Sehiv (Yanilma) Secdeleri ile Ilgili Meseleler



327- Sehiv secdeleri, bir namazin vaciblerinden birini yanilarak terk etmekten veya geciktirmekten dolayi, o namazin sonunda yapilmasi gereken iki secde ile tesehhüdden, salavat ve dualari okumaktan ibarettir. Söyle yapilir: Son oturusta yalniz "Tahiyyat" okunduktan sonra iki tarafa selam verilir. Ondan sonra "Allahü Ekber" denilerek secdeye varilip üç kez "Sübhane Rabbiye'l-ala" okunur. Ondan sonra "Allahü Ekber" denilerek kalkilir. Bir tesbih mikdari duraklamadan sonra tekrar "Allahü Ekber" deyip ikinci secdeye varilir. Yine üç kez "Sübhane Rabbiye'l-ala" okunduktan sonra "Allahü Ekber" denilerek kalkilir ve oturulur. Tahiyyat ve Salavatlarla "Rabbena atina" okunup önce sag tarafa, sonra sol tarafa selam verilir.
Yalniz sag tarafa selam verdikten sonra sehiv secdelerinin yapilmasi daha faziletlidir, ihtiyata uygundur. Bundan dolayi cemaatla kilinan namazlarda cemaatin yanlislikla dagilmamasi için, yalniz sag tarafa selam verdikten sonra sehiv secdesi yapilmasi tercih edilmistir.
328- Sehiv secdeleri vacibdir. Bilindigi gibi, gerek farz, gerek vacib veya sünnet olan herhangi bir namazin kiraat, rükü ve sücud gibi farzlari ve Fatiha, Sure ilavesi, sirayi gözetme gibi vacibleri, Kadelerde (oturuslarda) salavatlari okumak gibi sünnetleri vardir. Bunun için bunlari gözetmek gerekir ki, namaz tam olarak kilinmis olsun.
O halde farz olsun, olmasin herhangi bir namazda bir farzin kasden veya sehven terk edilmesi, o namazin yeniden kilinmasini gerektirir. Böyle büyük bir noksani gidermek için sehiv secdeleri yeterli degildir.
Bir vacibin kasden terki veya geciktirilmesi bir günahtir. Bundan dolayi sehiv secdeleri gerekmez, böyle bir namazi iade etmek uygundur. Bir vacibin sehven terk edilmesi veya geciktirilmesi, sehiv secdelerini gerektirir. Bu sekilde o noksan düzeltilmis olur. Bir sünnetin kasden veya sehven terk edilmesi, sehiv secdelerini gerektirmez. Fakat kasden terk edilmesi bir kusurdur. Sevab ve faziletten mahrum olmayi gerektirir.
(Malikilere göre sehiv secdeleri sünnettir. Safiî'lere göre de sünnettir. Ancak imam sehiv secdelerini yaparsa, cemaatin imama uymasi vaciptir. Hanbelilere göre sehiv secdeleri bazan vacib, bazan sünnet ve bazan da mubah olur. Namazin terk edilen bir sünnetinden dolayi yapilacak sehiv secdelerinin mubah olmasi gibi...
Imam Safiî ve Imam Ahmed'e göre, iki tarafa selam vermeden önce yapilir. Imam Malik'e göre sehiv (yanilma), bir ziyade sebebiyle ise, sehiv secdeleri selamdan sonra yapilir. Eger bir noksan veya bir noksan ile ziyade sebebiyle ise, selamdan önce yapilir. Bu bir fazilet meselesidir; yoksa hepsi de caizdir.)
329- Bir namazin tam bir rüknünü, bir farzini öne almak veya sonraya birakmak sehiv secdelerini gerektirir. Çünkü bu öne almak ve sonraya birakma isi, vacibi terk etmekten sayilir. Kiyamda "Sübhaneke"den sonra, henüz kiraat yapmadan rükûa varilip ondan sonra hatirlanarak kiyama dönmekle farz olan kiraatin yerine getirilmesi, buna bir örnektir. Bu durumda önceki rükü geçerli olmaz. Kiraattan sonra yeni bir rükü yapilir. Böyle dönüp kiraat yapmadan ve ondan sonra rüküa varmadan kilinacak namaz bozulur. Çünkü böyle bir rekatta rükü gibi tekrarlanmayan rükünler arasinda siraya riayet edilmesi farzdir.
330- Namazin rekatlarindan birindeki iki secdeden biri yanilarak terk edilip ondan sonraki rekatin veya kadenin sonunda hatirlansa, bunun geciktirilmesinden dolayi namazi iade gerekmez, hemen o secde kaza edilir. Eger son oturusta iken hatirlansa, bu secde yapilir ve ondan sonra bu oturus (kade) iade edilir. Ondan sonra da sehiv secdeleri yapilir. Bu durumda son rekatta bes secde ile üç kade bulunmus olur. Çünkü bir rekatta iki secde vardir. Böyle tekrarlanan bir rüknün kismen sonraya birakilmasi, farzi terketmek sayilmadigindan namazin iadesini gerektirmez.
Fakat bir rekattaki iki secdeden ikisi de yanilarak öne alinsa, önce iki secde ve ondan sonra rükü yapilmis bulunsa, bu halde farz olan tertibe riayet için tekrar rükü ve ondan sonra secdelere gidilir. Bu tekrar ve iadelerden dolayi da namazin sonunda sehiv secdeleri yapilir.
331- Herhangi bir namazin bir rüknünü tekrar etmek, sehiv secdelerini gerektirir. Bir rekatta iki defa rükü veya üç defa secde yapilmasi gibi.
Birinci ve ikinci rekatlarda Fatiha'nin tekrarlanarak okunmasi veya arka arkaya okunmasi veya rüku, secde ve tesehhüdde Kur'an okunmasi da böyledir. Fakat üçüncü veya dördüncü rekatlarda Fatiha'nin iki defa okunmasi veya bunlarda Fatiha ile beraber baska bir surenin de okunmasi yahut yalniz baska bir sürenin okunmasi sehiv secdelerini gerektirmez. Çünkü bu takdirde bir vacib terk edilmis veya geciktirilmis ve Kur'an da mesru olan yerin baskasinda okunmus olmaz. Ancak bu halde rekatlar, önceki, rekatlarden daha fazla uzatilmis ve cemaata da agirlik verilmis olursa, kerahetten korunmus olmaz.
332- Bir vacibi yanilarak terk etmek, sehiv secdelerini gerektirir. Birinci oturusu veya vitirde Kunut'u veya bayram namazlarinda ziyade tekbirleri yahut birinci ve ikinci oturuslarda Tahiyyat'i okumayi terk etmek gibi.
Vitir namazinda rüküdan sonra Kunut duasinin unutuldugu hatirlanmis olsa, artik onu okumak için geri kiyama dönülmez. Rükudan sonra okunmasi da gerekmez. Çünkü yeri kaçirilmistir. Rüku halinde hatirlandigi halde de okunmasi gerekmez. Sahih olan rivayet böyledir. Bununla beraber okunsun veya okunmasin, her iki halde de sehiv secdeleri gerekir.
Kunut tekbirini unutup yapmamak, bir görüse göre sehiv secdesi gerektirir, bir görüse göre de gerektirmez.
333- Bir vacibin yanilarak geciktirilmesi de sehiv secdesini gerektirir. Birinci veya üçüncü rekattan sonra biraz oturulmasi, dördüncü rekattan sonra besinci rekat için ayaga kalkilmasi, sabah namazinin ikinci rekatinden sonra üçüncü bir rekata ve aksam namazinin üçüncü rekatindan sonra dördüncü bir rekata kalkilmasi gibi...
Birinci oturusta (Kade'de) tesehhüd mikdarindan fazla oturulup üçüncü rekata kalkmanin geciktirilmesi de böyledir.
334- Bir vacibin vasfini degistirmek, sehiv secdesini gerektirir. Imamin asikare okumasi gereken ayetleri gizlice okumasi veya gizlice okunacak ayetleri asikare okumasi gibi. Bu okuma mikdari, namaz sahih olacak kadar okumaktir. Fatiha süresinin ilk ayetlerini okumak bu kisimdandir. Bununla beraber kisa bir ayet okunmasi da Imami Azam'a göre bu hükümdendir. Iki imama göre ise, bu hükümde degildir.
Asikare okumanin en az derecesi, baskasinin isitecegi mikdardir. Gizlice (hafiyyen) okumanin en asagi derecesi de, yalniz okuyanin isitecegi mikdardir.
335- Gizli okunacak yerde, Fatihanin çogu yanilarak asikare okunsa, geri kalani yine gizlice okunur. Aksine olarak asikare olarak okunacak bir namazda Fatiha'nin bir kismi gizli okunup ondan sonra asikkare okunacagi hatirlansa, Fatiha yeni bastan asikare okunur. Böylece bir rekatta hem asikare, hem de gizli okumak toplanmis olmaz. Fakat diger bir görüse göre, Fatiha yeniden okunmaz, yalniz geri kalan kisim asikare okunur.
336- Tek basina namaz kilanin asikare veya gizli okumasindan dolayi, tercih edilen görüse göre, sehiv secdesi gerekmez. Ancak ögle namazi gibi gizli okunacak yerde kasden asikare okursa, günah islemis olur.
Tek basina namaz kilanin gündüzün kilacagi nafile namazlarda asikare okumasi mekruhtur.
337- Imam sabah namazinda Fatiha suresini sehven gizlice okuyup sonra hatirlasa, ekleyecegi süreyi asikare okur, Fatiha'yi iade etmez.
338- Cemaat halinde asikare Kur'an okunacak bir namaza baslamis olan ve Fatiha'yi gizli okumus bulunan bir kimseye, baskasi gelip uysa, o kimse imam olmayi arzu ederse sureyi asikare okur, arzu etmezse, asikare okumasi gerekmez.
339- Farz bir namazda ikinci rekattan sonra oturulmayip da üçüncü rekata yanilarak kalkmaya yeltenenin durumuna bakilir: Eger kalkisi oturmaya yakin ise, oturur, sehiv secdesi gerekmez. Fakat dogrulmasi kiyama yakin ise, kalkar ve ondan sonra sehiv secdelerini yapar. Çünkü bu durumda vacib olan birinci oturus terk edilmistir.
Bununla beraber bir rivayete göre de, namaz kilan henüz tam kiyama dogrulmamis ise, kadeye (oturusa) döner, vacibi terk elmez. Imam tam dogrulup kalktiktan sonra kadeye dönerse, namazi bozulur. Çünkü bu takdirde farz olan kiyam bozulmus ve namazin sirasi büsbütün degistirilmis olur. Diger bir görüse göre, bu durumda namazi bozulmaz, kendisi günah islemis olur ve sehiv secdeleri gerekir.
340- Sünnet namazlarda ikinci rekatin arkasinda oturulup da Tahiyyat okunmadigi üçüncü rekatta hatirlanirsa bakilir: Eger bu üçüncü rekat daha secde ile baglanmamis ise, oturmaya dönülür, eger secde ile baglanmissa, dönülmez. Diger bir görüse göre, secde ile baglansin veya baglanmasin, artik oturmaya dönülmez. Her iki durumda da sehiv secdeleri yapmak gerekir.
341- Dört rekatli farzlarda ikinci oturus yapilmaksizin besinci rekata kalkilacak olsa, henüz besinci rekat için secde edilmedikçe oturusa dönülür. Tesehhüdden sonra selam verilip sehiv secdeleri yapilir. Çünkü farz olan son oturus geciktirilmistir. Bu geciktirme ise, vacibi terk sayilir. Fakat besinci rekat için secde yapilmis olursa, bu namaz nafileye dönmüs olur. Artik buna bir rekat daha ilave edilir ve tam alti rekatli bir nafile namaz kilinmis olar. Sahih olan görüse göre, bu durumda sehiv secdesi gerekmez. Bu mesele Imami Azam ile Imam Ebû Yusuf'a göredir. Imam Muhammed'e göre, besinci rekatin secdesinden bas kaldirilinca, namaz tamamen batil olmus olur.
342- Dört rekatli, bir farz namazin son oturusunda selam vermeden yanilarak ayaga kalkilsa, hemen oturusa dönülüp selam verilir ve sehiv secdesi yapilir. Fakat besinci rekat için secdeye varilmis olunca, buna bir rekat daha ilave edilir. Bu durumda önceki dört rekat ile farz tamamlanmis olur; Diger iki rekat da nafile sayilir, Istihsan olarak da sehiv secdeleri yapilir.
Aksam namazinda ikinci oturustan sonra bir dördüncü rekata, sabah namazinda da oturustan sonra bir üçüncü rekata kalkilmasi da bu hükümdedir. Onun için bunlara eklenen ikiser rekat da, nafile olmus olur. Bu hareketler kasidli olarak yapilmadigi için mekruh sayilmaz. Tercih edilen görüs budur.
343- Dört veya üç rekatli farz ve vitir namazlarinda birinci oturustan sonra yanilarak: "Allahümme Salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed" denilmesi, Imami Azam'dan bir rivayete göre de, bu tesehhüdden sonra bir harf bile ziyade edilmesi sehiv secdelerini gerektirir. Fakat son duruslarda tesehhüdden sonra Kur'an okunmasi, dua edilmesi ise sehiv secdelerini gerektirmez. Çünkü bu oturus dua ve hamd yeridir. Kur'an ise hem duayi hem de hamdi kendisinde toplar.
Namazda zikirlerin, dualarin ve tesehhüdün (Tahiyyat'in) asikare okunmasi da sehiv secdelerini gerektirmez.
344- Farz namazlarin son üçüncü ve dördüncü rekatlarinda kasden susarak Fatiha veya diger bir süre okunmamasi bir hatadir; fakat sehiv secdelerini gerektirmez. Yanilarak sükuti edilip Fatiha veya baska bir süre okunmamasi sehiv secdelerini gerektirir. Imam Ebû Yusuf'a göre, her iki halde de sehiv secdelerini yapmak gerekir.
345- Namaz içinde bir rükün yerine getirilecek kadar düsünceye dalinsa baslangiç (iftitah) tekbirini aldim mi, almadim mi diye o kadar düsünülse de sonra tekbir alindigi hatirlansa, veya alinmamis olmasi sanilarak tekrar bir tekbir daha alinsa, sehiv secdesi gerekir.
Yine: Üç rekat mi, dört rekat mi kildiginda sübhelenip durulsa, veya Fatiha okunduktan sonra hangi surenin okunacagi üzerinde düsünülse, yine sehiv secdeleri gerekir. Çünkü bu durumlarda vacib geciktirilmis olur.
Bir rüknü veya bir vacibi yerine getirirken meydana gelecek bir dalginlik ve bir düsünce ise, sehiv secdelerini gerektirmez. Tam bir kalb huzuru ile namaz kilmak, öyle herkese nasib olacak bir fazilet degildir.
346- Bir kimse, kildigi bir namazin rekatlarinda sübhelense bakilir: Ege bu sübhe kendisine ömründe ilk kez olmussa, o namazi yeniden kilar. Fakat birkaç defa olmussa arastirir ve kanaatine göre hüküm verir. Namazi yeniden kilmasi icab etmez. Arastirmada kalbin sahidligi yeterlidir.
Örnek: Sabah namazini kilarken bir rekat mi kildim, iki rekat mi? diye sübhelenip de bir rekat kilmis olduguna kalben hüküm verse, ihtiyaten buna bir rekat daha ilave eder. Bu husustaki tereddütlerinden dolayi da sehiv secdeleri yapar. Aksine olarak iki rekat kilmis olduguna hüküm verdigi takdirde oturur. Tesehhüdden ve selamdan sonra sehiv secdelerini yapar. Hiç birine karar veremedigi takdirde de, az olani esas alir, çünkü az olanda kesinlik vardir. Bu durumda bir rekat daha kilar; ancak bu takdirde sübhelendigi rekatin sonunda oturur. Ondan sonra kalkip o bir rekati kilar. Çünkü önce iki rekat kilmis olmasi ihtimali vardir. Bu takdirde de namazin sonunda sehiv secdelerini yapar.
347- Dört rekatli bir namaza baslamis olan kimse, kildigi rekatin birinci rekat mi, ikinci rekat mi? oldugunda sübhe edip bir tarafi seçemezse, kendisini bir rekat kilmis sayar ve her bir rekatin sonunda ihtiyat olarak bir kere tesehhüd mikdari oturur; bu sekilde dört defa kade yapilmis olur. Çünkü birinci sayilan rekatin ikinci ve üçüncü sayilan rekatin dördüncü rekat olmasi ihtimali vardir.
348- Bir kimse kildigi rekatin ikinci rekat mi, üçüncü rekat mi? oldugundan sübhelense, sahih olan görüsü göre, bu rekatin sonunda oturmaz. Bir tarafi tercih edemezse, bunu ikinci rekat sayar. Geri kalan rekatlari da tamamlar. Aksam namazi ile vitir namazi bu hükmün disindadir. Bu sübhelenme bu namazlardan birinde olsa, oturmak gerekir. Çünkü sübhelenilen rekatin üçüncü rekat olmasi muhtemeldir. Bu halde tesehhüdden sonra bir rekat daha ilave edilir. Çünkü sübhelenilen rekatin ikinci rekat olmasi da mümkündür. Bunlarin sonunda da sehiv secdeleri yapilir.
349- Dört rekatli namazlarda, kilinan rekatin dördüncü rekat mi, besinci rekat mi oldugunda ve sabah namazinda kilinan rekatin ikinci rekat mi, üçüncü rekat mi oldugunda, aksam ile vitir namazlarinda da kilinan rekatin üçüncü rekat mi, dördüncü rekat mi, oldugunda sübheye düsülse, sonunda oturulur ve tesehhüdden sonra kalkilip bir rekat daha kilinir. Çünkü bu rekatlarin üçüncü, dördüncü veya besinci rekat olmasi muhtemeldir. O halde ilave edilen birer rekat ile fazla olan mikdar nafile olmus olur. Sonunda da sehiv secdeleri yapilir. Bu sübhe, kiyam veya rükü veya rükudan kiyama geçis halinde olduguna göredir.
Ilk secde yapildiktan sonra sübhelenme olursa, ittifakla namaz batil olur. Çünkü sübhe edilen rekatin ziyade olup son oturusun terk edilmis bulunmasi muhtemeldir. Ilk secde halinde sübhe olursa, yalniz Imam Muhammed'e göre, namaz batil olmaz.
350- Namazda Fatiha'dan önce baska bir sure bir harf olarak dahi yanilarak okunsa, iade edilerek önce Fatiha, sonra da o sure okunur. Namazin sonunda da sehiv secdeleri yapilir. Bu sirada isinde yapilan noksan rüku halinde bile hatirlansa, kiyama dönülerek iadesi gerekir. Böyle bir yanilma çok olmaz. Onun için bunun az mikdari da bagislanamaz. Fakat bir namazda okunan bir surenin altinda bulunan sure okunmak istenirken üstündeki sure okunsa, bundan dolayi sehiv secdeleri gerekmez.
351- Bir kimse namazda, Fatiha okuyup okumadiginda sübhe etse, bakilir: Eger henüz baska sure okumamis ise, Fatiha'yi okur. Fakat baska sure okumus ise, artik Fatiha'yi okumaz. Çünkü surenin Fatiha'dan sonra okunmasi meydandadir. Bununla beraber namaz kilanin bir görüsü varsa ona göre hareket eder.
352- Bir kimse, ilk rekatlerde birer sure okuyup da Fatiha'yi okumamis bulundugunu secdeye vardiktan sonra hatirlarsa, son rekatlerde Fatiha'yi iade etmez. Çünkü son rekatlarda zaten Fatiha okunacaktir. Bir rekatte iki Fatiha okunmasi ise mesru degildir. Yalniz Hasan Ibni Zeyyad'a göre, son rekatlarda Fatiha kaza edilir.
353- Dört veya üç rekatli farz namazlarin ilk iki rekatinde Fatiha'dan sonra birer sure veya bir mikdar ayet eklenmemis olsa, bu sure veya ayetler üçüncü ve dördüncü rekatlarda Fatiha'dan sonra ilave edilirse bu namaz cemaatle kilinan bir aksam veya yatsi namazi ise, üçüncü ve dördüncü rekatlarda hem Fatiha, hem de ilave edilecek sure asikare olarak okunur. Çünkü bir kiyamda olan kiraat birdir; bunun bir kismi gizli olarak, bir kismi da asikare olarak okunamaz. Yalniz surenin asikare okunacagini söyleyenler de vardir. Imam Ebû Yusuf'a göre, ikisi de gizlice okunur. Çünkü son rekatlarda gizlice okumak sünnettir. Imam Ebû Yusuf'dan diger bir rivayete göre de, artik son rekatlarda bu süre okunmaz. Çünkü bunun yeri geçmistir. Bununla beraber her halde de sehiv secdeleri yapilir.
354- Imamin yanilmasi, kendi hakkinda asaleten ve cemaat hakkinda da uymus olma bakimindan sehiv secdelerini gerektirir. Fakat imama uyan cemaatten birinin yanilmasi ile ne kendisine ne de imama sehiv secdesi yapmak gerekmez.
355- Sehiv secdelerini yapmakta olan bir imama uymak sahihtir. Gerek sehiv secdelerinin herhangi birinde ve gerek tesehhüdünde olsun esittir. Sehiv secdelerinin ikincisinde imama uyan kimseye birinci secdeyi ve tesehhüdünde uyana her iki secdeyi kaza etmek gerekmez.
356- Mesbuk, imamla beraber sehiv secdelerini yapar, imamin yanilmasi, mesbukun imama uymasindan önce de olsa hüküm aynidir. Çünkü mesbuk imama baglidir.
Imam tesehhüdde iken daha selam vermeden önce mesbuk kalkarak kiraat veya rüküda bulunduktan sonra, imam selam verip sehiv secdelerine varacak olsa, mesbuk da hemen bu secdelere uyar ve evvelce yaptigi kiraatla rüküu aradan çikar, bunlari sonradan kalkip tekrar yerine getirir. Bununla beraber mesbuk bu secdelerde imama uymasa namazi bozulmaz. Namazi bitirince bu sehiv secdelerini kendi basina yapar.
Yine mesbuk secdeye vardiktan sonra, imam sehiv secdelerini yapacak olsa, imamina uymaz, namazini bitirir ve sonra sehiv secdelerini yapar. Eger bu durumda imama uyacak olursa, namazi bozulur.
357- Imam selam verdikten sonra, noksan kalan rekatlarini tamamlamak için ayaga kalkan bir mesbuk, bu rekatlarda yanilmis olursa, sehiv secdelerini yapmasi gerekir. Önceden imamla beraber sehiv secdeleri yapmis olsa bile bu hüküm degismez. Çünkü mesbuk, noksan kalan rekatlari tamamlarken tek basina namaz kilan gibidir.
358- Mesbuk imamla beraber yanilarak selam verse ona sehiv secdeleri yapmak gerekmez. Fakat imamin selamindan sonra selam verecek olsa, sehiv secdesini gerektirir. Çünkü birinci halde henüz muktedi, ikinci halde ise, münferid (yalniz basina namaz kilan) olmustur. Muktediye, kendi yanilmasindan dolayi sehiv secdesi lazim gelmez.
359- Bir namazda yanilmalarin birkaç tane olmasi ile sehiv secdelerinin o kadar yapilmasi gerekmez. Bir defa bunlar için sehiv secdelerini yapmak yeterlidir. Onun için bir kimse, bir namaz içinde iki ve üç defa yanilsa, bunlar için namazin sonunda yalniz bir defa sehiv secdelerini yapmak kafidir. Sehiv secdelerindeki bir yanilma da baska sehiv secdelerini gerektirmez.
360- Sehiv secdeleri kasden veya yanilarak terk edilse, namaza aykiri bir hal olmadikça, yine bunlar yapilir. Fakat tesehhüdden sonra gülmek, konusmak gibi, namaza aykiri bir durum meydana gelirse veya kerahet vakti girerse, sehiv secdeleri düser. Sabah namazinda selamin arkasindan günesin dogmasi veya ikindi namazinda yine selamdan sonra günesin (sarararak kamastiriciliginin) degismesi gibi...
361- Bir imam, sehiv secdesini terk edecek olsa, cemaat da terk eder. Cuma ve bayram namazlarinda da, fazla kalabaliktan dolayi bir karisikliga meydan vermemek için bu sehiv secdeleri terk edilir.
362- Sehiv secdesindeki iki secde ile Tahiyyat ve selam vacibdir. Tahiyyattan sonra Salavat ve dua okunmasi, bu secdelerdeki tekbirler, secde halindeki tesbihler ve iki secde arasindaki oturus sünnettir.
363- Bir kimse, namazini tam olarak kildigini kesinlikle bildigi halde, sözüne inanilir bir adam ona eksik kildigini haber verse, bunun sözünü kabul etmez. Fakat iki güvenilir adamin haber vermesine uyulur. Çünkü böyle bir haber, (iki kisinin sehadeti ile dogrulugu gerçeklesen) bir haldir. Böyle bir haber çok yerlerde geçerli ve baglayicidir. Imam ve cemaat ihtilaf ettikleri takdirde, imamin bilgisi varsa, cemaatin sözü ile hareket etmez, kesinligi yoksa cemaatin sözünü kabul eder.