CİNLERLE EVLENMENİN TERSLİGİ


Cinlerde insanlar gibi doğar, büyür ve ölür. Allah’ın huzurunda da bizler gibi mesuldur hesap verirler yani mükelleftirler.

İnsanlar topraktan cinlerse dumansız ateşten yaratılmışlardır. insanlar madde olarak et kemik ve sudan mütevellit ken onlar bedensiz ve şekilden şekle girebilen yaratıklardır. Şekilden şekle girdikleri halde madde değildirler.

Biz insanları tüm yaratıklar görürken bizler melek, şeytan ve cin gibi yaratıkları istisnalar hariç göremeyiz. Ama onlar bizi her an görebilir ve izleyebilirler. Şekilden şekle istedikleri doğrultuda girebildikleri için olağanüstü güzellikte ve çirkinlikte görünebilirler.

Durum böyle olunca biz insanlardan kadın veya erkeklerimize aşık olup büyük bir hayranlık duyabildikleri gibi bizden birilerini de kendilerine hayran bırakabilirler. Onları gördüğümüzde bizim arzuladığımız gibi çok güzel göründükleri arzulamadığımız şekilde görünebilirler. İstenmediği zamanda da kaybolabilirler. Zevk, eğlence ve başkalarıyla yani özellikle insanlarla alay etmeyi severler. Zeka düzeyleri Kuran’ı Kerim’de de açıklandığı gibi bizden düşüktür. Ömürleri en az bizden on kat daha fazla süratları yani hızları ise ışık hızından daha fazla diledikleri yere hızla gidip gelebilirler. Sıkı disipline gelemedikleri gibi kontrolun hep kendilerinde olmasını isterler. Biz insanlar yemek yerken onlar kokuyla beslenirler. Kıskanç değildirler, menfaatleri için çok şey feda edebilirler. Gününü gün eden, eğlenceyi çok seven, akraba ve dost bağına fazla önem vermeyen yaratıklardır. İnsanlarda sorumsuzlar olduğu gibi onlarda da sorumsuzlar bol olmasına rağmen nadir de olsa hadis rivayet eden alimlere rastlamak mümkündür.

İnsanlarla ilişkilerinde ise genelde emir alma yerine emir vermeyi severler. Onun için de onlarla evlenmeyi İslam büyüklerimiz hatta Hz. Peygamber Efendimiz pek uygun görmemişlerdir. Bizde bu düsturdan yola çıkarak cinlerle evlenmenin sakıncalı olduğunu kabul etmeliyiz.

Bir cin erkeğinin insan kadınıyla evlendiğini düşündüğümüzde düşünün ki evlilik olayı gerçekleşti. Eve yiyecek, içecek, giyecek vs. gelecek. Nasıl olacakta bu ihtiyaçları karşılayacak. Bir de asıl mesele ki çocuk olacak. İnsan kadını onu kendine göre emdirecek büyütecek ama kimse görmeyecek ve cinlerle görüşmesi için belli bir elektrik yüklenecek beyin ve vücut normal çalışmayacak yani insanlar onun deli olduğunu sanacak. Aynı şekilde bir insanın cin kadınıyla evlendiğinde ise onun da çocukları olacak. O da aynı elektriği aldığından dolayı vücudu yavaş çalışacak ve hiçbir zaman güçlü olamayacak çünkü cin onu hep beraberliği sağlamak için yüksek bir elektrikte tutacak. Cinlerde eğlence ve cinselliğin ön planda olması sık sık cinsel beraberliğe itecek ve insanlardan uzaklaşmasını sağlayacak, yalnızlığı seçecek ve olmadık yerlerde cinsel beraberliğe girişecek. Yemeğe içmeye ihtiyaç duymayan cin kadını her zaman beraber olmak için erkeği işten ve insanlardan uzaklaştıracak. Kızdığı zaman tehditlerinde şeklini değiştirerek erkeğini korkutacak kızınca daha da şiddeti artırarak tüm azabını gösterecek. Sıkılıp, usandığında ise erkeğinin gözünden kayboluverecek. Zaten onun emirlerini yerine getirmek zorunda kalan insan istediği an onu kontrol edemeyecek. Cin kadını ise onun üzerinde istediği eylemi yaparak evliliği rezaletten rezalete sürükleyecek.

Her ne kadar gizemli ve güzel görünse de sonu çok geçmeden hüsranla bitecek.

Bazı şartlarda belli aşamalardan sonra onları kontrol edecek kapasiteye gelen bir erkek eğer onları eli altında kontrol edecek gücü kendinde bulur, kaçmasını engeller, yerine göre ceza verebilecek ölçüde olursa o zaman belli ölçülerde başarılabilir. Hatta onları kontrol edebilirse onlarla evlendiği gibi onları çalıştırabilir, haber almada beyin okumada ve tedavide kullandığı gibi değişik maksatlarda da kullanabilir. Ama bu demek değildir ki ben cinlerle evliyim onlar benim emrim altında onlara istediğimi yaptırırım. Bu sözlerin tamamına yakını safsata aslında o kişi onların emrindedir ve sonu hüsrandır.

Onları kontrol altına almak, onları yönetmek ya Allah vergisidir, ya icazet alarak, ya da büyük ve uzun bir eğitim sonucu elde edilir.

Benim cinim var diyenlere baktığımızda onların çoğunda ne Allah vergisi, ne icazet aldığı, ne de ders aldığı görülmemektedir. Biz hastalara şifa dağıtırız derken aslında kendileri hastadırlar ve kendilerinin tedaviye ihtiyaçları vardır.

Bazıları ise benim hadimim var derler. Hadim yardım edendir yani hademedir. Okulun hademesi gibi. Cahil oldukları için hem hadim derler hem de onları çağırırken onları yücelterek hocam, muhterem, üstat gibi vasıflarla çağırırlar. Düşünün ki bir okulun hademesine okulun müdürü yücelterek hocam, muhterem veya üstat derse müdürün emrindeki hademe onu ne kadar dinler. Aynı şekilde cin de kendini yüceltenin davetinde onu dinlemeyecek ve yalan yanlış bilgilerle yönlendirecektir. Tedavi yerine aksine rahatsızlık artacaktır. Bundan dolayıdır ki bu tür insanların cinlerle evlenmeleri de sonuçta tehlikelidir. Başarılı olunması mümkün değildir.