyadedir. Bu sevabtan baskalarini mahrum birakmaya sebebiyet vermek uygun olmaz. Cemaatin uzatmaya razi olmalari halinde kerahet olmaz.
Bununla beraber cemaatin rüku ve secde tesbihlerini ve tesehhüdü sünnet üzere tamamlamalarina meydan vermeyecek bir sekilde imamin acele etmesi de mekruhtur. Cemaatin yetismesi için, imamin rüküu uzatmasi da mekruhtur.
159- Imamin kendisine kolay gelen ayet ve süreleri okumasi vacibdir. Henüz kuvvetlice ezberlememis oldugu ayetleri okumamali, cemaatin yardimci olmasina meydan birakmamalidir. Söyle ki: imam bir ayette yanilir ve hatirlayamazsa bakilir: Eger sünnet mikdari veya namazin caiz olacagi kadar okumus ise, hemen rüküa gitmelidir, yanildigi yeri düzeltmeyi cemaatten beklememelidir. Bu mikdar okumamis ise, baska bir ayete geçmelidir.
160- Imamin cemaatten en az bir arsin yüksekte veya alçak bir yerde durup namaz kildirmasi mekruhtur. Kendisi ile beraber cemaattan bazi kimseler bulunursa mekruh olmaz.
161- Imam ile muktedinin (imama uyanin) yerleri hükmen bir olmalidir. Aralarinda yüksek boylu bir duvar olup imamin görülmesini veya sesinin istilmesini engellese, o imama uymak sahih olmaz.
Yine, imam ile muktedi arasinda veya bir muktedi ile öndeki saf arasinda uzaklik bulunsa bakilir: Eger namaz mescid disinda kiliniyorsa ve aradaki mesafe bir saf baglanacak mikdardan az ise, imama uymak sahih olur. Fakat mesafe bundan daha çok ise uymak sahih olmaz. Amma namaz mescid içinde kilinmakta ise, aradaki uzaklik ne olursa olsun imama uymaya engel olmaz. Bununla beraber bazi alimlere göre, Beytül-makdis gibi pek genis olan mescidlerde, saflar arasinda baglanti olmaksizin mescidin en uzak bir yerinde durup imama uyulmasi caiz degildir.
162- Imam hayvan üzerinde, imama uyan yaya bulunsa veya baska baska hayvanlara veya gemilere binmis olsalar, yer degisikligi oldugundan imama uymak sahih olmaz.
Yine, camide veya baska bir yerde imam ile muktedi arasinda kayik geçecek büyüklükle bir irmak veya araba yürüyecek genislikle saflardan bos bir yol bulunsa, imama uymaya engel olur.
163- Cemaata kavusmak için kosa kosa yürümek mekruhtur, saygiya aykiridir. Bu gibi davranislardan daima sakinmalidir.
164- Cemaatin birçok kisiden ibaret olmasi sart degildir. Bir kisi ile de cemaatin fazileti elde edilir. Imama uyan kisinin bir kadin veya mümeyyiz bir çocuk olmasi yeterlidir. Bunun için evde ailece cemaatla kilinan namaz da, yalniz basina kilinan namazdan kat kat faziletlidir. Fakat bir özre dayanmaksizin evde cemaakla namaz kilip camiye gitmemek bid'at ve mekruh sayilmaktadir. Mescidlerde ve camilerde cemaatla kilinan namazlarin fazileti daha çoktur. (146. maddeye bakilsin.)
165- Namazda imama uyan bir kisi ise, imamin saginda durur, iki ve daha çok kimseler olunca, imamin arkasinda dururlar. Keraheti olmayan durus bu sekildedir. Cemaatin imamdan ilerde durmasi ise caiz degildir. Bu hususta secde yeri degil, ayaklarin yeri esas alinir. Cemaatin topuklarinin imamin ayak topuklarindan ilerde olmamasi yeterlidir.
(Imam Malik'e göre, cemaatin imamdan önde durmasi mekruh ise de, namazin cevazini engellemez.)
166- Muktedi (imama uyan kimse), imama uymayi niyet etmeli ve kildiklari farz namaz ayni olmalidir. Bunun için bir kimse imama uymayi niyet etmeksizin ona uysa veya kendisi ögle namazini kilmak istedigi halde imam ikindi namazini kildirmakta bulunsa, bu iktidasi (imama uymasi) caiz olmaz.
167- Imamin sesi kafi gelmezse, cemaatten biri tarafindan iftitah ve intikal tekbirleri yüksek sesle alinir ve rüküdan kalkarken de "Rabbena ve lekel-hamd" denilir, yüksek sesle yine selam verilir. Bu bir teblig, bir bildirimdir. Ancak tekbirler alinirken iftitah ve intikal tekbirleri olarak alinmalidir, yalniz bildirme için alinmamalidir. Eger ilk tekbir ile namaza baslamaya niyet edilmez ise, bunu alan namaza baslamis olmaz. Digerleri de tesbih, tahmid ve intikal tekbirleri olarak alinmazsa, sevabdan mahrum olmayi gerektirir, imamin sesi yettigi takdirde bu teblige gerek kalmayacagindan, bu teblig isi mekruh olur. Buna müezzin olanlar dikkat etmelidirler.
168- Imam birinci selami ikinci selamdan daha yüksek sesle alir ki, bu onun için bir sünnettir. Çünkü yüksek sesle alinmasi cemaata bir bildiridir. Bu bildiriye ihtiyaç ise, daha çok birinci selamda görülür.
169- Imam selam verince, muktedi de tesehhüdü bitirmis ise selam verir. Salat-Selam ve duayi bitirmek için selam vermeyi geciktirmez. Tesehhüdü bitirmeden selam vermesi de caizdir.
170- Imam namazdan sonra iki tarafa selam verirken "Aleyküm" sözü ile Hafaza meleklerini ve bütün cemaati kasdeder. Cemaattan her biri de sag tarafa selam verirken o taraftaki meleklerle cemaati ve imam eger o tarafta veya kendi hizasinda ise imami da kasdeder. Sol tarafa selam verirken de o taraftaki meleklerle cemaati ve imam o tarafta ise imami kasdederek onlara selam vermis olur. Yalniz basina namaz kilanlar da bu selam ile yalniz Hafaza meleklerini kasdederler.
171- Cemaat selamdan sonra: "Allahümme entesselâmü ve minkesselâm, tebarekte ya zelcelâli vel-ikram" (*) cümlesi okununcaya kadar yerlerinde dururlar. Sonra yerlerinden kalkip sünneti veya duayi baska uygun bir yerde tamamlarlar. Bundan ziyade yerlerinde durmalari kerahete girer. Farzdan sonra saffi bozmalari müstahabtir. Bunu yapmakla sonradan gelenler namazin tamamlanmis oldugunu anlarlar.
172- Imam selam verince bakilir: Eger namaz tamamlanmissa, imam serbesttir. Dilerse sag tarafina, dilerse sol tarafina döner. Böylece kibleyi sag veya sol tarafina alir ve öylece oturur. Dilerse çikip isine gidebilir. Eger karsisinda namaz kilan yoksa, diledigi takdirde cemaate dogru döner. Namaz kilanin yüzüne karsi dönüp durmaz; çünkü namaz kilanin yüzüne karsi oturmak mekruhtur. Fakat namaz bitmis olmayip, kilinacak sünnet bulunursa, imam "Allahümme entesselâmü ve minkesselâm" denilinceye kadar yerinde durur, sonra kalkar ve saga, sola, ileriye veya geriye çekilerek o sünnet namazi kilar. Eger kendisi baska bir seyle ugrasmayacaksa, bu sünneti gidip evinde kilabilir. Çünkü sünnetlerin evde kilinmasi daha faziletlidir. Ancak cemaat imam hakkinda kötü bir zan besleyecekleri düsüncesi varsa, sünnetleri eve gitmeden kilmalidir.
173- Yalniz basina namaz kilanlara gelince, bunlar farz namazlari kildiklari yerde durabilirler ve sünnetleri de orada kilabilirler. Bununla beraber nafile namazlari baska bir tarafa çekilip kilmalari daha güzeldir.
174- Cemaat, kiyam rükü, secde gibi yapilmasi gerekli rükünlerde, Sübhaneke ile Tesbihat ve Tahiyyat gibi dua ve zikirlerde imama uyarak bunlari yaparlar. Fakat sözle yerine getirilmesi gereken kiraat rüknünde imama uymaz, imamin asikare okudugu Kur'ani dinler ve susar.
Bu Imami Azam ile Imam Ebû Yusuf'a göredir. Bu iki zata göre, asikare okunan namazlarda cemaatin okumasi tahrimen (harama yakin) mekruh oldugu gibi, gizli okunan namazlarda da cemaatin okumasi böylece mekruhtur. Imam cemaate öncülük etmektedir. Bunun için imamin okumasi, cemaatin da okumasi demektir. Nitekim bir hadis-i serifte buyurulmustur:
"Kimin imami varsa, imamin okuyusu o kimse için de okuyustur" Fakat Imam Muhammed, gizlice kiraat yapilan namazlarda cemaatin da kiraat yapmasini caiz görmüstür.
(Imam Malik'e göre, gizlice Kur'an okunan namazlarda muktedi (imama uyan) da gizlice okur; bu müstahsendir. Imam Ahmed'e göre, gizlice okunan namazlarda muktedi de gizlice okur. Bundan baska imamin namazlarda asikare okuyusunu cemaatten herhangi biri isitmezse, o da kiraatta bulunur, bu vacibdir. Fakat isitirse, okumasi caiz olmaz, imami dinlemesi gerekir. Imam Safîî'ye göre de, gizlice Kur'an okunan namazlarda muktedi, Fatiha'dan baska ayetler de okur. Asikare kiraat yapilan namazlarda ise, eger rek'ati kaçirmayacaksa, yalniz Fatihayi gizlice okur.)
175- Imam namaza baslamak için tekbir alirken ellerini yukari kaldirmasa, Sübhaneke'yi okumasa, rükü ve secde tekbirlerini almasa ve bunlardaki tesbihleri söylemese, "Semiallahu limen hamideh" demeyi, tahiyyati ve selami terk etse veya tesrik tekbirini getirmese, cemaat bunlari yapar. Bu dokuz seyde cemaat imama uymaz.
Imam Muhammed'e göre imam, "Sübhaneke'yi terk edip Fatiha'yi okuduktan sonra sûreye baslamis olsa, artik cemaat da "Sübhaneke"yi okumaz.
176- Imam kunut duasini, bayram tekbirlerini, birinci oturusu, tilavet secdesini, sehiv secdesini terk etmis olursa, cemaat da terkeder. Imam bir secde fazla yapsa veya bayram tekbirlerini ashabi kiramdan rivayet edilen mikdardan ziyade alsa veya cenaze namazinda dörtten fazla tekbir getirse veya yanilarak besinci rekata kalksa, cemaat bu islerde imama uymaz. Imam besinci rekata kalktigi zaman bakilir: Eger imam dördüncü rekattan sonra oturus (ka'de) yapmissa, cemaat oturarak bekler, imam hemen dönüp tesehhüdü iade etmeksizin selam verirse, cemaat da onunla beraber selam verir. Fakat imam kalktigi besinci rekat için secdeye varirsa, cemaat kendi basina selam verip namazdan çikar. Eger imam dördüncü rekatin arkasindan oturus (ka'de) yapmamis ise, cemaat yine bekler. Eger imam hemen kiyamdan ka'deye dönüp ondan sonra selam verirse, cemaat da onunla beraber selam verir. Fakat imam besinci rekati secde ile baglarsa, hepsinin namazi bozulmus olur. Bu durumda cemaatin yalniz basina tesehhüdü yapip selam vermesi fayda vermez.
177- Vitir namazinda, cemaat daha Kunut duasini bitirmeden imam rüküa varsa, cemaat da varir. Ancak Kunut duasindan henüz hiç bir sey okumamis olsalar, imam ile rüküda bulunmayi kaçirmayacak sekilde bir mikdar okurlar.
178- Imam (vitirde) kunut duasini unutup rüküa gittigi halde, cemaat ona uymamakla imam basini kaldirip kunut duasini okuduktan sonra tekrar rüküa gitmekle cemaat da ona uymus olsalar cemaatin namazi bozulur.
179- Cemaatla kilinan namazlarda saflarin düzgün olmasina, aralarinda açiklik bulunmamasina dikkat edilir. Imam olan zat da buna dikkat edip cemaati uyarir. Saflarin en faziletlisi birinci saftir. Sonra sirasi ile arkaya dogru fazilet azalarak gider. Imama yakin bulunmanin fazileti pek çoktur.
180- Cemaatten birinin saf arkasinda yalniz basina durup imama uymasi mekruhtur. Ancak saflar arasinda duracak bir yer bulamazsa, o zaman kerahet olmaz.
181- Imami rüku halinde bulan kimse, imama uymak için ilk saflara gittigi takdirde rekati kaçiracagindan korkarsa, son safa geçerek imama uyar, saflardan birine katilmaksizin tek basina yalnizca bir yerde durup imama uymaz; rekat kaçirilacak olsa bile...
182- Namaz kilanin önünden geçmek mekruhtur. Ancak önünde bir perde, agaç, direk benzeri bir engel bulunursa mekruh olmaz. Bu kerahiyet, kirlarda, büyük mescidlerde namaz kilanin secde edecegi yerden geçmek halindedir. Çünkü böyle büyük ve açik yerlerde namaz kilanin önünden hiç geçilmemesinde güçlük vardir. Evlerde ve küçük mescidlerde ise, namaz kilanin mutlak surette önünden geçmekle kerahet meydana gelir.
Imamin karsisinda bulunan sütre (duvar gibi bir engel), cemaat için de yeterlidir. Daha önce bu açiklanmisti.
183- Yüksek veya asagi bir yerde namaz kilanin önünden geçildigi takdirde bakilir: Eger geçen kimse ile namaz kilanin bazi azalari arasinda bir hizaya gelme ve karsilasma olursa, geçen kimse günah islemis olur; degilse olmaz. Bununla beraber hiç bir zaman namaz bozulmaz.
Bir görüse göre, geçenin asagi yarisi, namaz kilanin yukari yarisina gelecek sekilde karsilasma olsa yine kerahet olur; yerde namaz kilanin önünden ata binmis bir kimsenin geçmis olmasi gibi...
184- Imam abdestsiz olarak namaz kildirdigini, cemaat dagildiktan sonra anlamis olursa, mümkün oldugu kadar bunu cemaate duyurmasi gerekir. Bir diger görüse göre de, cemaata bildirmek gerekmez.
185- Bir imamin tasradaki akrabasini görmek için, bir zaruret veya dinlenmek için yilda bir hafta kadar imamlik hizmetini birakmasi adete ve seriata göre hakkidir.
186- Bir özür bulunmadikça cemaata devam etmelidir. Devam edilmemesini mubah kilacak özürler, teyemmümü mubah kilacak derecede olan hastaliklardir. Felce ugramak, yürüyemeyecek kadar yasli olmak, kör olmak, haksiz yere saldiriya ugramaktan korkmak, siddetli yagmur ve çamur bulunmak, soguk ve karanlik hali olmak, hizmet etmeye mecbur oldugu ve ayrildigi zaman zarar görecegi bir hasta bulunmak, yolculuga çikma hazirligi ile ugrasmak gibi sebeblerdir. Din ilimleri ile ugrasip kitab yazmak, fikih ögrenip ögretmek de, bu özürlerden sayilir. Bununla beraber devamli olarak, bu mesguliyet yüzünden, cemaati terk etmek dogru degildir.
Yalniz gevseklik ve tenbellik yüzünden cemaati terk edip duran kimse, cezaya hak kazanir, sahidligi kabul edilmez. Imam bid'at ehlinden oldugu için cemaati terk eden kimse ise, cezaya hak kazanmaz. Cemaata devam etmek istedigi halde, hakli bir özürden dolayi muntazam bir sekilde devamdan mahrum kalan kimse de, niyetine göre cemaat sevabina kavusur.

(*) "Allah'im! Sen selamsin ve selam sendendir. (Bütün noksanliklardan berisin. Dünya ve ahiret selameti de ancak senin yardiminla olur. Sen mukaddessin), ey celal ve ikram sahibi olan (Rabbim! )..."