|
NE
YER, NE İÇERLER, İLİŞKİLERİ VE DAVRANIŞLARI Cinler tabiki insanlar gibi madde
deyildirler dogal olarak sindirim sistemlerı doku ve organları da yoktur
böyle oluncada dogal madde olan yiyecek ve içecekleride yiyemez ve içemezler.
Aklımıza kulaktan dolma besmelesiz
yiyecekleri yerler diye kullanılan bu kelimeleri hemen hemene çogumuz
duymuşuzdur. Allah ne dünyada nede ahirette bizim anlıyamıyacagımız mantık ve
düşüncemize ters bir ne olay nede madde yaratmamıştır. Ahirette bile bize
ters bir görüntüye raslamıyacagımız dini kitabların cogunda gerek ayet gerek
hadis veya büyük alimlerimiz belgeli bir şekilde bolca anlatılmıştır. Bu
mantık ve fikirle yola çıkarak cinlere baktıgımızda yorumuda mantık yoluyla
çözebiliriz. Maddeyi yok etmediklerine göre yani
bizim gibi agızdan alıbta sindirim sisteminden geçirerek atık maddeye
dönüştürerek atamadıgına göre nasıl oluyorda yiyiyorlar bizim nimetlerimizi
eksiltiyorlar sorusu aklımıza gelir. Tabiki nimetlerimizi azaltabilirler
kazancımızı eksiltirler hatta tamamen kazancımızı engelleyebilirler Cinler madde olmadıkları için maddelerin
kokularıyla beslenirler enerjilerini kokulardan alır ve onunla beslenirler
çünkü kokuda bizim sindirim sistemiyle algılamadıgımız sadece ruhumuzla
beyinde yönlenmiş burnumuzda odaklaşarak algıladıgımız bir sistem vardır
nasılki ölünce bedensiz olub kokuları alacagımız gibi algılarlar ve öyle
beslenirler. Öyle o kokuyu emerlerki bir kab yemekteki kalori koku ve buharla
eksilmiş olur ve biz ya doymayız yada tat almayız. Tabiki onlar bizde eksilen
eksiklikleri almış olurlar. Hz. Peygamber efendimiz s.a.v. kemikle
ve tezekle taharetlenmemizi onların cinlerin yiyecegi oldugunu hadisleriyle
anlatmıştır. Yani cinler tezek ve kemikleri madde olarak yemezler dikkat
ettigimizde anlarız ki bu iki maddede bol koku salgılarlar bize göre vitamini
bol yiyecek gibi olur onlarda sanki bol bol vitamin almış gibi bu maddeleri
sever ve kokusundan faydalanırlar yani kemik ve tezegin bol oldugu yerdede
bolca cin mevcut demektir. İşte ondandır ki hem onların bol oldugu yerden
uzak olmak onlardan zarar görmemek hemde beslenmelerine mani olmamak için bu
maddelerden uzak dururuz. Birde şeytanla anlaşan büyücüler vardır
ki bunlara cinciler denir hastaya gönderdikleri cinlere ve yanlarındaki cinlere
daha güzel hizmet etmeleri için onların arzuladıkları yiyecek ikram edebilmek
için tütsüler kullanırlar ve hasta sahiblerininde kullanmasını isterler
büyücüler muska yazarken bile deyişik kokulu mürekeb kullanırlar kokudan
kasıt sadece hastaya şifa deyil hastanın ve kendi yanlarındaki cinleri
beslemek içindir. Mesela zaferanla,miskle.deyişk genelde siyah tavuk siyah
kedi kanlarıyla vs. veya üzerlik günlük gibi cinlerin sevdigi baharatları
tütsülettirir veya tütsülerler buda onları beslemek içindir. Gerek kokulu ve
kanla yapılmış nürekebler gerekse yakılan tüm tütsülerin tamamı cinlerin
beslenmesi içindir. Rızkımızı engellemeleride bizi sıtres ve
bunalıma sokarak bizleri tembelleştirip çalışmamamıza sebeb olarak
kazancımızı etkiler hatta tamamen ortadan kaldırabilirler ve aşırı bir
şekilde ekonemi bozukluguna gireriz buda normal olarak cinlerin istegi
dogrultusunda oldugu gibi büyü yoluylada olur kısmeti baglanmış denilen olay
gerçekleşmiş olur. Yani gevşek davrandıgımızda bu olaylar gerçekleşmiş olur. Dokunma ve temasları ise yine aynı
şekilde madde olarak deyil enerji yoluyla yaparlar olayları aslının dışında
olmayan bir olayı olmuş gibi hastaya yaşata bilirler. Beyin uzmanı ve beyin
üzerine çalışan ilim adamlarımızın tesbitlerine baktıgımızda beyini bölüm
bölüm incelerler ve derlerki işte şu bölüm tat almamızı bu bölüm acı
duymamızı bu bölüm zevk aşmamızı saglarlar. Tabiki gerek doktorlara gerekse
bilim adamlarına katılıyoruz Cinlere gelince öyle bir beyin
uzmanıdırla ki beynimizin hangi bölümü nereye hükmediyor deyilde hatta hangi
hücrenin ne maksatla çalıştıgını çok iyi bilirler. Bu bilgileride onların
hastaya hangi şekilde yaklaşmaları gerektigini tesbit etmelerine yardımcı
olur. Tesbiti yaptıktan sonrada kendindeki bizden yüksek olan enerjiyi maksadına
göre hastanın beyin damarlarına gönerir ve olaylarda maksada göre harekete
geçer yani madde olarak dokunmaz ama ona dokunuyormuş hissi verir. Hasta
dokundugunu zanneder . dövüyor hissini vermek için dayak yedigimizde
yedigimiz dayayı beynimizin hangi hücreleri algılıyorsa o hücrelere enerjiyi
gönderiyor hasta çok çetin bir dayak yiyiyormuş hissini algılıyor görüyor ve
yedigini zannediyor. Aslında böyle bir olay olmamıştır ama hastaya göre
yasanmıştır acı duymuştur ona görede gerçektir. Bakire bir kadın düşünün
cinler tecavüz ediyor diye şikayetcidir defalarca tecavüze ugradıgını
söylüyor aslında böyle bir olay gerçekleşmemiştir yine aynı şekilde beyne
dalgalar göndererek tecavüz olayını algılayan hücreler harekete geçirilerek
olayın gerçekleşmiş hissi verilmiş ve yasamış hissi görme hisside uyarılarak
olayı gördügü zannettirilmiş ve de bu ortamda çektigi acının yanında zevkte
alma hücreleri de harekete geçirelek defalarca da orgazm olması saglanmış ve
mutlu olmasıda saglanarak diyer bir seferide özlemesi saglanmıştır hasta
cinni özlemeye başlamıştır. Hatta kaybetme korkusundan kimseye
söylememektedir. Ama hasta defalarca tecavüz ve ilişkiye girmesine ragmen
hatta çocugum var demesine ragmen bakireligi bozulmamış ve bakiredir.
Gerçekten bakire olan biri ilişkiye girdiginde hatta dogum yaptıgında
bakireligin bozulması gerekmezmi? Tabiki gerekir ama hastamız hipnozda oldugu
gibi beyinle cinler tarafından bi tür halisilasyon gibi görüntüler
gösterilerek yaşamış hissi verilir ve öyle zanneder. Hatta o kadar gerçek
hissi verilirki hasta acıyıda zevkide korkuyuda sevincide gerçekten daha iyi
hisseder ve olayı yaşadıgını zanneder. Onun için tüm olaylar gerçektir. |