CIHÂDIN ÖNEMINI BILDIREN HADIS-I SERIFLER

 



ÖNCE ISLÂM, SONRA CIHÂD

Mücâsi' (Ibn-i Mes'ûd) radiyallahu anh'den söyle dedigi rivayet olunmustur;
(Mekke'nin fethinden sonra) ben, kardesim (Mücâhid Ibn-i Mes'ûd) ile Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanina geldim de:
- Yâ Resûlallah! (Medine'ye) hicret etmek üzere bize muahede ve müsâade eyle! dedim. Resûlullah:
- Artik hicretin hükmü, (fetihden önce) hicret edenlere aid olarak geçmistir, buyurdu. Ben:
- Ya ne üzerine biat etmemizi buyurursunuz? dedim. Resûlullah:
- (Evvelâ) islâm, (sonra) cihâd üzerine, buyurdu.(Tecrid-i Sarih, C.8, H.No: 1244)

DÜSMANLARA KARSI SILAH HAZIRLAMA

Ukbe bin Amr el-Cüheni (r.a) dan, rivayet edildigine göre söyle demistir:
Resûlüllah (S.A.S)'in minber üzerinde oldugu halde söyle buyurdugunu isittim: "Gücünüz yettigi kadar düsmanlara karsi kuvvet hazirlayin, dikkat edin kuvvet atmaktir. Dikkat edin kuvvet almaktir. Dikkat edin kuvvet atmaktir." (Sünen-i Kbu Davud, C.3, H.No: 2514)

ZEKÂT VERMEK, CIHAD ETMEK

Veheb (r.a)'dan:
Sakif biat ettigi vakit ne durumda oldugunu Câbir'e sordum. Câbir dedi ki: Sakif zekât vermemeyi ve harbe girmemeyi Resûlüllah (s.a.v)'a sart kostu. Câbir bundan sonra Resûlüllah (s.a.v)'in söyle dedigini isitmis: "Müslüman olduklari vakit zekât verecekler ve cihad yapacaklar." (Ebu Davud, C.4. H.No: 3025)

OK ATMANIN ÖNEMI

"... (Abdullah) bin Abbâs (Radiyallahu anhüma)'dan: Söyle demistir:
Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bir kere Eslem kabilesinden) ok atan bir cemâatin yanina ugradi da:
"Ey Ismail ogullan ok atmaya devam ediniz. Çünkü babaniz Ismail Peygamber) de (mehâretli) bir ok atici idi" buyurdu." (Sünen-i Ibn-i Mace, C.7, H.No: 2815)

OK VE BENZERI SEYLER ATMANIN ÖNEMI

"...Ukbe bin Âmir el-Cühenî (Radiyallahu anh)'den söyle demistir:
Resulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
"Siz de düsmanlariniza karsi gücünüzün yettigi kuvveti hazirlayiniz" âyetini minber ürerinde okurken üç kez:
"iyi biliniz ki (bu devirde) kuvvet de ok atmaktir" buyurdu. Bunu kulagimla Isittim." (Sünen-i Ibn-i Mace, C.7, H.No: 2813)

EMIRLE BIRLIKTE CIHAD ETMEK

"...Vasile bin el-Eskâ (Radiyallahu anh)'den rivayet edildigine göre; Resulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) söyle buyurdu, demistir.
"Her müslüman ölü üzerine namaz kiliniz ve her emirle beraber cihâd ediniz." (Sünen-i tbn-i Mace, c.7, H.NO: 1525)

HZ. PEYGAMBER'IN BIZZAT HARBI IDARE ETMESI

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Hayseme, Ebû Ishâk'tan naklen haber verdi. (Söyle demis): Bir adam Berâ'a:
- Yâ Ebâ Umara! Siz Huneyn günü (harbten) kaçtiniz mi? diye sordu. Berâ' su cevabi verdi:
- Hayir, vallahi Resulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dönüp gitmedi. Lakin su var ki, ashabinin gençleri ve aceleci takimi zirhsiz, üzerlerinde silah olmaksizin yahut çok silah olmaksizin (meydana) çikmislardi. Ve atici, oklari yere düsmeyen bir kavimle Hevâzin ve Beni Nasr topluluklari ile karsilastilar. Bunlar kendilerini öyle bir ok yagmuruna tuttular ki, nerde ise oklari hiç bosa gitmiyordu. Orada Resulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in de üzerine yürüdüler. Resulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beyaz katirinin üzerinde idi. Ebû Süfyân b. Haris b. Abdümuttalib de onu yediyordu. Hemen (yere) inerek Allah'tan zafer diledi ve:
"Peygamber benim, yalan yok! Abdülmuttalib'in ogiu benim!" dedi. Sonra askerini siraya dizdi.
(Sahih-i Müslim, C.l, H.No: 78) (Tecrid-i Sarih, C.8, S.315)


UHUD HARBI

Bize Abdullah b. Abdirrahmân Ed. Dârimî rivayet etti. (Dedi ki): bize Abdullah b. Amr rivayet etti -bu zât Ebû Ma'mer El-Minkârî'dir- (Dedi ki): Bize Abdülvâris rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdülaziz -ki Ibni Suheyb'tir- Enes b. Mâlik'ten rivayet etti. Söyle demis: Uhud harbi kopunca insanlardan bazilari Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanindan bozguna ugradilar. Ebû Talha ise Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in önünde onun üzerine deriden bir kalkan tutuyordu. Ebû Talha siddetle ok atan atici bir adamdi. O gün iki veya üç yay kirdi. Beraberinde ok torbasi bulunan bir adam geçerken hemen Peygamber
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
"O oklari Ebû Talha'ya saç!" buyururdu.
Nebiyyallah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uzanip düsmana bakiyor; Ebû Talha:
- Yâ Nebiyyallah! Annem babam sana feda olsun, uzanip bakma! Düsmanin oklarindan sana bir ok isabet etmesin! Gögsüm onlara senin gögsünden daha yakin olsun! diyordu.
Yemin olsun ki, Âise binti Ebî Bekir ile Ümmü Süleym'i paçalarini sivamis halde gördüm. Baldirlarinin bileziklerini görüyordum. Su tulumlarini sirtlarinda tasiyor; sonra gazilerin agizlarina bosaltiyor; bilâhare dönp tekrar dolduruyor; ve gelerek yine cemaatin agizlarina bosaltiyorlardi. Vallahi uyuklamaktan ebû Talha'nin elinden ya iki yahut üç defa kiliç düstü.
Bu hadisi Buhârî "Cihâd" ve "Menâkibü'l-Ensâr" bahislerinde tahric etmistir.(Sahih-i Müslim, c.l, H.No. 136)

HARPDE HZ. PEYGAMBER'IN PARMAGININ YARALANMASINA ÖNEM VERMEDIGI

Bize Yahya b. Yahya ile Kuteybe b. Saîd ikisi birden Ebû Avâne'den rivayet ettiler. Yahya (Dedi ki): Bize Ebû Avâne, Esved b. Kays'dan, o da Cündüb b. Süfyân'dan naklen haber verdi. Cündüb söyle demis:
- Bu gazalardan birinde Resûlülüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in parmagi kanadi da söyle buyurdular:
:'Sen kanayan parmaktan baska bir sey degilsin! Ama basina gelen Allah yolunda gelmistir!" (Sahih-i Müslim, C.l, H.No: 112)

BASA GELECEK ZOR DURUMLARA RIZA GÖSTERiP HAYIFLANMAMAK

Ebû Hureyre (Radiyallahu anh)'den:
Söyle dedigi rivayet olunmustur: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki:
"Kuvvetli mü'min zayif mü'minden daha hayirli ve Allah'a daha sevimlidir. Her ikisinde de hayir vardir. Sana menfaati olan seylere düskün ol. Allah'tan da yardim dile ve (faydali seyleri istemek, Allah'tan da yardim dilemek hususunda) gevseklik etme. Eger (hoslanmadigin) bir sey sana isabet ederse (basina gelirse) ben sunu isteseydim, bunu yapsaydim (bu is basima gelmezdi) söyleme ve lâkin: "Allah (böyle) takdir buyurdu ve diledigini yapar" demelisin. Çünkü Lev ( = sunu yapsaydim, böyle olsaydi kelimesi) seytan (vesvesesine ve) isine yol açar. (= kader'e karsi gelme düsüncesini kalbe sokar.) (Sünen-i Ibn-i Mace, C.l, H.No: 79)

Ebû Hureyre (Radiyallahu anh)'den:
Söyle dedigi rivayet olunmustur: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Selem) buyurduki:
"Kuvvetli mü'min zayif mü2minden daha hayirli ve Allah'a daha sevimlidir. Her iksinde de hayir verdir. Sana menfaatli olan seylere düskün ol. Allah'tan da yardim dile ve (faydali seyleri istemek, Allah'tan da yardim dilemek hususunda) gevseklik etme. Eger (hoslanmadigin) bir sey sana isabet ederse (basina gelirse) ben sunu isteseydim, bunu yapmasaydim, (bu is basima gelmezdi) söyleme ve lâkin: "Allah (böyle) takdir buyurdu ve diledigini yapar" demelisin. Çünkü Lev (= sunu yapsaydim, böyle olsaydi kelimesi) seytan (vesvesesine ve) isine yol açar. (=kader'e karsi gelmek düsüncesini kalbe sokar.)" (Sünen-i Ibn-i Mace,C.1, H. No: 79)

HZ. PEYGAMBER'IN CIHAD IÇIN ÖLDÜKTEN SONRA DIRILIP TEKRAR CIHAD ETMEK ISTEDIGI

..Ebû Hüreyre (Radiyallahu Anh)'den nvayat edildigine göre; Resûlüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) söyle buyurdu, demistir:
"Allah, kendi yolunda (cihâd'a) çikan (müslüman) kimseye ''Benim yolumda cihâd, bana iman ve peygamberlerimi tasdikten baska bir neden onu (evinden) çikarmiyor" diye (büyük ikram ve çok sevab) hazirlamistir. (Allah) "O kimseyi cennete dahil etmek veya elde ettigi sevab veya ganimete nail olarak, çiktigi evine (selâmetle) geri getirmek benim kefaletim altindadir" (diye taahhüdde bulundu.) Sonra Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (sözüne devamla):
"Nefsim (kudret) elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki müslümanlara güçlük çikarmam (endisesi) olmasaydi. Allah yolunda (cihada) çikan hiç bir seriyye (yani savas müfrezesine katilmak)dan katiyen geri kalmazdim. Ve lâkin ben bir imkan bulamiyorum ki onlari (binit hayvanlarina) bindireyim. Onlar da bir imkan bulamiyorlar ki (binici olarak) beni takib edebilsinler. Ben (savasa gittik)den sonra (savastan) geri kalmalarina da gönülleri razi olmaz. Muhammed'in nefsi (kudret) elinde olan (Allah'a yemin ederim ki Allah yolunda savasip öldürmeyi, sonra (dirilerek) savasip katlolunmayi, sonra (tekrar ditilerek) savasip öldürülmeyi arzularim" buyurdu." (Sünen-i Ibn-i Mace, C.l, H.no: 2753)

EBÛ EYYÛB-I ENSARÎ'NIN CIHADI

Eslem Ebi Imrân (r.a)'dan rivayet edildigine göre söyle demistir:
"Istanbul'u murad ederek, Medine'den gazaya çiktik. Ordu üzerinde Halit bin Velid oglu Abdurrahman vardi. Rumlar da, sirtlarini sehir surlarina bitistirmis (dayanrnislar)di. Bir adani düsman üzerine hücum etti. Nâs, ona dur dur la ilahe illallah kendini tehlikeye atiyor, dedi. Ebu Eyyûb dedi ki: - Ey ensâr toplulugu bu âyet bizim hakkimizda indi. Cenâb-i Allah Peygamberine yardim edip, Islâm'i meydana çikarinca, biz söyle dedik. Gelin mallarimizin basinda duralim, onu islah edelim. (Bunun üzerine) Allah Teâlâ, "Allah yolunda infak ediniz, kendinizi tehlikeye atmayiniz" âyetini indirdi. Kendimizi tehlikeye atmak mallarimizin basinda bulunup, onlari islah etmemiz ve cihâdi terk etmemizdir." Ebû Imrân dedi ki: "Ebû Eyyûb Istanbul'da (Sehid olup defnedilene kadar, Allah yolunda cihâddan ayrilmadi." (Sünen-i Ebu Davud, C.3, H.No: 2512)

ÜMMETIMIN SEYEHATI ALLAH YOLUNDA CIHADDIR

Ebu Ümame (r.a)'dan rivayet edildigine göre: Bir adam, ya Resülüllah, "Bana seyahat için izin ver", dedi. Resülüllah (s.a.v), "Ümmetimin seyehati (seyyahligi) Allah Teâlâ yolunda cihâddir" buyurdu. (Sünen-i Ebu Davud, C.3, H.No: 2486)