ALLAH’I NE KADAR SEVİYORUZ. YA DA SEVMİYORUZ.

 


Bize dünyanın güzelliklerini görmemiz için göz veren, arzu ettigimiz her türlü sesi duymamız için kulak veren, önümüze sermiş oldugu nimetleri tatmamız için dil veren, her şeyi hissetmemiz için doku veren, dahası arzuladıgımız gibi yaşamamız için ; saglık, akıl ve fikir veren, her birinin yoklugunda acılar içinde kıvrandıgımız bu nimetleri veren yüce Rabbimizi ne kadar seviyoruz yada seviyormuyuz gerçekten hiç düşündük mü?

Milyonlarca yememiz için nimetler, içmemiz için içecekler veren Yaratanı ne kadar seviyoruz hiç düşündük mü?

Vücudumuza küçük bir agrı verse bütün doktorlar bir araya gelse, o istemeden tedavi edemiyecegimizi bildigimiz halde, ne kadar kötü olsak ne kadar gaddar olsak yine de bize dolaşım hakkı, yaşama hakkı veren tüm dünyanın sahibi Allah’ı gerçekten seviyormuyuz ya da sevmiyormuyuz hiç düşündük mü?

Hayatımızın düzenini saglamak için ilahi kanun olan Kuran’ı gönderen, iyi anlayabilmemiz için kılavuz, rehber olarak Peygamberler gönderen, her şeyi bizim için yarattıgını defalarca söyleyen Mevlamızı ne kadar seviyoruz?

Çok mu seviyorsun? Yoksa hiç mi? Ya da azmı? Heb beraber düşünelim bakalım bu düzenli dünyanın formatını atana hislerimiz ne? Saygımız sevgimiz ne kadar.

Kurban olayım yaratana denildigini duyar gibi oluyorum. Bakalım gerçekten kurban oluyormuyuz. Bütün nimetleri bütün yaratılanları bize o verdi. Biz ona ne verdik.

Aşık oldugumuz bir sevgili bizi gecenin üçünde çagırsa içimizde ona ulaşmanın ateşi yanıb dururken ona ulaşmak için yollara düşeriz. Çok sevdigimiz çocugumuz hastalansa yada geç bir vakitte veya uygun olmayan bir anda bizden bir şey istese onu yerine getirebilmek için gerekirse hayatımızı tehlikeye atarız. Eşimiz evimizde bir ihtiyac eksilse onu yerine getirmek için tüm gücümüzü harcarız. Tabiî ki bunlar yapılmalı, çünkü hayatın gereksinimleridir.

Aşık oldugumuz sevgiliyide, ugruna ölebilecegimiz dünya tatlısı evlatlaııda, yada rahat yaşayabilmemiz ve ihtiyaclarımızı karşılamamız için o gücüde bize Allah vermedi mi? Peki onun verdikleri için bu kadar mücadele ediyor ve onları seviyoruz da, bunları veren Rabbimiz için ne yapıyoruz? Verilenler için mi daha çok yoksa veren için mi mücadele ediyoruz.

Eyer verilenler için koşuyor, verilenler için çabalıyor ve onları daha çok memnun etmeye çalışıyorsak, demekki yaratılanı daha çok sevmiş, yaratanı daha az sevmiş olmazmıyız. O zaman Rabbi ikinci pilana atmış olmazmıyız.

Dünyada gözümüzle gördügümüz ne varsa bize Mevla verdi. Evdeki Leyla’yı da o verdi. Leyla bizden bir şey istese kosarak alırız, alamazsak almanın yollarını bulmaya çalışırız. Peki Leyla için bu kadar koşuyoruzda Leyla’yı bize veren Mevla için ne yapıyoruz. İşte yaptıgımız kadar Mevlayı seviyoruz.

Aşıgın çagırdıgında koştugun gibi hatta daha fazlasıyla Rabbe koşabiliyorsan, çocugun hastalandıgında gecenin üçünde doktora gittigin gibi onun içinde üçte kalkıb ibadet edebiliyorsan, ihtiyacları karşılaşman için verdigin mücadeleden daha fazla iman ve itikatınla ibadet yapabiliyorsan en çok Allah’ı seviyorsun demektir.

Ama Allah benim kalbimde elini gögsüne vurubta benim kalbim temizdir sen buraya bak dersen, ve icraat olmazsa, oturdugun yerden; ben Allahı seviyorum dedigin gibi onun nimetlerinide ben istiyorum seviyorum dediginde ayagına gelmedigini biliyorsunda onu sevdigini isbatlaman için neden oturuyorsun? Düşündün mü? Yani düşündükmü?

Sevgi, aşk, mücadele ister, hareket ister,icraat ister isbat ister bunları kime yapıyorsak en çok onu seviyoruz demektir. Eyer mücadelemiz, hareketimiz, icraatımız verilenler deyil de veren için olursa ozaman veren Rabbimizi daha çok sevmiş oluruz ve verilenlerde veren tarafından daim olur.

Allah verdikleri için mücadele eden ve verdiklerini verenden çok sevenler yapmasın İnşallah veren Rabbi daha çok sevenlerden yapsın ki; verdikleri de daim olsun.