Lugatta fıkıh birşeyi derinlemesine
bilmek, hikmetine vakıf olmak anlamına gelirken, ıstılahta da
Ebu Hanife tarafından kişinin leh ve aleyhinde olan şeyleri
bilmesidir, şeklinde tanımlanmıştır. Fıkhın kökleri Kur’an ve
Sünnete dayanır. Fıkhın üç yönü vardır. Birincisi değişmeyen
bazı temel naslara ve prensiplere dayanması, ikincisi, gelişebilen
esnek bir özelliği haiz olması, üçüncüsü, bütün bu emir ve nehyin
muktezalarının yerine getirilip getirilmemesinin bir sonucu
olarak ahirette karşılaşılacak olan mücazat veya mükafattır.
Dolayısıyla İslam fıkhı ne sadece nasla ne de sadece akılla
izah edilebilir. Bu ikisinin birlikteliğinden -yalnız nassın
öncülüğünde- oluşan ilahi vasıflı bir fıkıhtır. Bu vasfıyla
hayatı düzenler, adaletin kaim olmasını ve müşterek hayrın hakim
olmasını amaçlar.
|