MÜSLÜMAN
KADINLAR MÜŞRİKLERLE EVLENEMEZ
«(Ey dosdoğru îmân edenler!) Allah'a eş-ortak koşan kadınlarla,
onlar îmân edinceye kadar, evlenmeyin. Andolsun ki îmân etmiş bir câriye,
müşrike bir kadından bu, sizin hoşunuza gitse de daha hayırlıdır.
Müşrik (eş-ortak koşan) erkeklere de, îmân edinceye dek, (îmân etmiş
kadınları) nikahlamayın. Elbette ki mü'min bir kul, müşrik (eş-ortak
koşan) den o müşrik hoşunuza gitse de hayırlıdır. Onlar (o müşrikler)
sizi cehenneme çağırırlar, Allah da kendi izniyle cennete ve günahlardan
yarlığanmaya çağırır ve âyetlerini insanlara apaçık bildirir; tâki iyice
düşünüp ibret alsınlar.» (El-Bakare sûresi, âyet: 221) Hayırlı bir nesil, dinî, millî ve tarihî bağlarına merbut
bir millet yetiştirmek için meşru yolla evlenmek, aile yuvası kurmak
Allah'ın emri, Peygamber (S.A.V.) in kuvvetli sünnetidir. Neslin iyi
yetişmesinde bilhassa annenin rolü çok büyüktür. Bu bakımdan eş olarak
seçilecek kızlarda birkaç belli vasıf aramak gerekir: a) Her şeyden evvel müslüman olması ve bu kelimenin delâlet
ettiği hakka teslimiyeti tam mânâsiyle taşıması, b) îslâmî âdet ve törelere, ahlâkî umdelere sıkı sıkıya
bağlı bulunması, c) Mal, cemal, soy ve sop gibi geçici ve arızî vasıflardan
ziyade dindar olması, d) Züppe ve hoppa olmaması, kadınlık haysiyetini ihlâl
edecek kadar moda düşkünü ve süs zebunu bulunmaması, Bunun için Çenâb-ı Allah kadının bilhassa dört vasfını
beyan ediyor: 1- Müşrike (Allaha eş-ortak koşan bir kadın) olmaması,
2- îslâmın telkin ettiği îmânla mücehhez bulunmaması,
3- Dosdoğru i'tikade sahip bulunduktan sonra fakir de
olsa, câriye de olsa, müşrîk kadınlara her bakımdan tercîh edilmesi,
4- Sûreten güzel olmasa bile diyâneten ve ruhen güzel
olması, Bunu tefsir eder mahiyette Buharı ve Müslim'in Ebû Hüreyre (R.A.)
den tahrîc ettikleri hadîste buyuruluyor ki: «Kadın dört (meziyeti) için nikahlanır: Malı için, soy
ve sopu İçin, güzelliği için, dini için. Ama sen dindar olanı seç ki
perişan olmıyasın (veya) elin bereketle dolsun.» Âyet-i Kerîme'nin iniş sebebi de bu hususları daha fazla
aydınlatıyor. îslâmın ilk kuruluş devrelerinde Müslümanlar her hangi
bir gayr-i müslimle evlenir, kız alır ve verirlerdi. Dinin ulvî havası
ruhlara işledikçe Müslümanlar bu konuda biraz daha ihtiyatlı davranmaya
başladı. Artık soy sop değil de Allah'a dosdoğru inanıp bağlanmak değer
ölçü olarak almıyordu. Nitekim Abdullah bin Ravâha (R.A.) İslâmiyet
dairesine giren bir cariyesini azâd (hür) ettikten sonra nikâhı altına
aldı. Hüzey-fe bin Yemân (R.A.) da ayni yolda bir câriyesiyle nikahlandı.
Ancak müstesna sayılacak kadar soy ve güzelliğe meyledenler de eksik
olmuyordu. îbnü Münzir, îbnü Ebî Hatim ve Vâhidî'-nin Mukatil'den yaptıkları
rivayete göre: îbnü Mersed el-Ga-nevî, son derece güzel, Anak adlı müşrike
bir kadınla evlenmek için Cenâb-ı Peygamber (S.A.V.) den müsaade istedi,
bunun üzerine yukarıdaki âyet indi. Ayrıca Vâhidî'nin Süddî tarikiyle
Ebû Mâlik'den, o da İbnü Abbas (R.A.) dan yaptığı rivayete göre: Bu
âyet Abdullah bin Revâha (R.A.) hakkında inmiştir; şöyle ki: Hazret-i
Abdullah'ın siyah bir cariyesi vardı. Bir gün onu kızdığı için tokatlamış,
sonra da yaptığına pişman olarak Allah'ın gazabından korkmuştu. Cenâb-ı
Peygamber'e (S.A.V.) gelerek durumu arzetmiş ve onu azâd ettikten sonra
nikâhlryacağım beyân etmişti. Bu hususta Peygamber (S.A.V.) den tasvip
görünce arzusunu hemen yerine getirmişti. Halk onu kınamaya başlamış,
Abdullah siyah câriyesiyle evlendi diye ta'netmeye koyulmuşlardı.
Bunun üzerine âyet-i kerîmesi nazil oldu. îbnü Cerîr de ayni rivayeti Süddî'den yapmıştır. Âyet-i
Kerîme'nin tahliline gelince : Âyetten umum irâde edilecek olursa, kitap ehli olsun,
başkası olsun bütün müşrike (kız ve kadın) bu hükme dâhildir. Mâide
sûresi, «İnanan hür ve iffetli kadınlar ve sizden Önce kitab verilenlerin
hür ve iffetli kadınları zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın ve
mehirlerİnİ verdiğiniz takdirde size helâldir. Kim îmânı tanımayıp inkâra
düşerse, her halde bütün yaptıkları boşa gider. O, âhirette de kaybedenlerdendir.»
(El-Mâide sûresi, âyet: 5). Mealindeki beşinci âyetle hususlandınlmış
oluyor. Yani kitab ehlinden (Yahudi ve Hıristiyan) olan kadınlarla
evlenmek istisna teşkil ediyor. Bu, Mücâhid, îkrime, Saîd bin Ciibeyr,
Mekhûl, Hasan el-Basrî, Dahhâk, Zeyd bin Eşlem ve Rebi' bin Enes'e göredir.
Diğer bâzı âlimlere göre : Âyette geçen «müşrikât»dan maksad, puta tapanlardır
ve bu mânayla umumu üzeredir. Mâide sûresi beşinci âyet ise, kitab
ehil olan kadın ve kızlarla evlenmeye ruhsat mahiyetindedir. Ancak mü'min
kadınlar onlardan daha hayırlı oldukları için ter-cîh edilmelidirler.
Bu bakımdan bir Yahudî kadınla evlenen Talha bin Abdullah'a ve bir Hıristiyan
kadınla nikahlanan Hu-zeyfe bin Yemân'e, Hazret-i Ömer (R.A.) o kadar
kızmış ki neredeyse kamçı sıyla onların üzerine yürür gibi olmuştu.
Bunun üzerine ikisi de: — Mademki kızıyorsunuz, biz de onları boşuyoruz. Ancak
siz onlarla evlenmenin haram olduğunu mu iddia ediyorsunuz? demişlerdi.
Hz. Ömer (RA.) : — Hayır, ben haram olduğunu iddia etmiyorum, ancak mü'min
kadınları ihmal edeceğinizden endişe ediyorum! buyurmuşlardı. Demek ki âyetin sarih beyânından, Müslüman erkeklerin
kitab ehli olan kadınlarla evlenmesine ruhsat verilmiş, fakat Müslüman
kız ve kadınların hiç bir gayr-i müslimle evlenmesine cevaz verilmemiştir. Cenâb-ı Peygamber (S.A.V.) bu âyeti tefsir eder mahiyette
buyurdular ki: kitab ehli olan kadınlarla evleniriz, onlar bizim kadınlarımızla
evlenemezler [1] Buna yakın mânâda Hazret-i Ömer (R.A.) demiş ki: «Müslüman erkek Hıristiyan kadınla evlenebilir, fakat
Hıristiyan erkek Müslüman kadınla evlenemez.» Bu isnadın sıhhatinde
şüphe yoktur. [2] Çıkarılan Hükümler
:
1- Kitab ehli (Yahudi ve Hıristij^an) olan kadınlarla
evlenmek Müslüman erkeklere helâl kılınmıştır. 2 - Müslüman kadınlar hiç bir gayr-i müsümle evlene-mez,
bu, kesin olarak haram kılınmıştır. 3- Ancak müslüman bir erkek evlenirken Müslüman
kadınları tercih etmesi tslâmî sünnettendir. 4 - Müslüman kadınlardan da dindar
olanını seçmek sünnettendir.
[3]
[1] tbni Kesir [2] Celal Yıldırım, Kur’an Ahkamı ve Mezhep İmamlarının Görüş
Farkları, Bahar Yayınları: 1/171-175. [3] Celal Yıldırım, Kur’an Ahkamı ve Mezhep İmamlarının Görüş
Farkları, Bahar Yayınları: 1/175. |