Hasan Hüseyin ve BEN

Mustafa ünal

Bölüm-3

 

Yaz dönemi bitmis, fark derslerinden imtihana girme zamani gelmisti. Fazla çalismamama ragmen hazirdim ve imtihanlara girdim. Basarili bir sekilde tüm derslerden geçerek ikinci sinifa basladim. Ben ve ailem mutluyduk hepimizin istedikleri olmustu. Farkli bir okuldan gelmem ve basarim okuldaki tüm ögretmenlerin beni dikkatle izlemesine, basarili olmamda beni sevmelerine sebeb olmustu. Bazi derslerde basarili olamasamda ögretmenler ayricalik göstererek ‘’ daha alisamadi ve ya kisa zamanda düzeltir ‘gibi sözlerle morelimi bozmadiklari gibi idare ediyorlardi. Yinede not ortalamam iyi idi.

Hem Orta Okulda hemde I.H.Okulunda sabka giyiliyordu. Az bir deyisikligi vardi ama, ben yenisini almak için çarsiya cikmistim. Orta Okul daki hocamla karsilastim. Aslinda beni çok severdi. Benim okul deyistirdigimi örgenince kendince galiba üzülmüstü. Ben sabka beyenirken yanima geldi.

-Mustafa demek I.H.Okuluna geçtin öylemi ? dedi.

-Evet hocam.

-Sabkami alacaksin?

-Evet. Dedim.

-I.H.Okulu sabkasi ha.. dedi. Ne olacaksin orayi birince? Imam öylemi? Baskalari yapsaydi zaten camiye gelenlere imamligi. Sen gelenler zaten geliyor adam gibi gelmeyenlere yardim etseydin iyi olmazmiydi?

-Bir defa girdim hocam

- Pismanmisin ? Söyle geri kaydini yaptiralim.

-Hayir.

-Seni akilli bilirdim ama sen kafasizin biri imissin. Tereciye tere satacaksin ha. Dükkanda baska müsterilerde vardi. Adama döndü alay eder gibi. Mustafaya iyi bir sabka ver. dedi. yani Imam’a. Ne demek istedigi açikti. Ögretmeni severdim en mutlu olmam gerektigi bir günde onunla bu tür konusmam beni üzmüstü. Ve bayagi düsündüm. Beni seven birinin kendince bana yanlis konusmasi tabiî ki imkansizdi. Hakli olabilecegini yada benim neler kazanib neler kaybedecegimi düsününce de israrla devam etmem gerekliliginin zorunlu olusundan kendimi toparlayib devam ettim.

Ufak tefek morel bozukluklarini saymazsak çok iyi bir dönem bitirmistik ve basari ile üçüncü sinifa geçtim. Yine tatili geçirmek için güzel ksabamiz Karaaga kasabasina geldim. Çok mutlu idim. Ama köye geldigimde bu mutlulugum uzun sürmedi. Çünkü agabeymle babam anlasamamis evleri ayirmislardi. Daha babam beni ilk gördügünde.

-Gel bakalim yarin seninde yapacagin o . Agabeyin ayrildi, artik bize ihtiyaci kalmadi. Bense.

-Hayirlisi Baba. Dedim.

-Bu kadar borçla bu kadar dertle bizi biraksin sonrada hayirlisi ha… sonra bettualar etmeye basladi. Insallah para tavsan olsun o yakalamak için kossun dursun da iki yakasi bir araya gelmesin.

-Beddua etme Baba dedim.

-Eveet Allah isini bilir. Eee sen ne yaptin dersler nasil.

-Geçtim Baba.

-Iyi istersen okuma görüyorsun iste halimizi. Am ben onun ettigi bedduayi düsünüyordum. Atanin edtigi bedduanin tuttugunu duyardim. Içim sizladi. Agabeymi düsündüm ne haldeydi ki , çünkü onu daha görmemistim. Bende içimden ‘’Allah’im ne olur ikisinide rahatlat ‘’ dedim. Annem zaman zaman agliyor, Babamsa kiziyordu. Kasabada eylence yeri olmadigi için genelde gençlerin ve ihtiyarlarin kahveleri ayri idi. Agabeyyimi gençlerin kahvesinde buldum beni görünce hemen ayaga kalkti yaklasincada sarildi öptü. Gözleri dolmus boncuk boncuk olmustu. Benimde gözlerim doldu.ikimizde aglamamak için kendimizi zor tuttuk.

-Hos geldin gülüm dedi. Elini öptüm.

-Hos bulduk abi dedim. Hemen çayciya bagirdi.

-Kardesime birçay ver. Oturduk ordan buradan kisa kisa da olsa biraz anlattik. Onu seyrettim ne yapacakti. Nasil olacakti. Düsündükçe içim aciyordu. Sonrada konusarak evlerimize geldik.

Evde bir tatsizlik huzursuzluk sürüb gidiyordu. Üç besgün geçmisti. Babamla beraberdik.

-Baba izin verirsen ben belediyede isçi lazimmis çalismak istiyorum.

-Çalis ya artik bir ise yarayin. Yarin senin de yapacagin o ya. Simdilik ihtiyacin var deyimli?

-Hayir Baba ne biçim sey bunlar. Dedim ve sustum Aslinda babam da olgun bir insandi, o da sustu. Ve tek camli odanin penceresinden dalgin dalgin uzaklara bakti. Ve konusmadan bekledi. Disari çiktim agabeyyimin evi zaten bitisikti. Yengemde teyzemin kiziydi. Onlarin evine geçtim. Beni görnce aglamaya basladi,benimde içim kan agliyordu. Dayandim ve ona teselli vemeye çalistim.

-Abim nerde abla simdi. Dedim.

-Nereye gidecekte kahveye gitmistir. dedi. Hala agliyordu.

-Abla abim çocuk deyil artik, hele bir sakin ol her sey yoluna girer.

-Neyle Mustafa su eve bak bom bos tam takir.gerçekten de yokluk kendini gösteriyordu.

-Üzülme abla her sey yoluna girer ben agabeymi bir göreyim. Yine görüsürüz. Sikma canini, haydi Allah’a ismarladik. Dedim ve disari çiktim. Kahveye varana kadar kendi evimizde annemin aglayisi diyer tarafta hem teyzemin kizinin aglayisi gözümün önünden hiç gitmedi. Kahveye girdim abim sözde yaramaz olan ‘’onlarla konusma, onlarla gezme,’’ dedigi kisilerden biriyle tavla oynuyordu yaklastigimi fark edince.

-Gel bizim oglan, hos geldin.

-Hos bulduk dedim. Yanindakiler de hos geldin dediler selamlastik ve oturdum. Abim. Hem oyun oynuyor hemde bana.

-Bizim oglana bir çay. Diye garsona bagirdi garson.

-Hemen Abi. Diye karsilik verdi ve çay zaten hazirmis ki önüme geldi ve birisini aldim. Ben çayi yudumlamaya baslamistim ki abim.

-Artik biz ayrildik beraber tavla oynariz, sigara içeriz, arkadas gibi oluruz. Ha bizim oglan olmaz mi?

-O ne demek abi. Sen ayrilinca her sey bitermi? Sen benim agabeymsin saygi bitmez olurmu öyle sey. Kisa kisa benimle konusuyor ve oyun üzerine dönüyordu. Ama besbelli ki sinirleri çok bozuktu. Bir taraftan çayi yudumluyor bir taraftan da sanki iflas etmis zavalli birinin son çay parasini harciyormus gibi aci çekiyordum. Artik o yapa yalnizliga itilmis bizden ayri biri idi. Önünde isi de yoktu. Çalistiklarini da babam borcuna karsilik almis. Borçlara veriyorum diyerek harciyordu. Agabeyyimse Babam imamlik o berberlik yaparak bir yillik emekten hiçbir seyi yoktu. Düsündükçe aci çekiyordum. O oyun oynadigindan fazla sohbet edemyecegimizi anlayinca on bes dakika kadar oturduktan sonra.

-Abi ben Reisin yanina gidecegim.

-Hayirdir. Dedi.

-Is isteyecegim belediyede isçi lazimmis.

-Tabi kardesim sira sende git çalis, ve babana ver, sonra da çay parasini bile alirken sonra da sana bagirsin çagirsin. Ayagi kalktim.

-Yapsin bakalim be abi hadi eyvallah.

-Güle güle . dedi ben belediyeye kadar düsündüm. Babam kötü biri deyildi. Abim de kötü deyildi. Hepsinin basi yokluk ve çaresizlikti. Nereye gitsem üzüntünün içine girtlagima kadar gömülüyordum. Reis’de dudak kanserinden ölen reis’in yerine vekaleten bakarken kendini sevdirmis ve farkli bir oyla reis olmustu. O da Babamin teyzesinin olguydu. Kapisini çaldim içeri girdim.

-Selamün aleyküm reis bey amca. Dedim.

-Aleyküm selam yiyenim. Hele hos geldin dersler iyi deyimli?

-iyi amca reisligin de hayirli olsun.

-Sagol yiyenim sagol. Bütün sikintilari atib neseli olmaya çalistim. Reis ayaga kalkti, mikrofonu eline aldi anons yapmaya basladi. Bende bu arada , akrabaligin samimiyetinden onun koltuguna oturdum. O anonsu bitirdi.

-Simdi müsaade edin birkaç dakikada olsa karaaga kasabasini ben idare edeyim. Dedim.

-Tabi buyur kasaba senin . Dedi. Ben.

-Sana bir çay söyleyeyimmi ? dedim. Gülümsüyerek.

-Hay hay Reis bey memnun olurum. Dedi. Koltugun altinda ayaklarima yakin zil vardi. Yavasca zile bastim. Çok geçmeden. Odaci içeri girdi. O da agabeyyimin berber ustasi Hüseyin evrandi. O da beni çok severdi. Koltukta beni görünce gülmsedi ve sakayi anlamistiki bana.

-Buyur reis bey dedi demesine ama yinede gerçek reise bakti. Reis bey ise.

-Bana bakma resi bilmiyormusun bak reis koltukta. Dedi. Tekrar bana döndü.

-Ne istersiniz reis bey dedi.

-Üç çay, gerçi odacilar reisle çay içemez ama birkaç dakigalik reislikte olabilir dedim. Gülümsedi.

-Reis beyi dinle Hüseyin bey üç çay getir dedi. Ve disari çikti çok geçmeden de üç çayla içeri girdI. Çaylarimizi içiyor bir taraftan da okulla ilgili sorular soruyor nasihatlar ediyordu. Bende çekmeceleri açip kapiyor içine bakiyordum.

-Hop dedi . aslinda benimkide yanlisti ama. O kadarida fazla Karaagayi idare ed dedik de çekmeceleri karistir demedik. Kapattim ama ben görecegimi görmüstüm.

-Mustafa amca istersen kalkayim da siyaseti ögrenmemden mi korkuyorsun? Sitaj görüyoruz iste bakarsin belki bende reis olurum. Bak koca bir siyaset gizlenmis çekmecelere. Hemde ayri ayri gözlerine.

-Nedir siyaset ne.

-Birinci çekmece de Samsun, Kaymakam, Vali, Komutan ve zenginler için. ikincide Gulub, Hisar, Yenice, Bahar, bunlar ileri gelenler için. üçüncü çekmecede Bafra, Birinci, ikinci, Üçüncü. Bunlar da fakir fukara dostlara ikram için. Hepsi yerli yerinde. Pahalilar pahalilara, ucuzu da ucuzlara. Çaylarimiz da bitmisti. O daci bosalan bardaklari alib disari çikti.

-Yiyenim yani ben herkese deyisikmi davraniyorum.

-Hayir amca siz siyasetin geregi gibi yapiyorsunuz.

-Ne gibi.

-Simdi ben is isteyecegim. Mesela yirmi isi müracat ederse, Belediyeye de bes kisi lazimsa her halde birisi benim. Çünkü seçimde çok oyunu dagittim. Ve bana yardimci olacagina söz verdin. Ve de çoklarina. Zaten sistemde böyle çalisiyor.

-Eeee

-Hemde babami teyze olgusun bende yiyenin. Yakinlarini da koruyacagina söz verdin.

-Evet verdim.

-Ve yine sen çarkin dönmesi için zenginlerin ya da ileri gelenlerin birilerinin istediklerini de yapacaksin.

-Neden o.

-Çünkü reislikten düsürürler diye.

-Ama beni onlar deyil halk seçti. Neyse sen siyaseti baya kavradin, simdi onlari bos ver çalisacakmisin yoksa beni mi elestirib duracaksin.

-Çalisacagim tabi.

-Ozaman yarin sabah yedi buçukta gelincik deresinin yanindaki yola dag kaymasin diye duvar yapacaklar orda ol ve basla.

-Tamam Mustafa amca, neyse surçi lisan ettikse afola.

-Neyse affoldu deli oglan.

-Ben müsaade alayim amca .

-Babana selam söyle arada ugrasin.

-Bas üstüne elini öptüm ve ayrildim. Aslinda daha söylencek çok sey vardi, çünkü kanal buyunda yiyeni, hizarda kizkardesinin,koparatifte karisinin kardesi, ayak islerinde bacanaginin çocuklari, mevsimlik islerde yakinlari çalismiyormuydu. Yani reislik cevreye kurulmus bir saltaatmiydi. Düsündümde her idareci deyistiginde ekibde deyisiyordu. Bu Mustafa amca için deyil diyer gelenler daha fazlasini yapiyordu. Çünkü Mustafa amca hatta dini bütün kisilikli biriydi. Zaman zaman çalisan isçi yanlis veya ters is yaptiginda diyer reisler gibi deyil, soyunur oda o çalisana dogruyu gösterene kadar çalisirdi. Yinede en iyilerindendi.

Etrafa baktigimizda. Koca koca Belediye baskanlari, ve idareciler, hatta Kasabalarimizin temsilcileri, kazalarin temsilçileri, sehirlerin temsilcileri. Halkin liderleri, öncüsü büyük adam sayilan dürüst görünen, esit davranir diye seçilen, insan müsvetteleri, hatir için ise alan makam mevki sahibi yapan menfaatleri ugrunu adaleti hiçe sayan bu insanlari sirtimizda tasimaktan ne zaman vaz geçecegiz merak etmemek elde deyil. Devlet görevini yapabildigi kadar yapsa bile bizler millet olarak devletin yanindamiyiz bunu düsünmeliyiz. Yanindaysak eyer bunlar hala hortumculuk firsatini nerden buluyorlar. Suçlu Devlet mi yoksa millet olarak desteklemeyen bizler mi ? Bu memlekette Aslanlar gibi çalisanlar ve çalismak isteyenler de tabiî ki var onlari yalniz birakmiyormuyuz. Bu düsüncelerle bogusarak eve geldim.

Hayatin en aci, en bunalimli ve de en zevksiz dönemlerinin verdigi sikinti beni bayagi yormustu. Hayatin böyle bir dönemde bana verebilecegi beklide bana göre hiçbir sey yok gibi görünüyordu. Ne birileriyle konusmak, ne de heyecanlanacagim hiç bir hareket sanki donmus hayatimi normale çevirecek gibi de görünmüyordu. Evde yeni cenaze çikmis gibi bir hava hakimdi. Sanki benim içinde hayat durmustu. Yari istahli yari istahsiz yemek yedikten sonra yine disari çiktim. Evimizin yukarisi yamaçti ve tam tepesinde de su deposu vardi. Hava da bayagi kararmisti. Depoya dogru yürüdüm. Hava o kadar sessiz ve okadarda sakindi ki ayak seslerim bile çimler üzerinde yürürken duyuluyordu. Su deposunun üzerine çiktim. Yamaçlardan ovaya dogru yayilmis evleri kivilcimlar gibi serpilmis elektirik isiklari altinda seyrettim. Sanki tüm evleri görmek ve içinde yasananlari hissetmek istiyordum. Kendi kendime düsündüm. Bu kadar güzel görünen agaçlar arasinda rüzgarda dallarin oynamasiyla yanip sönen ugur böcekleri gibi isiklar altindaki evlerde neler oluyordu. Sevdalisina ulasma arzusuyla yanan, borcunu ödemek için çikis arayan, kavga yapan aileler, ya da yataginda hasta yatip sifa bekleyen insanlar, yanki yapan kahkahalar, yarin neler yapabileceklerini düsünen insanlar bana görünmeseler de onlari sanki hissediyordum. Oysa manzara olarak ne kadarda güzel görünüyordu. Bazi tanidiklarim bildigim sorunlariyla gözümün önüne geldi. Onlari uzun uzun düsünmeye basladim iyice dalmisim ki ta yanima kadar gelen kisinin farkina varamamistim. Ancak

-Selamun aleyküm. Demesiyle fark ettim. Önce ürperdim. Sonrada sakinlesmeye çalisarak.

-Ve Aleyküm Selam, kimsin ?

-Korktunmu? Dedi

-Evet fark etmedim bayagi korktum. Bos bulunmus olacagim ondan dedim.

-Ne yapiyorsun burada yalniz basina.

-Hiç canim sikildi hava almak istedim. Peki sen kimsin, sen ne ariyorsun?

-Ketenlikten geliyorum mertliler derler bize, bizim sigirlardan biri kaybolmus onu ariyorum bulamadim. Berber Ismaili tanirmisin onlara gidip misafir olacam bulmam zor sabah devam ederim.

-Evet tanirim Annemin Amcasinin oglu olur, teyzemde oglu Bayram dayimin hanimidir.

-De sene yabanci sayilmayiz.

-Denebilir.

-Bura baya güzelmis.

-Öyledir.

-Hep gelirmisin?

-Canim sikildikca.

-Peki korkmuyormusun?

-Neden?

-Yalniz geldiginde.

-Yoo niye de.

-Ben korkarim. Gelirkende korktum.

-Ne oldu da.

-Ketenlikten çiktim, taslialandan yukari dogru yürüdüm, cankaraya geldim, ordan geri gitmek istedim sulubogaza sonra giçöze tekrar dolana dolana gelincik tepesi var ya oraya geldim.

-Eee

-Bayagi yoruldum biraz dinlenmek istedim bir gürültü bir bagirma sesi geliyorki sanki birini bogazliyorlar korktum geride gidemedim sonra sizin köye geldim, neydi o ses. Yoksa gerçekten birinimi bogazliyorlardi bilmem.

-Simdimi oldu.

-Evet az önce.

-Allah Allah.. bakalimmi?

-Ben gitmem.

-Ya biri zordaysa.

-Olsun.

Adin ne senin?

-Ismet.

-Benimki de Mustafa.

-Mustafa ben Berberlere gidecegim sen kalacakmisin?

-Ben biraz daha oturacagim.

-Ozaman haydi eyvallah.

-Güle güle dedim. Ve yürüdü. Kasabaya dogru baktim. Tekrar geri döndüm konustugum kisi kaybolmustu. Daha inmesi imkansizdi. Ismet, ismeeet diye bagirdim ama cevab verende yoktu. Kalktim su deposunun etrafina baktim kimsecikler yoktu sanki yer yarildi içine girdi. Içim ürperdi. Adam resmen kaybolmustu ve bu imkansizdi. Berberlere gidecegim dedigi için berber Ismaili amcamgile geldim. Kapiyi çaldigimda Teyzem çikti içeri davet etti. Teyzeme.

-Teyze Ismet adinda Ketenlikten size Sigirlarini kaybetmis biri geldimi? Dedim.

-Hayir yavrum öyle biri gelmedi. Dedi. Saskinligim iyice artmisti.

-Neyse teyze ben gidecegim dedim.

-Yavrum gir içeri , niye geldin niye gidiyorsun? Keramettin de var oturun.

-Neyse teyze ben gelirim. Dedim ve yine Su deposuna geldim sanki o adami beklemeye basladim. Anlam veremiyordum. Ve olanlari ve konustuklarimizi düsünmeye basladim. ‘’Yoksa gerçekten birinimi bogazliyorlardi bilmem.’’ Sözü kafama takilmisti. Öyle bile olsa yalniz basima ne yapabilirdim. Bu adam nereye gitmisti. Aniden kaybolmustu. Teyzem gilde de yoktu. Hayal deyildi gayet net bir sekilde konusmus ve sohbet etmistik. Ama o zamanda ani kaybolmasi imkansizdi Aklima bir sey geliyordu ki oda o görünmez yaratiklar, cin, seytan ya da melek. Melek olamazdi melekler ne diye benimle ugrassinki: olsa olsa iki ihtimal ya cin yada seytan. Ama bana hiçte ters davranmamisti. Yoksa bir yerleremi çekmek istemisti. Beklide yakinimda beni görünmez bir yerden inceliyor yada takib ediyordu. Biraz korku biraz heyecanla olacaklari beklemeye basladim. Sanki onu tekrar davet edercesine beklemeye devam ettim. Hiçbir hareket ve de varligindan bir belirti yoktu. Kafam karma karisikti içimde bir heyecan sanki bu meseleyi çözmem için beni zorluyordu. Vakitte ilerlemeye baslamis olunca yamacin etegindeki evimize geldim. Yataga uzandim uyuyamiyordum ne zamana kadar yatakta dönüb durdugumu hatirlamiyorum ama uyuyakalmisim.

Sabah erkenden Belediyede çalisacagim için evden çiktim gelincik deresine yakin yerde dag kaymasin diye duvar yapilacakti bizde amelelik yapacaktik. Daha kimsecikler yoktu. Isçiler gelene kadar etrafi dolastim. Adamin anlattiklarindan hiçbir iz yoktu. Isçiler gelince de çalismaya basladik. Aradan bir kaç gün geçmisti, is paydosundan sonra oralarda biraz oyalandim, maksadim herkesin gitmesiydi. Çok geçmedende herkes gitti. Artik yalnizdim. Gelincik deresinden yukari dogru yürümeye basladim. Güneste tepelerin üslerine son isiklarini adeta serpisiriyor ulasamadigi yerlere ise sangi gölgeler ayri bir ahenk veriyordu. Gerek günün yorgunlugu gerekse yamaclara tirmanmanin yorgunlugu kendini hissettirmisti. Bende bu arada tepenin basindaki sözde gelincige ulasmistim. Taslasmis çocuga dayandim yukardan asagidaki manzarayi seyretmeye devam ederken uykudamiydim uyanikmiydim bilemiyorum. Derenin yoldan uzaklasan istikametinden çiglik ve bagirma sesleri geliyordu. Ama görünmüyorlardi. Sesin geldigi tarafa yürüdüm. Çiglik sesleri dahada çogalmisti. Üç kisi adamin birini öldüreseye tekme tokat dögüyorlar , o ise sadece elleriyle gelen tekme ve yokati sanki engellemeye çalisiyor ama onlarin güçlü olmasi onu çaresiz birakiyor ve çiglik çigliga bagiriyordu. Dikkatli baktigimda dögenlerin bir tanesi bana Ketenlikten geliyorum sigirimi kaybettim diyen Ismetti. O da o gün birilerinin çiglik çigliga bagirdigini söylüyordu. Ama o da onlardan biriydi. Görünmemeye çalisarak izlemeye basladim. Ismet bagiriyordu.

-Bizi izleme demedikmi sana? O ise

-Tamam Vallahi izlemem bir daha.

-Sözmü? Diyordu Ismet.

-Söz birakin beni ne olur. Ne isterseniz yapacagim.

-Durun dedi. Ismet. Durdular. Ismet konusmaya basladi.

-Sen bizi taniyormusun?

-Az çok. Taniyorum.

-Az çok ne demek, ecelinemi susadin? Burada ne isin var. Bilmiyormusu buralar bizim mekanimiz.

-Tamam ne olur salin beni bir daha gelmem buralara…

-Istersen gel, ha, ama senin kolunu kiralimda ders olsun. Öbürlerine döndü.

-Kirin kolunu. Diyerleri koluna vurmaya basladilar, o ise yine daglari yirtarcasina bagiriyordu., ikisi kolunu uzunca tuttular üçüncüsü ise koca bir sopayla vurdu ve kolu sanki kirilarak ikiye katlandi. Son çigligiyla bayilarak yere yigiliverdi. Yine Ismet.

-Etrafimizda kimi görürseniz daha beterini yapin. Haydin simdi gidelim.baska islerimizde var onlari da yapalim da insanliga hizmet olsun.Adam yerde yatirken onlar yamaç assagi dere boyu hizla kayboldular. Onlarin iyice uzaklastiklarindan emin olduktan sonra yerde baygin yatan insanin yanina geldim. Üstü basi yirtilmis, yüzü gözü toz içindeydi. Kolu ise hen katlanmis gibi hemde koyu elbisesinde kan sanki kolunu islatmisti. Yüzü koyundu saçlari ise karma karisikti. Elimle yavasca ensesine dokundum. Nefes aliyor ve inilti çikariyordu. Yavasca gözlerini açti bana bakti. Biraz hayret etmis gibi süzdü. Zorlanarak.

-Sen kimsin? Ne ariyorsun burada. Dedi.

-Her hangi biri, sana yardim etmek istedim ama yapamadim.

-Git buradan.

-Sen böylemi kalacaksin?

-Beni bos ver ve onlar gelmeden git.

-Ben onlarin baslari olani taniyorum.

-Baslari kim?

-Ismet deyimli?

-Ne Ismet’i be adam onlar kim biliyormusun sen?

-Kim?

-Senin beklediklerin, su görmek istediklerin. Varya onlar iste.

-Ya demek onlar Ismet felan deyil, onlar ha.

-Evet ya hemen git yoksa basin derde girer.

-Sen ne olacaksin?

-Hala uyanmiyorsun? Git dedim hemde hemen arkana bile bakmadan.

-Beraber gidelim.

-Yav sen ne anlayissiz adamsin beni bos ver ve hemen uzaklas buradan.

-Allah Allah seni böylemi birakacagim.

-Ne dedin sen?

-Allah Allah dedim.

-O dedigini de ve bildiklerini okuyarak kaybol buradan. Hala anlamadinmi?

-Anladim Anladimda sen ne olacaksin?

-Yav be insan oglu Ayet’ül kürsüyü biliyormusun?

-Evet.

-Onu okuyarak kaybol, yoksa seni az daha durursan ben bile kurtaramam.

-Bi sey daha soracagim, sen onlardan birimisin?

-Evet, evet, evet Allah’in belasi git beni merak etme onlar seni zaten görüyorlardi da seni korksun diye böyle bir sey yaptilar.

-Sende bir sey yokmu simdi? Kolun kirilmadi mi? Adam ayaga kalkti gerçekten kolu saglam ve her yöne hareket ediyordu.

-Yahu sen belamisin? Bende bir sey yok, hadi git kizdiracaksin onlari.

-Tamam gidiyorum. Seni birdaha göremezmiyim?

-Hayir git artik. Arkana bile bakma. Hizli hizli tepeye tirmanmaya basladim. Yine taslasmis sözde cocugun oldugu tasa olastigimda iyice nefes nefese kalmistim. Ellerimi tasin kollari gibi olan yerine koydum hem Atet’ül kürsüyü okuyor hemde birazcikta olsa dinlenmeye çalisiyordum. Geriye döndün o adamin oldugu yere baktim kimsecikler yoktu. Aradiklarimi bulmus ve de görmüstüm. Hava kararmaya baslamisti. Ama istediklerim bu deyildi. Daha da kötü seylerin ola bilecegini düsündügüm için alel acele tepelerden hizla asarak eve geldim. Kapiyi annem açmisti.saskin saskin yüzüme bakti.

-Oglum yüzün sapsari nerde kaldin bir seymi oldu?

-Yok anne, biraz arkadaslarla dolastik.

-Geç hele içeri, karnini felan bir doyur. Içeri girdim, ama heyecanim dinmemisti. Olaylar istedigim gibi gelisiyor fakat netice istedigim gibi deyildi. Çok geçmeden annem sofrayi getirdi. Hem yiyiyor hemde konusuyorduk.

-Oglum hem çalisiyor hemde bu vakte kadar geziyorsun yorulmuyormusun?

-Iyiyim anne ben.

-Eee gençlik bizde yorulmazdik ama geçiyoruz artik.

-Babam yok mu?

-Yarin kasabaya gidecek ya assa indi görüsecekleri varmis.

-Nasil yavrum is zor mu?

-Hayir anne yorulmuyorum bile. Agabeymi gördünmü?

-Gördüm.

-Iyimi?

-iyi, yiyecek yo içecek yok özden domates, patetes, kabak felan getirdim, baban görmeden biraz verdim.

-Iyi olmus ana da babama görünme bari, kiziyor kavga senin basinda patliyor.

-Olsun bakalim yavrum. Ne yapalim evlat iste o açken ana yüregi biz nasil tok yatariz. Ufaklik nasilya

-Mevlüt mü?

-Iyi masallah pek hareketli.

-Kaç aylik oldu simdi anne.

-Sekiz bitti bitiyor.

-Aslan yigenim benim. Aslinda özledim de sabah ise gidecegim beklide yengem de yatmistir. Bende yatib dinleneyim.

-Yat tabi yavrum. Ben yerini hazirlayayim. Yemegi yedikten sonra uzandim. Gözlerimi kapadim. Düsünmeye basladim. Olanlar gözümün önünden bir bir geçti. Ne yapmaliydim da söz benim olmaliydi. Onlar ben yaklasmak istedikçe uzaklastirmaya çalisiyorlardi. Neden herkese bulasib hastalandirirken benim yaklasmami istemiyorlardi. Çok soruya cevab bulmaya çalisirken uyuya kalmisim. Gözlerimi açtigimda çoktan sabah olmus Babam.

-Kalk sabah oldu namazi kil sonra yat, bu gün is olmaz yagmur yagiyor. Diyordu.

-Tamam baba kalkiyorum. Dedim ve kalktim abdest alib sabah namazini kildim. Annemde kahvalti hazirladi. Heb beraber kahvaltiyi yaptik babam.

-Ben assa iniyorum Kasabaya gidebilirim. Olgum istersen dinlen, is olmaz sonrada bahçeye dogru bir git.

-Olur baba . dedim Babam konuşmasını bitirdi ve gitti. Ben tekrar uzandim. Biraz daha uyudum ve kalktim. Annem salonda yemek hazirliyordu. Dışarı çıktım.

-Anne ben bahçeye dogru gidecegim.

-Tamam yavrum bir bak çocuklar dallarını kırmasınlar yanına gelirlerse azarlama ver yavrum sevinsinler.

-Tamam anne.

-Yiyecek bir şeyler istermisin.

-Hayır zaten yeni yedik sayılır. Acıkmam herhalde . hadi eyvallah.

-Güle güle yavrum. Evden dışarı çıktım ve işin eylenceli tarafından bakıb biraz sitres atmayı düşündüm. Ve benimle konuşan o güzel kızı görmeyi arzulayarak onların evlerinin önünden geçtim. Ama onu görmedim. Belki bahçe komşusu oldukları için bahçededir diye hiçbir yere takılmadan bahçenin yolunu tuttum. Bahçeye geldigimde orda da yoktu. Onu hem özlemiş hemde büyük bir istekle görmek istiyordum. Maalesef ki bu arzumda olmamıştı. Sabah yagmur yagmasına ragmen hava ısınmış ve buharlaşan nemlerse daraltıcı bir hava oluşturuyordu. Benti saglamlaştırdım ve bunaltıcı havadan kurtulmak için kendimi serin suların içine bıraktım. Su çok güzeldi. Saatlerce yüzdüm. İkindi yakındı abdest alıb öyle namazını kıldım. Dahada rahatlamıştım. Yavaş yavaş Kasabaya geldim. Teyzemin kızının beyi İmamdı onu çok severdim babası Büyük alimlerden oldugunu umdugum Hafız Ömerdi. Oglu yani eniştemizde bayagı ilim sahibi dürüst elinden ekmegini alsan seslenmez tabirine uygun birisiydi. Onun camisine gittim. Beni görünce gülerek.

-Ooo hoş geldin hocam. Dedi.

-Hoş bulduk enişte dedim. eline öpmek için yanaştım ama o yakışanı yaparak öpdürtmedi. Ben. Birkac yıl İmam Hatib Okuluna gitmekle hocamı olunur be enişte dedim. O.

-Olsun oranın kokusu yeter.dedi.

-İnşaallah dedim.

-Abdesttin varmı haydi güzel sesinle bir ezan oku millet dinlesin.

-Vakit geldimi? Dedim.

-Sen mikrofonun başına gidene kadar tamamdır dedi. Ezanı okudum. İmamlık yapmamı istedi. Onun gibi bir insan varken benim imamlık yapmamın uygun olmadıgını düşünerek kabul etmedim. Ama tabiî ki kameti de ben yaptım. Namazdan sonra evleri yakındı tatlı tatlı şakalar yaparak teyzemin kızını da görmem gerektigini söyleyerek beni evlerine götürdü. Yemek yedik çay içtik. Ve onun güzel nasihatlarını dinledim. Sır verebilecegim ve rahat konuşabilecegim agzı duadan boş kalmayan benim için tek kişiydi. Adı da hasandı.

-Hasan enişte aslında bir şeyler konuşmak istiyorum ama bilmem senin için nasıl olur.

-Ne demek nasıl olur ne istersen konuş.

-Cinler, yatırlar hakkında bilgin varmı?

-Nerden çıktı bu şimdi.

-Merak işte.

-Nasıl merak bu, neyini merak ediyorsun onların?

-Yav mesela bize zarar verirler mi? Yada nasıl korunuruz? Ne yaparsak bize bir şey yapamazlar gibi şeyler.

-Bak. Dünyada biz insanlar yokken onlar vardı. Ve onlara aidi. Hz. Adem As. Yer yüzüne inince onlar Ademin üstünlügünü kabul etmediler. Ve rahatsız oldular. O gündür bu gündür biz Ademle ugraşmaktadırlar.

-Peki onlardan korunmanın yolu ne ?

-Kur’an okumak.

-Yani.

-Mesela Ayet’ül kürsü. nas, felag surelerini bol okursan sanada başkasına da dokunamazlar.

-Bu kadarmı?

-Namazı da geçirmiyeceksin genelde de abdestli olacaksın. Gerisini Allah’a bırak.

-Peki onları herkes görebilirmi?

-Tabiki hayır.

-Kimler görür.

-Duyarız ya cinlerle evlenmiş derler onlar görür, onlara bilerek veya bilmiyerek zarar verenler görür, aynı bizim gibi cin kızı bizden birine aşık olur o onu hastalandırarak onun görmesini saglar. Yada büyü yapılan nadir olarak görür.

-Yani cin hastaları öylemi?

-Genelde evet.

-Peki isteyen görebilirmi?

-Nasıl?

-Diyelimki ben onları görmek istesem ne yapmam lazım.

-Ne yapacaksında görünce. Cinci mi olacaksın. Gerialnin İbrahimi biliyorsun deyimli?

-Evet

-Onun gibimi olacaksın?

-Hayır Enişte merakımı gidermek istiyorum. Gülümsedi.

-Görerekmi?

-Hayır.

-Ya ne. Boş ver bak güzel bir okulda okuyorsun okulu bitir. Her şey yavaş yavaş olur. Onları görmek okadar basit deyilki. Ya alim olacaksın, ya Allah vergisi olacak, ya da cin hastası olacaksın. Alim ol görürsün, Allah isterse gösterir, ama İnşallah Cin hastası olmazsın.

-İnşallah. Gördüklerim öylesine bir hızla gözümün önünden geçti. Ben alim deyildim, cin hastasıda deyildim düşündüm, olsa olsa küçük ve art niyetli olmadıgımdan Allah onları görme istegimi yerine getirdi diye tahmin ettim. Biz böyle sohbet ederken teyzemin kızı da sininin üstünde gülümdeyerek kuru yemişlerle içeri girdi.

-Maşallah iyi sardırdınız hele birde şunlardan atıştırın daha iyi sarsın sohbetiniz.Dedi. Enişte de

-Sardı sardı da ben pek bir şey anlamadım .

-Neyi anlamadın dedim.

-Şu Cin min meselesi. Teyze kızı.

-Ne cini ?

-Bunun aklı onlarda.

-Aman kuzum kafayı felan bozarsın ne yapacan Cin min köyde gerialinin İbrahim İle Havız İmin yeter.

-Yav Ablacıgım ben cinci olacagım demedimki, merak işte.

-Neyse canım Hasan sende hem kuruyemiş yiyin hemde anlat işte çocuga.

-Anlattım Hanım o da anladı zaten.

-Anladım anladım. Bir taraftanda gülüşmüşük. Vakit Akşama yaklaşmıştı. Kuru yemişi de yedikten sonra.

-Her şeye ragmen seninle olmak güzeldi enişte, ama artık izin alsam müsaade varmı?

-Akşamı da kılsaydık şöyle mahalle bir Ezan daha dinleseydi.

-Olsun başka zaman dinlesinler sık okursak çabuk usanırlar. Yine gülüştük.

-Neyse müsaade Allahtan sagol var ol yolun açık olsun. Teyze kızı da.

-Teyzeme felan selam söyle dedi. Ve vdalaşarak ayrıldım.

Eve geldigimde daha evvelden Babamın İmamlık yaptıgı Yunak kazasına baglı Koraşı köyünden misafirler oldugunu Annem söyledi. İçeri yanlarına girdim. Yaşlı bir adam ve benim yaşlarımda da bir kız vardı. Daha henüz Babamda gelmemişti. Annem de tanıyor ki onları içeri almış diye düşündüm. Adama yaklaşıb.

-Amca hoş geldin dedim.

-Hoş bulduk sen en küçük olanmısın dedi.

-Hayır benden küçük birde kız var.

-Erkek olarak canım. Sen beni tanımazsın küçücüktünüz Koraşıdayken Maşallah büyümüssün. Hem konuşuyor hemde elini öpüyordum. Bir taraftan da kız dikkatimi çekmişti. Ona döndüm.

-Sende hoş geldin dedim. Gözlerimin içine öyle bakmıştı ki adeta bende çivilenib kaldım.

-Hoş bulduk. Dedi. Oturdum. Adam hem ihtiyar hemde sıcak görünümlü biriydi. Kız ise sarışın, hırçınlıgı gözle görülen güzelligi yanında insanı adeta kendine çeken mükemmel bir gücün sembolü gibiydi. Beni de etkisi altına hemencecik alıvermişti. Çünkü gözümde birden büyüdü ve uzaklaşmamın zorlugunu bana hissettiriyordu. Bu cinselligin ötesinde sanki tehlikenin habercisi gibiydi. Sımsıcak ateş topunun yakıcılıgını hissettiriyordu. Adam.

-Kız hasta Hoca hoca gezdik, çare bulamadık. Bayılıyor , aglıyor, bazenda yanındakilere saldırıyor, geceleri gezdiriyorlar. Kimi büyü var, kimi cinlerle evli diyorlar.

-Allah kurtarsın.

-Amin yavrum, birde baban İmamdır bildigi varsa yapsın yada yol göstersin diye geldim.

-İnşallah amca deim. Kıza döndüm.

-Bir şey görüyormusun?

-Bazan.

-Korkuyormusun?

-Alıştım ben iyi olmam ama Babam işte buralara getirdi.

-Olsun bakarsın kurtulursun, derdi veren Allah dermanınıda verir. Belki zamanın gelmiştir de iyi olur gidersin.

-Zor. Derken Babası da

-İnşallah diyordu. Annem misafirler için yemek hazırlarken bizde konuşuyorduk yaşlı adam.

-Oglum ben bir abdest alsam akşam iyice yaklaştı.

-Tamam amca çeşme salonda var buyur ben göstereyim. Dedim önde ben arkada ihtiyar çıktık o abdest almaya başlayınca ben seccadeyi salona serdim ve kızın yanına geldim. Kız.

-Sen Okuyormusun?

-Evet İmam Hatib Okulunda.

-İyi. Dedi demesine de gözleriyle bana öyle baktı ki inanılmaz bir ürperti ve korku geldi şaşırmıştım. Hem ondan ayrılmak istemiyor hemde heyecanlanıyordum. Her şeye ragmen de çekici geliyordu. İkimiz oda da yalnızdık gözleri kanlı ve iri iri idi, dim dik gözlerimin içine baktı, göz göze gelince ben gözlerimi kaçırdım. Gayet otoriter bir ses tonuyla.

-Bana bak. Dedi. İçim ürperdi tüylerim diken diken oldu. Bende onun gözlerinin içine baktım. Dikkatli bak. Dedi.

-Bakıyorum. Dedim. Bakışlarıyla yakıyordu. Korktum, heyecanlandım fakat sanki kendimi ona teslim etmiştim.

-Sana dokunabilirmiyim. Dedi.

-Hayır gören olur yanlış anlarlar.

-O Abdest alıyor, Annen yemek yapıyor kimse görmez. Ben onun gözlerinin içine bakarken o elini bana dogru uzatmıştı. Ben gözlerimi kapadım beklemeye başladım. Elleri yanaklarımdaydı ömrümde hiç hissetmedigim kadarda sıcak ve yakıcıydı. Nefesini yüzünde hissettim. Gözlerimi açtım. Dudakları alnıma yaklaştı nefesi suratımı yakıyordu. Alnımdan öptü ve geri çekildi. O pis ihtiyar namazı bitirdi içeri girecek, bizi yalnız bıraksa ya.

-O İhtiyar Baban deyimli? Niye pis diyorsun da.

-Ne Babası o kızın babası benim deyil.

-Hangi kızın?

-Görüyorsun ya .

-Seni görüyorum ben.

-Beni deyil tatlı çocuk kızı görüyorsun.

-Nasıl yani.

-O ben deyilim ben onun bedeninin sahibiyim. Yani onu hastalandıranım. Anladın mı?

-Yani sen bedenine girdin öylemi? Yani başkasısın.

-Evet ama bende kadınım, gördügün kız varya ben ondan daha güzelim. Şaşırmıştım.

-Yani Cin kadını öylemi?

-Evet . kız nasıl güzelmi? Hoşuna gittimi? Hoş deyimli? Benim ruhum onun bedeni ile birleşince ne kadar mükemmel olur düşünsene.

-Nasıl yani.

-Ben olarak o taze vücudu ile onun görüntüsü ile olgun bir kadın olarak sana gelsem, onu sana sunsam ve sen ömründe hiç unutamıacagın kimsecikler görmeden bir gece geçirsen, istemezmisin? Hem şaşırmış hem de korkmuştum. Varmısın bu gece.

-Hayır hayır.

-Bu gece bu körpe kızı ruhumla sana gelerek sunacagım ister iste ister isteme. Görelim bakalım dayana bilecekmisin. İhtiyar geliyor unutma bu gece. Gerçekten İhtiyarın gelecegini sanki görmüştü geri çekildiki tam o arada içeri girdi. Ara arada gözleriyle sanki beni tahrik ediyordu. Ama ben korku ve istek arası karar verememenin sıkıntısını çekiyordum. Benimde Abdestti vardı bende kalkıb salonda Akşam Namazını kıldım ama aklım olanlarda ve yaşadıklarımdaydı. Ben namazı bitirmeden Babamda gelmişti. İçerde onları görünce yüksek sesle hoş beşten sonra sohbet etmeye başladılar. Namazı bitiribte anneme bakmak için mutfaga yöneldigimde arkamda kızın sesini duydum.

-Eee sıkıldım be ne biçim yer burası başımda bir ihtiyar yetmez gibi ikincisi de geldi. Hadi beni bahçeye çıkarsana.. korkmuştum ve onunla yalnız çıkmak istemedim.

-Yemegi yiyelim sonra dedim.

-Sende amma ötlekmişsin ha korkma ben adam yemem, hele seni hiç yemem. Bu ara annem sofrayı hazırlamıştı ki babama seslendi. Ve onlarda sofranın başına geldiler kız tam karşıma oturmuştu. Sanki yemiyor oyun oynuyordu. Sık sık göz göze geliyorduk ben gözlerimi her kaçırışımda sana sorarım der gibi başını saga sola sallıyordu. Ne tam sevinebilmiş ne tam üzülebilmiştim. Ama bir gerçek vardıki kız gerçekten hasta ve daha evveldende duyduklarımdan birisiydi. Cin se bedenine giriyor ve de şu an bedenindeydi. Bana yada ailemden birilerine zarar verir endişesi içindeydim. Bazan o kadar olgun davranıyordu ki bedeninde Cin oldugunu ve de hasta oldugunu sanki onutturuyordu. Yemek yendikten sonra Babamla ihtiyar salondan önceki odalarına gittiler ve annemin hazırladıgı çayı içmeye başladılar. Kız ise annemin yanına geçerek beraber bulaşıkları yıkamaya başladılar. Bense Anneme zarar verir endişesiyle onu gözümden ayırmadan izliyordum. Fark etmiş olacakki.

-Kapıda bakma sana gel madem sende bizim yanımıza. Annem.

-Oglum ordamısın babangil çay içiyor sende iç sene.

-Sagol anne içmek istemiyorum. Kız bana bakarak.

-Teyze oglun benden korkuyor herhalde.

-Niye korksun da yavrum.

-Ona sor sana.

-Korkmuyorum, niye korkayımda. Dedim ve Hasan Eniştenin söyledikleri aklıma geldi. İçimden mırıldanarak Ayet’ül kürsüyü sonra da nas ve felagıyı okumaya başladım. Hırçınlaşmaya başladı. Bana ters ters baktı. Baktı.

-Kes lan ne okuyorsun sen. Gebertirim kesmezsen okumayı. Elindeki tabakları yere vurdu. Ben devam ediyordum. Lan kes diyorum sana. Elleri ayakları titriyor dişleri ayazda kalmış gibi bir birine vuruyordu. Gürültüye babamgilde geldiler. Annem şaşırmıştı. Babası.

-İşte hocam okunurken böyle oluyor ama şimdi ne oldu ki anlamadım. Ben.

-Ben okuyordum da dedim. O yine bana.

-Kes lan diyerek üzerime saldırdı. Dokunmasıyla bayılarak yere düştü. Yardımlaşarak odaya aldık, minderin üzerine up uzun yatırdık. Gerçekten anladıgım Ayetlerin tesiri çok yüksekti ve bana hiçbir şey yapamamıştı. Bu ilk ögrendigim olmuştu. Babam okumaya başladı. Yine üzerindeki cin rahatsız oluyordu. Önce vücüdu kasılmaya başladı. Gözlerini iri iri açtı.

-Lan moruk kes okumayı. Diye bagırdı. Ben.,

-Baba bedeninde şu an Cin var seninle konuşan o. Dedim. Babam.

-Sen nerden biliyorsun. Dedi.

-O Bilir ögrendiya biraz bilgiçlik yapsın. Sana ben gösteririm. Babam

-Ne göstereksin çocuga , cinmisin sen . dedi.

-Hocasın ya bilemiyormusun geri zekalı. Dedi.

-Evet Baba bu konuştugun Cin. Babam basını salladı anladım der gibi yaptı okumaya başladı.

-Yeteeeer yeteeeer diye çıglık atıyordu. Yürekler acısıydı. Bir taraftan da ilk görmenin etkisiyle deyişen az önceki kıza acıyordum. Ve artık saga sola saldırmaya başlamıştı. Ben de ihtiyar babasına yardım etmek ve kendine de zarar vermesin diye onu tutmaya çalışıyordum. Öyle bir an olduki hem zor tutuyorduk hemde elimizi ısırmaması ve başını yere vurmaması için dikkat ediyorduk. Bana acındırır gibi bakmaya başladı. Babamsa israrla ayetler okuyordu. Ümitsizce gözlerime baktı.

-Ne olur sen bari acı. Bırakın beni canım yanıyor. Ellerimi gevşettim. Nasıl elimden kurtuldugu gibi Babamın üzerine atıldı. Onu Babamın üstünden zor aldık. Ama babam okumaya devam ediyordu. Artık o da bizde bitkin düşmüştük. Yavaşca kendini bırakıverdi. Bayılmıştı. Babam.

-Melunun işi bitti inşallah dedi. İhtiyar.

-İnşallah. Dedi. Yine babam. Bu gene gelir en az üç gün okunsun. Dedi. Adam.

-Sen bilirsin hocam. Dedi. Babam biraz daha devam etti.

-Üzerini örtelim yeter çok yoruldu biraz dinlensin dedi. Annem üstüne örtü başının altına yastık koydu. Öylece yattı. Onu seyrettim fırtınadan çıkmış bir gemi sessizliginde yatıyordu. O yatırken biraz daha sohbet edtiler sonrada annem ihtiyarada yatak getirdi. O da yattı. Bizde odalarımıza çekildik. Ben yalnızdım ve olanların etkisi ile uyuyamamıştım. Ve odam karanlıktı. Sanki onu bekliyodum. Ama bu kadar bitkinlikten sonra da gelemez düşüncesiyle boguşurken, gelirse de kendimi nasıl sagunurum endişesi ve korkusu içindeydim. Bildigim duaları okudum. Uykum gelmişti ama uyuyamıyordum. Gözlerim açılmıyor fakat uyuyamıyordum da. Saat bayagı ilerlemişti. Yavaşca kapının açıldıgını hissettim. Sanki üzerimde tonlarca agırlık vardı. Gözlerimi zorla açtım. Göz gözü görmeyen odada kızın gelişini hayretle izledim. Sanki o özel bir aydınlatma ile aydınlatılıyordu. Fakat akşamki gördügüm kız deyil üstünde aslan yelesini andıran tüyler vardı o karanlıkta gözleri ise kanlanmış bir canavar gözü gibiydi. Hemen Ayet’ül kürsüyü okumaya başladım. O ise üzerime atılmıştı ama okudugum ayet’i üzerine üflememle adeta savrulurcasına yan tarafa düştü. Bense fırlıyarak salona çıktım. Gürültüyü fark eden gerek babam gerekse ihtiyarda salona çıkmışlardı. Babam.

-Ne oluyor olgum. Dedi.

-Bilmiyorum baba benim odada bana saldırdı. Dedim. Babası.

-Hocam işte böyle oluyor bazen dedi. Bende adamın konuşmasıyla biraz rahatladım. İşikları yakıb odaya girdik. O düştügü yerde yatıyordu. Onu yardımlaşarak odasına aldık. Babam yine okumaya başladı. O ceset gibiydi. Çok geçmedende uykudan uyanır gibi gözlerini açtı. Babasına.

-Ne oldu da beni okuyorsunuz. Dedi. Babası.

-Sus kızım bir şey yok. Dedi. Kız yine.

-Bir şey mi yaptım? Dedi.

-Hayır bir şey yok. Bana baktı.

-Sen söyle ne oldu da yine okuyorlar.

-Yo bir şey dedim. Bir şey lerin oldugunu tahmin ediyor ama ne oldugunu bilmiyordu. Babam bana döndü.

Haydi sen yat. Dedi.

-Tamam baba. Diyerek odama geçtim. Uzandım ama yine olayları etkisinde kalmış olacagım ki uyuyamıyordum. Gözlerim açılmıyor ama yatakta dönüb duruyordum. Birden uykum açıldı gözlerimi açtım. Yine masamda oturuyor ve Hasan Hüseyin Karsimda gülümsüyordu. Çaysa sobanın üstünde sımsıcak duruyordu. Ne babam ne hasta nede ihtiyar yoktu.

-Çay hazır. Dedi. Hasan Hüseyin. İki bardak doldurdum.içmeye başladık.

-Biliyormusun bugün beni hem hüzünlendirdin hem mutlu ettin.

-Biliyorum abi ama bu gün kü yaşadıkların hayatının temel taşlarıydı.

-Yani.

-Yanisi gelecegin için farkına varamadıgın hakkında verilen kararların yönlendigi anlardı. Düşünürsen bu yaşadıklarında başlangıcın, israrcılıgın onlar üzerinde etkilerini görebilirsin. Onlarınsa seni caydırmaya çalıştıklarını seninse hem korkarak hemde cesaretle üzerine gidişin.

-Onları kızdırıyor mu diyorsun?

-Evet başlarına bela olacagını biliyorlar ve seni uzaklaştırmaya çalışıyorlar. Abi bu yasadıklarını psikolejik durumunu göz önüne alınırsa israrcılıgın sana nelere mal olacagını o gün bile tahmin edilebilinirdi. Ve ettilerde zaten.birde bu halinle detayları gözden geçirmeni istiyorum.

-Tamam yalnız kalınca düşünecegim.

-Bu gün hem ruhen hemde bedenen yoruldun istersen bu gün ara verelim. Yarın devam ederiz.

-Fark etmez birer çay daha içelim sonra gidersin. Yarın tekrar buluşuruz.

-Sen bilirsin, sıkılmıyorsun deyimli.?

-Yo aksine iyi oluyor. Birer çay daha içtik.

-Tamammı? Gidebilirmiyim abi. Dedi.

-Tamam gidebilirsin yarın görüşmek umuduyla.

-Selamün aleyküm hadi eyvallah. Dedi.ben

-Aleyküm selam güle güle dememle birlikte kayboluvermişti. Bense gerçekten yorgundum hemen odama geçtim uzanmamla uyuyakalmışım. Ezan sesiyle uyandım.

 

Devam edecek