Cenaze Ile Ilgili Vacipler ve Görevler



519- Cenaze ölü demektir. Ölmek üzere bulunan kimseye "muhtazar" denir. Muhtazarin yaninda tevhid ve sahadet kelimelerini okumaya ve ölünün kabri basinda yapilacak konusmaya "Telkîn" denir.
Ölünün yikanmasina "Gasl-i meyyit", ölünün yikanmasindan sonra kabre gömülmesine kadar yapilmasi gereken seylere ve bunlarin temin etmeye de "Techiz" adi verilir. Ölüyü bilinen bezlere sarmaya da "Tekfin" denilmektedir.
520- Ölen bir müslümani yikamak, kefenlemek ve üzerine namaz kilip bir kabre gömmek müslümanlar için bir farz-i kifayedir. Insanlar bu farzi yapmadiklari zaman, bundan hepsi Allah katinda sorumlu olurlar. Bu görevi yapmaya imkânlari yoksa, sorumlu olmazlar.
521- Islâm ölülerini hayir ile anmak, onlarin güzel hallerini söylemek ve kötülüklerini söylemekten kaçinmak müslümanlar için bir görevdir. Bir hadis-i serifde söyle buyurulmustur: "Ölülerinizi güzel hallerini yad ediniz, kötülüklerini söylemekten çekininiz."
Öyle ki, bir Islâm ölüsünde görülüp iyi haline delâlet eden güzel koku veya yüzünün nurlanmasi gibi seyleri söylemek müstahabdir. Fakat fena koku ve yüzünün kararmasi gibi seyleri söylemek haramdir, giybetten sayilir. Ancak ölü açikta haram isleyen bid'at sahibi olarak taninmis ve bu hal üzere ölmüs ise, fena halleri söylenebilir. Baskalarina ibret olmak için söylenmesi caiz olabilir.
522- Ölmek üzere olan kimseyi (muhtazari), bir güçlük yoksa kibleye dogru sag yani üzerine çevirmek müstahabdir. Ayaklari kibleye dogru olarak ve basi biraz yükseltilerek arkasi üstüne de yatirilabilir. Adet haline gelen de budur. Bu halde, basi biraz yukari kaldirilir ki, yüzü kibleye yönelmis olsun.
523- Ölüm haline giren kimseye Kelime-i Tevhid telkîn edilir. Bu bir sünnettir. Söyle ki: Daha ruhu bogazina çikmadan yaninda Tevhid ve Sahadet kelimeleri okunur; fakat sen söyle, diye ona zorlanmaz. Hasta da bu kelimeyi bir defa okuyup baska bir sey söylemezse, artik telkine son verilir. Böylece son sözü tevhid kelimesi olur. Bu telkini, hastanin hoslanmadigi bir kimse yapmamalidir. Bu telkin, içine tevbeyi de alacak sekilde söyle yapilabilir: "Estagfirullahel-Azim ellezi lâ Ilâhe illâ hüvel-Hayyül Kayyüme ve etübu ileyhi = Sani Yüce olan Allah'dan magfiret diler ve ona tevbe ederim ki, O'ndan baska hak mabud yoktur. O, Hayy'dir, Kayyum'dur."
Bir hadîs-i serîfde buyurulmustur:
"Her kimin son sözü 'Lâ Ilâhe Illallah' olursa cennete girer."
Muhtazarin yaninda Yasin ve Ra'd surelerini okumak müstahabdir.
524- Muhtazar ölünce gözleri yumdurulur, çenesi kapatilarak bir bez ile iyice çekilip tepesine baglanir. Bunlari yapan kimse söylece dua etmelidir:
"Bismillâhi ve âlâ milleti Resûlillahi. Alahümme yessir aleyhi emrehu ve sehhil aleyhi ma ba'dehu ve es'idhu bilikaike vec'al ma harace ileyhi hayren mimma harece anhü = Yüce Allah'in ismini zikir ile ve Resûlüllah'in dini üzere ölmüs olsun. Ey Allah'im! Bunun isini kolay et, kendisine ilerisini kolaylastir, onu cemalinle mutlu kil. Gitmekte oldugu âlemi ona, içinden çiktigi âlemden daha hayirli yap."
525- Ölünün üzerinden elbisesi çikarilir, yikanmasi için hazirlanan bir yer üzerine konulur ve üstüne örtü çekilir. Sismesine engel olmak için karni üstüne biçak gibi bir demir parçasi konulur. Elleri yanlarina uzatilir. Kollan gögsünün üzerine konulmaz. Yaninda cünub, hayiz ve nifas hallerinde olanlar bulunmaz.
526- Ölünün yaninda güzel kokulu bir sey bulundurulur. Yikanmadikça yaninda Kur'ân okunmaz, okunmasi mekruhtur. Bu durumda baska bir odada Kur'ân okunabilir. Ölünün bulundugu yer genis olup üzerinde de tam bir örtü bulundugu takdirde, kendisine yakin oturulmaksizin gizlice Kur'ân-i Kerîm okunmasi da kerahet olmayabilir.
527- Ölünün komsularina ve yakinlarina vefat haberi verilir. Bunlar da, ölüye karsi son görevlerini yapmaya kosarak sevab kazanirlar.