Hasan
Hüseyin ve BEN |
Mustafa ünal
Bölüm-7
Güneşin ışıklarını ve ısısını henüz daha yeni yeni yaymaya calışırken, penceremin önündeki agaçta ötüşen kuşlarda, görülmeye deyer manzara ve ortamın tadını cıkarmaya çalışıyorlardı. Yorgun ve bitkin olmam sa benim sabah namazına bile kalkamama sebeb olmuştu. Yıldızları seyretmek ayın mehtabtaki halini seyretmek ve de güzel bir manzaranın tadını çıkarmayı çok severdim. Agaclardaki ötüşen kuşları seyrederken bunları düşündüm. Anladım ki hayatın içindeki çıkmazlar, artık bana zevk aldıgım her şeyi unutturub, içimi karartan duyguları kabartarak karamsar ve karar verme zamanlarında karar bile veremiyen bir insan haline dönüştürmüştü. Kahvaltı hazırlanmıştı. Biraz kahvaltı yaptım ve rüzgar nereye eserse o tarafa giden yaprak misali nereye gidecegimi bilmeden evden ayrıldım. Anlamsız anlamsız dolaşmaya başladım. Ögle vakti yaklaşmıştı. Kapu camisinin ikinci katına çıktım. Kimsecikler yoktu. gözlerimi kapadım. Sanki geçmişimle hesablaşıyordum. Hayatımda sanki yer edenlerle olayların tekrarını yaşıyordum. İlk önce Nefise ile tanışmam aklıma geldi. Sanki yeniden olayları yaşıyordum. Sanki adeta Telefonum çaldı. Tanıdık olmayan bir ses: -Aloo Mustafa beylemi görüşüyorum. -Evet benim, buyurun. -Görüşebilirmiyiz müsaidmisiniz? -Evet evet buyurun, ne hakkında. -Sami diye bir arkadaş var ünüversitenin kantinini çalıştırıyor. bildinizmi? -Evet buyurun? -Onun hanımı hasta imiş iyi olmuş benimde bir kız kardeşim var bir bakabilirmisiniz? diyecektim. -Şu an nerdesiniz? -Kampüsün yakınındayım ama siz yerinizi söyleyin ben ordan alırım. -O zaman saat 11,45 ben 12.10 gibi fuar çıkışında bekliyeyim. -Tamam uyar, ben 12.10 gibi kapıda olurum. Ha arabam opel bej rengi pilakada 42 AL... -Tamam anladım görüşürüz. dedim ve telefonu kapadım. Buluşacagımız yöne dogru ilerlemeye başladım. Kapıya geldigimde tarif ettigi araba kapıda idi. Ona dogru yönelince direksiyondaki kişi anlamış olacak ki gülümseyerek karşılamak için dısarı çıktı. -Arayan sizdiniz deyilmi? dedim. -Evet hocam bendim. dedi bir taraftanda . Buyurun diyerek kapıyı açtı. Kısa bir yolculuktan sonrada evlerine ulaştık. Hasta salonda kanepenin üzerinde saçları ve üstü bası perisan bir halde idi sagında solundada iki kadın vardı. ikiside kollarından tutuyorlardı. işin ilginci beşinci kat olmasına ragmen balkon ve pencereler demiri idi. Daha beni görür görmez. -Gelme gelmeeee diye bagırdı. Abisi oldugunu söyleyen kişi ise. -Abim sakin ol Mustafa abin seni kurtaracak. dedi. Abisine. -Sende gelme diye bagıdı ve çıglıklar atarak saçlarını yolmaya başladı. Kadınlar ellerini zor tutuyorlardı. Bir taraftanda annesi oldugunu zannettigim biri. -Yavrum bu böyle işte kac gündür bir çektigimizi Allah bilir. birde biz. -Sabır teyze İnsaallah iyi olur. dedim. Konuşma imkanımız hiç yoktu. Çünkü ha bire cıglıklar atıyor sagına soluna zarar vermeye calışıyordu. Ben yaklaştıkcada dahada hızlanıyordu. Saçlar dagınık üstü başı perisan olmasına ragmen bu hırcın kişiligin altında masum , gizemli ve tatlı bir yüz kendini gösteriyordu. Ben yaklaştım elinin üzerine elimi koydum, diyer bir kadında elimin altından elini cekmesini engelliyordu. O ise iyiden iyiye cıglıklarını artırarak agzına gelen her türlü hakareti yapıyordu. Bense okumaya başladım ki: okudukca dahada hırçınlaşmıştı. Öyle bir an geldiki tamamen bitkin düştü ve yıgılıb kaldı. Bayılmıştı. Okumaya devam ettim Okuma bittigi halde o hala baygındı. Annesi çay yapmıştı onu içmeye başladık. o fırtınadan cıkmış bir geminin sessizligi ile yatırken kerkes de dinlenme fırsatı bulmanın sanki tadını çıkarıyorlardı.Ama gemi denizde ise her an ikinci fırtınanın gelebilecegini bilmiyorlardı. ben onlar beni soru yagmuruna tutarlarken sık sık onu izliyordum. Henüz ikinci caylar verilibde içilmeye başlanmıştıki. Kanepenin üzerinden fırladıgı gibi balkondan dışarı çıktı ve demirleri hem sallıyor hemde başını vuruyordu. Abisi yetişti ve kucagına aldıgı gibi kanepenin üzerine koydu yine kadınlar kolundan tuttular. Bana döndü, -Sen kimsin? Bana bir şey yapamassın? git burdan tamammı. -Tamam sen sakin ol. gidecem. dedim. -Ben ölmek istiyorum yav ölmek istiyorum. -Sakin ol. tamam. tamam. dedim. -Sen nesin yav Allahmısın beni kurtaracaksın. ha kimsin. -Tamam çayımı içeyim gidecegim. sakin ol. -Sakin ol sakin ol sakin ol. başka laf yokmu yahu. Gel yerimede sakin ol olabiliyonmu bi bakalım. -Ne diyeyim bırakın atsınmı diyeyim. Anlıyorum ama yine sabır. -De de bırakırlarmıda. sabır sabır sabır. baska laf yok. Pencerede sigara paketi görünüyordu. sigara içtigide belli idi. -Tamam madem beni istemiyorsun gidecegim. Ama ben seninle bir sigara ile çay içmeden gitmem. Birer sigara içelim birerde çay sonra giderim. -Sözmü? -Söz bir sigara uzattım hemen yaktı. derin derin çekmeye başladı. çayıda aldı . Biraz sakinleşmişti. bende biraz daha yakınına oturdum. adın ne idi dedim. -Sana ne yahu benim adımdan. -Tamam tamam anlaşıldı Dost olamıyacagız seninle. -Yani bir sigara verdinya bir sigaraya dostmu olacagız sandın. -Tamam dost ta olmuyalım. Ama inan sen bana kızdıkca ben seni sevdim. Sen iyi bir kızsın. -Benimi sevdin, iyi bir kızmıyım ben oooooooo herkes gebersem kırk gün bayram yapacak. Baksana başlarına bela olurum diye her tarafı demirlediler. intihar edecemde hesab veremiyecekler. bana acıdıklarından felan deyil. -Peki sen müslümansın deyilmi? -Ne sandın beni gavuramı benziyorum. annesi. -Dogru konuş kızım. -Sen karışma anne. ben -Tamam teyze karışma. -Hele şükür bir destek çıktı. -Sana niye düşman olayımda, bir şey anlatacam. ama dinle sonrada istersen intihar et. -Anlat bakalım neymiş. yavaş yavaş ısınmaya başlamıştı. -Bak kızım. -Ben senin kızın deyilim. -Dogru özürdilerim. Kızım deyilsin. -Düşünki Burası beşinci kat deyilmi? -Evet -Kendini aşşagı attın. -Nerde o günler... -Zemin beton pat diye çarptın o anki acıyı düşüne biliyormusun? -Beş dakika sıkarsın kendini sonrada bütün dertlerden kurtulursun. -Bu senin bildigin. -Senin bildigin ne imiş. Bayagıda sakinleşmiş bana karsıda yumusamaya başlamıştı. -O an yere çakıldıgın an varya bize göre ölür diye düşündügümüz intihar eden kişi en şittetli acıyı hisseder. Ve öldügünü bilmez. Karanlık bir gece düşün on bin metre yukarıdasın asagı dogru düşüyorsun göz gözü görmüyor, en sittetli acı olan yere cakılma anındaki dayanılmaz acıyı hissediyorsun. ve hiç dinlenme yok her an bir yere çarpacagını düşünüyorsun. Ve kıyamet kopana kadar şittetli acıyı hissedecek sanki her an yere cakılacakmıssın gibi düşeceksin. Bir düşün bin sene önce intihar eden hala acıyı hissediyor ve yere çakılma korkusu ile devam ediyor. Ama bu gün dayanılmaz zannettigimiz acı bir zaman sonra geçiyor geziyoruz, tozuyoruz, eyleniyoruz, gülüyoruz dahası cok mutlu olabilecegimiz zamanlar geliyor. Dünyada Altmıs senenin acısına dayanamıyoruzda ya intihar edenin acısına kıyamet bin sene kopmaz ise nasıl dayanacagız. Ha kıyamet kopuncada bitmiyor tabi sonuda cehennem. Bunları dinledi düşünmeye başladı ilk adım güzeldi. pencereden sigarasını aldı. bana döndü. -Alda borcumu ödeyeyim diyerek birini uzattı. -Ben sana borclusun demedimki: -Olsun bak sana anlattıgın baya ürkütücü. -Ama dogru. -Peki ben ne yapayım. -Hiç arkadaşın yokmu senin? derlerini anlat paylaş senden kötü yasayanlara bak. bi şeyler bul. -Yok benim kimsem yok. -Bana anlat. -Sanamı? dedi dudaklarını büktü sanki imkansız dergibiydi. -Neden olmasın? derin bir nefes aldı. Güveni yavaş yavaş artıyordu. -Çaylarımızı içtik, sigaralarımızıda içtik, Kaybedecegimiz ne varki ben geç kalıyorum ablayı bir kez daha okuyayım gideyim. eyer isterse abla yarında gelirim. ona döndüm Ne dersin? -Bir şey yapacagını zannetmiyorum boşuna ugraşıyorsun. -Olsun hem sohbet ederiz. -Sen bilirsin. Baya sakinlemişti. tabi önceki okumanında etkisi vardı. Yanına yaklaştım elimi elinin üzerine koydum okumaya başladım. Gözüm gözlerinde idi Ani haretleri izliyordum. çok geçmeden bekledigim an geldi. Tusunami fırtınası gibi anında parladı bagırıb cagırmaya cıglıklar atmaya başladı.Hemen kadınlar yerlerini alıb tuttular. Artık hasta benim hastamdı cinler tasarrufa başlamışlardı. Üc tane cin yakaladım ve yaktım. sakinleşti cinlerin yok olusunu izlemek ona cesaret vermişti. -Bu günlük yeter Abla baya yoruldu yarın bu günkü kadar sıkıntılı olmayacak. En az üç gün okunacak dedim. Abisi. -Tamam siz nasıl isterseniz. -Şimdi beni bırak sizde işinize bakın. hastaya. -Nasıl biraz iyisin deyilmi? -Eh biraz -Yarın görüşürüz, birde doktora götürsünler bu gün isterse dedim. Abisi. -Olur hocam götürelim. -Ozaman bu gün götür beni yine yarın evden alırsın. Tamam seni bırakayım sonrada doktora gidelim. -Çok iyi olur. Dedim ve kalktım. Beni eve kadar bıraktılar. Akşamda olmuştu. Konya nın en eski camilerinden yanık camisi vardı İmam'ı konuştugum cinci hoca tabir ettiklerimizden biri idi.Onunla görüştügümde cinlerden bahseder tartışırdık. Çok yanlışlar içinde idi, belki faydam olur diye görüşürdüm. Oraya gitmeye karar verdim ve yatsıyı orda kılmayıda düşünerek gittim. Ezan okunmuştu Hoca beni görmemişti bitincede dısarda beklemeye basşadım. D. Ali ilede orda karşılaştık o da hastasının manevi rahatsızlıgı oldugunu manevi rahatsızlıgının tedavisi için Muhammet hocaya gelmiş ti oysa benim bu işlerde ugraştıgımı D.Ali bilmiyordu.Az sonrada hoca geldi hoş beşten sonra. Muhammetse anlattı heb beraber D.Alinin evine geldik tabiki ben misafirdim hiçbir müdahalede bulunmamalıydım diye düşündüm. Ama Muhammedin çalışmaları bana ters geliyor insanlarsa söylediklerini yapıyorlardı. Cinler gece yedi çeşmeden su getirttiriyorlariyor hasta misafir bulundugu evle ilgisi olmadıgı halde bulundugu evin eşikleri yıkanıyor papaz büğüsü var deniliyor yumurta yediriliyor daha neler neler yapılıyordu gerçekten eşikler yıkanması gerekiyorsa hastanın evi olmalıydı mantıklı olanda bu deyilmiydi sonra kime baksa Muhammed hoca hep papaz büyüsü diyor onun cinlerinin yalan söyledigi ortaya çıkıyordu oysa Muhammet hem saf hemde iyi niyetli bir arkadaştı zaten çalışmasını deyilde saf oluşunu severdim çalışmaya gelince bana görede dine görede çalışması yanlış farkına varmadan günah işliyordu ikazlarıda kabullenmiyor bende üzülüyordum ama bir gün anlar inşaallah diyede dua ediyordum. D.Ali arkadaşımız ise ilahıyatçı temiz okadarda dürüst yardımlaşmayı ve yardım etmeyi seven işine ve insanlıga baglı biri olması münasebetiyle o yakınlarını evine davet edib tedavi ettirmek için son gayretiyle sanki çırpınıyordu. Evde bir telaş panik koşturmaca devam ederken gözüm hep hastaya kayıyor dikkatle onu izliyordum Daha henüz 22 yasında ömrünün baharında sanki son baharı yaşıyor hayata küsmüş kimseden ne birşeyler istiyor nede bekliyor sessiz sakin hırçınlığı hiç mi hiç yok gibi bitkin düşmüş kendini yorgunlugun kucagına bırakmış adeta sakinleşmiş fırtınanın sürüklemesiyle liman arayan kırık bir tekne gibi az sonra bile ne olacagını düşünmeden akıntıya teslim olmuşcasına yol alıyor gibiydi. Hastanın Bakışları donuk yüzünde sade saf sakin tatlı bir görüntü o kadar saf ve temiz görünüyor ki sanki insanı kendine çeken bir mıknatıs: dikkati hemen üzerine toparlıyor, hilesiz katkısız sade bir görüntü onun bu hali ise, onda çekicilik yaratıyor ve insanı kendine yönlendirmeye yetiyorda artıyor bile , henüz onu tanımamam bile beni bu duygu ve düşünce ile ona sanki itiyordu bu düşüncelerim ilk gördüğüm an hissettiklerim ve tahmin ettiklerimdi. Oysa tahminin dışında neler vardı benim bilmedigim bu melek sessizliginde oturan ve kendisiyle bile ilgilenenlere dikkatini veremeyen canda o canki ilk bakışta bile ümitsizligini gizlemeyen ve yılgınlıgını hissettiren . Donuk sessiz hareketsiz etrafta olanların ilgilerine ilgisiz oluşu benim tüm dikkatimi üzerine çekmişti sanki aynı odada olmamıza ragmen o başka bir yerde ve başka bir alemde yaşıyor gibiydi ,o kadar masum görünüyorduki başında türbanıyla bir melek kadar saf ve çekiciydi. bi ara hasta ile odada yalnız kaldık -Başın senin hep agrırmı? Dedim -Genelde dedi -Peki iştahın nasıl yemek iyi yermisin? -Pek deyil. Dedi -Gögsün daralırmı? -Zaten hastalanacagımı öyle bilirim -Nasıl yani -Önce gögsüm daralır basım agrır tansiyon düşmüş gibi olur -Peki kolların bacakların uyuşurmu? o cinleri görüyordu ama hocaya güvenmiyordu onun için ona görmedigini söylüyordu - Evet sanki boşlukta gibi düşüyor gibi olurum -Tabi uykuda yok -Evet çok az -Aybaşın düzenli deyil deyilmi? -Evet nerden bildin -Geceleri rüyalarda kabusta görüyorsun -Evet -Rüyalarda bir birinin devamı oluyormu? -Nasıl -Mesela bir rüya görüyorsun uyanıyorsun uyudugunda tekrar kaldıgın yerden rüya devam ediyor veya rüyalarda genelde aynı adamları görüyorsun bu oluyor deyilmi? -Bazan oluyor. Bu ara ev hareketlenmişti hocada içeri girdi bana döndü -Yapacagın bir şey varsa sende yap dedi -Sen yapıyorsunya dedim Durmuş Ali -Dogru dedi sende yap. Hoca -Bu daha iyidir diye şaka yaptı sonra Ferdaneye -Gözlerini kapa sakallı biri gelecek davet edecem adı ebayusuf dedi. Kapadı bişeyler okudu -Geldimi dedi -Hayır ben bir şey gömüyorum -Nasıl olur görmelisin dedi ve epey bir devam ettiler -Görmüyorum ne yapayımda dedi. Oysa gördüğünden emindim hoca bu defa bana sen dene dedi. -Sen ugraşıyorsunya dedim -Olsun dedi sen muhterem zatsın hadi. Diye herzaman beraber oldugumuzda saka yapardı sakaları yarı alaylı zaten beceremessin gibiydi becerilirsede ben demedimmi bu muhterem diye devam ederdi kıza baktım ona üzüldüm denemeliydim diye düşündüm. -Peki deneyelim dedim . Ferdane bana ümitsizce bakıyordu bende ona baktım göz göze gelmiştik okadar masum ümitsiz ve çaresiz bakıyordu ki ona acımamak yardım etmemek insan olan için imkansızdı. -Bak şimdi dedi hoca abini dinle ne söylerse yap dedi Ferdaneye oda -Tamam hocam ne yapayım dedi -Mustafa abin ne söylerse yap -Tamam -Bak ablacıgım dedim gördüklerinden korkma gözlerini kapa dedigimde kapa korkma ne görürsen bana söyle ne dersem yap inşaallah başarırız eminim ama sende güven ha tamammı? -Tamam hocam - Yav boşver hocayı ben hoca deyilim hoca muhammet bana abide tamam -Tamam abi -Ferdane kapa şimdi gözlerini ve açma ben aç diyene kadar dedim kapadı ve ben bu şekilde tedavi yapmadıgım halde davete başladım , çok geçmeden Ferdanede mimikler deyişti vucudu kasılıb gerilmeye başladı bense dikkatle onu seyrediyor neler olup bittigini tahmin edmeye çalışıyordum. -Abi biri geldi dedi -Güzel Şimdi gördügünü söyle dedim -Evet bir kadın dedi net deyil ama -Adını sor dedim biraz sonra netleşir -Zeynebmiş dedi -Beni tanıyormuymuş -Hayır tanımıyormuş -Onu gönderelim dedim gönderdik sonra Tayyibeyi çagır obenim tanıdıgım iyi bir cin dedim -Genç bir kadın daha geldi dedi -Adını sor bakalım o mu? -Evet abi Tayyibe imiş -Benim selamımı söyle ve ona benden süt ikram et -Tamam aldı dedi -Bitirince haber ver -Tamam -Bitmedimi -Bitti abi bu kız hakikaten çok güzel abi -Sana arkadaş yapayım istersen dedim.annesi söze karıştı -Aman hocam onlardan kurtulsunda arkadaş felan istemiyoruz d.alinin hanımıda - Ciddi mi diyon gız görüyormusun dedi -Tabi görüyorum dedi niye yalan söyleyeyide . güldüler ben -Sor bakalım mesele nedir ve uzun sürermiymiş -Abi bende cin cokmuş ve uzun sürermiş ve sen başarırmışsın -Tamam ablacıgımda muhammedde başarır sen üzülme dedim annesi -Hocam sende ugrassan dedi -D.ali benim dostum sizde yakını oldugunuza göre hasta bizim dedim tanıdık bile olmasa bana aidse ben zaten bırakmam merak etme -Aman hocam bak gör allahını seversen -Tamam merak etme -Çok çektik hocam çok -Tamam bak ferdane bu kız seninle kalsın seni uyarsın onu dinle istedigini sor sana zarar vermez yardımcı olur söylediklerini yap arkadaş olsun zaten iyileşince gider zararda vermez dedim hoca -Gördünmü ? bu muhterem ya demedimmi bak ben davet edemedim o etti diye şaka yaptı. Ben - Şimdi gönder istedigin zaman gelsin sana arkadaşlık yapsın tamammı dedim -Tamam abi dedi . Ben bugün ugraşmamın Muhammede saygısızlık olacagını gizlice söyleyerek ertesi güne bıraktım ve ferdaneye nasihat ederek ayrıldık. Cinlere itibar etmemekle beraber zarar gelmiyecegini zannettiklerimi hastanın yanında bırakarak kötü cinler yerine iyileriyle beraber olmasını uygun gördüğümden arkadaş olmasında sakınca görmemiştim. Oysa cinlerin yalan söyleyebilecegini bildigim için hiçbir zaman onları üstün görüb yardım isteyerek cinleri hiç yüceleştirmedim muhammedse onları gözünde büyütüb onların istediklerni yapıyordu cinlerse bu yüceleşmeyi fırsat bilib yedi çeşmeden sular getirtiyor eşikler yıkattırıyor tütsüler tütsülettiriyor mürekeble yazılmış yumurtaları midesi bulanarak yedirttiriyor daha neler neler yaptırıyorlardı ki akla gelmeyen maskaralıklara hasta hedef oluyorlardı. Bense sadece C.Allah’ın emirleri dogrultusunda Ayeti kerimeler okuyarak onları uzaklaştırmayı deniyordum vede Allahın da lütfuyla başarıyordum. Tabiki bazısı uzunda sürse de neticeye varıyordum. Ferdane de bana güvenmişti ve benim hastamdı onunla çalışmalıydım .diye düşündüm. Gün baya yogun geçmişti dert ve tasalarımı da unutmuştum. Birde hastalar ile çalışır iken ben kendi halime şükretmeyi de iyice kabullenmiştim. Birde olaylar istedigim gibi gelişirse dahada mutlu oluyordum. Bu günde her iki olayda istedigim gibi idi. Eve geldigimde herkes uyuyordu. Çünkü vakit epey geçti. Yinede odama geçtim. Hasan Hüseyini çagırdım hemen geldi. -Hoş geldin. Dedim -Hoş bulduk abi çagırmıyacaksın sandım. -Vakit geç biliyorsun iki hasta hakkında ne düşünüyorsun? -Önceki gittigin hem cin hastalıgı var hemde depresyon geçiriyor. Aslında iyi bir kadın, kendisi zaten size herhalde anlatır. Siz ayrıldıktan sonra size karsı ilgisi bir dost bulmuşcasına arttı. Ama birde doktora gitse derim biraz daha sakinleşir işinizde kolaylaşır. İkincisi ise daha uysal ve anlayışlı ama oda cinlerle yasıyor ve ızdırab vermedikleri sürecede halinden memnun. Oda size daha yatkın bir hasta ikiside sizin hastanız ve rahat rahat iyi olacak tipdeler. Zaten Tayyibe yanında o da size yarın bilgi verebilir. Bizde gerek görürsen yanında oluruz. -Gerekirse cagırırım. -Tamam abi istersen dinlen yarın yine işin baya yorucu. -Haklısın sende gidebilirsin. -Hayırlı geceler abi. Dedi ve ben güle güle bile demeden kayboluverdi. Ertesi gün saat on felandı telefonum çaldı. Ses dünkü hastanın abisinin sesiydi. -Hocam tanıdınmı? -Evet buyurun. -Yav bizim hastayı doktor hastneye aldı. Birkaç gün kalacakmış sonra devam etsek olur deyimli? -İyi olmuş olur tabi. Hangi hastanede. -Numunede pisiyatri servisi. -Tamam tamam yolum düşerse ugrarım. -İyi olur sizinle baya anlaştı. -Ugrayamaz isem çıkınca haber ver. -Tamam hocam sagolun. -Sizde sagolun. Görüşürüz hoşca kalın. Dedi ve telefonu kapattı.telefoncu, medikalcı ve sigortacı üç esnaf arkadası ziyaret ettim. Akşamda olmuştu. D.Ali aradı saat üzerine anlaştık . evime gittim. Ve beni anlaştıgımız saatte aldı. Hastanın yanında idik yalnızdım ve hazırdım Ferdanede hazırdı artık çalışabilirdik. Bütün masumiyetiyle gözlerinde ümitle ümitsizlik arasında bir kıvılcım gözden kaçmıyacak kadar belirliydi ve bana bu görüntü ise ümit veriyordu. Kısa bir hoş beş ettikten sonra sorulu cevablı konuşmaya başladık. -Ferdane abla ne haber yav hele şöyle abine yaklaş dedim . önüme geldi ve oturdu -İyimi dedi -Ne dedim -Oturuşum dedi yani yer ve düzenden kasdediyordu -İyi istersen biraz önce konuşalım -Nasıl istersen abi dedi -Doktora gittinmi? -Dört yıldır Fransada psikiyatri tedavisi görüyorum annesi söze karıştı -Hocam ben bunu orda arab hocalarada götürdüm fayda bulmadı -Neyse bakacagız, peki abla doktor ne diyor -Bir şey bulamıyor -Yani ona göre sadece sitresmiymiş -Evet -Ya sana göre deyil ama deyilmi? -Yani -Sence pisikiyatri deyil deyilmi? Sen daha yi bilirsin -Deyil -Tabi ki cinleri gören ve onlarla yasayan pisikiyatri olmadıgını da bilir -Ben görmüyorum ki -Demek görmüyorsun dedim ve gülümsedim anlamsızca baktı anlayıb anlayamadıgımı kavrayamamıştı buda onu nasıl konuşması gerektigini zorlaştırıyordu. Ben bozuntuya vermeden devam ettim. -Yani şu kesinki psikiyatri deyil. -Evet mustafa abi dedi -Peki hocalar ne diyor yani gittikleriniz . yine annesi söze karışıyor -Hocam kimi ilaç var kimi çin çarpmış diyor ama hiç faydası olmuyor -Neyse ben hoca deyilim abi demek istersen de hocalık basit deyilki öyle -Neyse ferdane abla cinleri görüyormusun demiycem ama tayyibeyi görüyorsun deyilmi? -Görüyorum abi, -Çagır ozaman -Ne diyeyim -Senin yanında deyilmi ? dün çagırdıkya -Yo ben onu unuttum ki -Ozaman çagır -Geldi abi dedi. -Niye kızım benim tayyibeyi beyenmedinmi de cagırmadın -Unuttum dedimya. -Dogru ya unutmstun ,güzel mi? -Güzel -Sor ona sen benim hastammısın ve de başarabilirmiymişiz -Evet diyor başarırmışşın -Peki sen ne diyorsun yani inanıyormusun -İnanıyorum -O zaman çalışma kalıyor D.Ali söze karısıyor ferdaneye -Bak bakayım dayım diyor yeşil gözlülerden yok mu ? cinlerden bahsediyordu Ferdanede anlamıştıkı gülerek -Yokmuş diyor D.Ali bana dönüyor -Abi bi yeşil gözlü bulun bana diye şaka yapıyordu. -Valla yegenin görücülük yapsın sana bulsun diyerek sakasına cevab vermiştim ve gülüşmüştük. Yine Ferdaneye dönerek -Bak abla sana çalışmalardan biraz bahsedeyim dinle de korkma mesela ben okumaya başlayınca başındaki agrı artabilir gögsün daralabilir içinden aglamak gelebilir bagırmak çıgırmakta gelebilir gelirse bagır bunlar zaman zaman oluyor zaten sende deyilmi? -Evet -Ama şimdi daha serti olabilir ne şasır nede kork şuda bir gerçek ki bu dediklerimin olması iyidir çünkü cinler rahatsız olmuşlar ve bizden korkmuşlardır ve de tabiki devamlı üstlerine gidincede neyapacaklar biliyormusun? -Ne yapacaklar -Yani terk etmek zorunda kalacaklar etmezlerse allahın yakıcı ayetlerini okuyoruzya ya yanacaklar ya kacacaklar yada ölecekler. Olacak olan sıkıntılar onların son Mücadeleleri olur inşaallah. -İnşaallah dedi -Şimdi hazırmısın? -Hazırım abi dedi besmeleyi ayeti kerimeleri okumaya başladım. Daha bu ayetlerin yarısına gelmeden o melek kadar saf ve tatlı yüzü sararmaya başladı bakışları deyişti vucudu kasılmaya başladı sanki onu birileri sıkıyordu biraz daha okuyunca gözler donuklaştı ve sertleşti hırçınlaşmaya başladı artık hastanın kesinlikle cin hastası oldugu dogrulanıyordu ama yinede tıbbi bir gözden kaçan olma ihtimalinide düşünmek zorundaydım. Cin hastaları genelde cinler tarafından iştahları kesilerek zayıf düşürülürler ve kadınsa eyer aybaşı halindeyken yumurtalıktaki yumurtaları ezerek kadında iltihablı bir kadın hastalıkları yaparlar veya zayıf düşen hasta vucutta harcıyacak enerjiyi bulamayınca enerji deposu olan karaciyerden harcamaya başlarki işte ozaman sarılık karaciyer yetmezligi hatta karaciyer kanseri tansiyon rahatsızlıkları sindirim bozuklugundan ileri gelen çok tehlikeli felce kadar giden hastalıklar oluşmasına sebeb olurlar dolayısıyla her cin hastasının aynı zamanda durumuna görede tıbbi rahatsızlıgı mutlaka oluşmuş olur ki ortaklaşa çalışılması gerekir fakat maalesef bizim doktorlarımız bu tür rahatsızlıkları kabul etmiyorlar. Her şeye ragmen ben çok dikkat etmeliydim diye düşündüm. Cinlerin birde ruhen tütsülere karşı zaafı olmasından kadın erkek cin hastaları sigaraya düşkün olurlar çünkü bazı şarlatan cinci hocalar okurken veya hastaya evinde şunu şunu tütsü yap der hasta sahibleri yapar maksat cinler yapılan tütsüden beslenmek için hoca bozuntusundan isterler oda hastadan ister yapıncada sözde hastayı koruyan cinler beslenmiş olur yani fayda hastaya deyil cinleredir sigarada bi tür cinlerin sevdigi tütsü oldugu için hasta ile diyolak kuramıyan cinler hastanın beynine dalgalar göndererek sigara içme duygularını törpülüyerek içirttirir dolayısıylada faydalanmış olur . Ferdane çantasından bir şeyler ararken sigara paketini görmüştüm zayıf iştahsız dı ama onların isteklerini yapmak zorunda kalıyordu. Ve de müthiş bir sigara tiryakisi olması gerekiyordu . Bütün bu olasılıkları düşünerek okumaya devam ettim. Sık sık gözlerini kapıyor sanki açmak istemiyordu iyicede gözleri ölgünleşmiş ve kapandı kapanacak haldeydi. Müthiş bir sıkıntıdaydı zaman zaman gözlerime bakıyor sanki bırakmamı istiyor gibiydi bu hareketleri ise C.Allah'ın ayetlerinin cinler üzerindeki tesirini gösteriyor ve benimde dogru yolda oldugumu belirtmiş oluyordu. Her şeye ragmen güvenle devam etmeliydim vede devam ettim yine bi ara gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı. Tabi bende üçüncü turu bitirmiştim. Okudugumda önümde bir bardak su vardı onuda okumuştum onu ona uzattım -Artık bitti bu günlük abla şu suyla elini yüzünü yıka ve şifa niyyetiyle üç yudum iç ellerini açtı biraz döktüm yüzüne çaldı ve birazda içti. Gözlerime baktı çok kötüydü ellerimi alnına koydum beklemeye başladım -Bak abla şimdi kazan gibi o agrıyan başın nasıl rahatlıyacak dedim gerçektende başı normal agrıdan fazla agrıyordu bir iki dakika durdum -şimdi hafiflemeye başladı deyilmi*? Dedim -Evet dedi -Bekle dahada iyi olacak -Tamam dedi az sonra -Geçtimi dedim -Geçti abi dedi -Birde bogazına bakalım dedim elimi bogazına koydum bekledim birkac kez yutkundu ve her yutkunuşta nefesi biraz daha açılıyordu. -Nefesini kontrol et dedim -İyi dedi -Yani şu an rahatsın -Evet -Bugunlük bukadar olsun yarın devam ederiz tamammı? -Tamam abi -Bana güveniyormusun -Güveniyorum. Bu ara annesi -Mustafa abi kaç gün okunacak iyi olacak deyilmi? -Yani bilemem ama insaallah iyi olacak üç beş yedi olabilir hatta kırk olabilir ama insaallah iyi olacak mesele bu -İnsaallah ne kadar olursa olsun ama iyi olsunda dedi . ben Ferdaneye baktım -İyi olacakmısın kız dedim güldü ve hazır cevab -İnsaallah Mustafa abi dedi -Tabi iyi olacaksın dedim ve gülüştük en iyi taraf ise artık hasta bana güveniyordu ve çok önemliydi. Biraz dini nasıhatlar ettim çay felan içtik ve ayrıldım . Yataga uzandıgımda Ferdaneyi düşündüm Öbür hastayı düşündüm. Derdi ne olabilirdi diye gençti ve çok güzeldi ona bu kadar acı çektiren neyse bulmalıydım . Daha ilk seansta beni etkilemiş ve düşüncelerimin üzerinde yogunlaşmasına neden olmuştu duygusal ve o kadarda sıcak kanlıydı sanki sıgınacak bir liman arıyordu. Çünkü benimle bi şeyler çözmek ve de paylaşmak ister gibiydi. Bu hissettiklerim se beraber çalışmamızın başarılı olacagı inancını bende yogunlaştırıyordu. Vede çarcabuk aramızda abi kardeş gibi bir bag oluşmuş bunu ise onun samimi bir şekilde konuşurken cok candan abi demesi bana hissettirmiş benimde onu samimi bir şekilde sevmeme neden olmuştu bu düşünceler uyuyana kadar kafamdan geçti ve de nasıl çalışmam gerektigini düşündüm. Ertesi gün için hazırlandım. Telefon caldı D.Aliydi -Mustafa abi müsaitmisin geleyimmi? -Gel ben müsaidim dedim tamam yirmi dakikaya kadar ordayım -Tamam dedim. Ve telefonu kapadım . bu ikinci seanstı ve ne olacaktı bende merak ediyordum ve çok geçmeden D.Ali geldi. Zaten işlerim de bittigi için hiç oyalanmadan gittik. Evlerine vardıgımızda ferdaneyi daha samimi ve güler yüzlü buldum üçüncü karşılaşmamıza ragmen aramızda bayagı bir diolok oluşmuş hocalıktan ziyade abi kardeşlik bagları ileri bir şekilde farkedilecek boyutta görünüyordu. Buda beni sevindiriyordu. Babası oldugunu söyledikleri biri daha vardı herkesten önce o -Hocam hoş geldin dedi -Hoş bulduk dedim -Durum nasıl dedi -Ablaya sor sana dedim ve abla sence durum nasıl dedim -İyi dedi annesi; -İyi olacak nsaallah dedi iyide anlaştılar dedi -Yırtacagız deyilmi abla dedim -inşaallah mustafa abi dedi -İsterseniz hemen başlıyalım dedim. Ben der demez Ferdane önüme oturdu ve elini masanın üstüne koydu besmeleyi çekerek okumaya başladım elim elinin üzerinde dikkatle yüzüne bakarak okumaya başladıgımda oda bana bakıyor göz göze geldigimizde gözlerini kaçırıyordu. Ama ben dikkatle izliyor hareketlerinden anlamlar çıkarmaya çalışıyor ve nasıl davranmam gerektigini tesbit etmeye çalışıyordum. Çok geçmeden beklediklerim olmaya başladı ferdanenin önce rengi deyişmeye başladı yavaş yavaş yüzü sarardı bakışları hırçınlaşma yerine aksine ölgünleşti kendini sıkmaya başladı ellerinde titremeler arttı vucudu kasılmaya ve gerginleşti sanki ilk geldigimdeki ferdane gitti başka biri geldi o kadar deyişmiştiki artık onu ne evdekiler nede ben ilgilendiriyordum o başka bir alemde başka bir dünyada yaşıyordu. Çok acı çektiginden emindim gözlerime bakmıyordu sık sık gözlerini yumuyor kendini sıkıyor kurtulmak ve okumanın hemen bitmesini istiyor gibi bir hali vardı . yani cinlerin tasarrufu başlamıştı bu an onun en kötü anı ve kurtulmak istedigi andı ellerini çekmek istiyordu. Konuşma geregi duydum ve -Bana bak gözlerime dedim. Baktı zaman zaman nefesini hissedecek kadar yakındı göz göze geldigimizde dikkatle baktım titrek ve ürkek olmasına ragmen onda tatlı bir sıcaklık ve çekicilik vardı o kadar güzel canayakın ve sıcaktı ki bende dayanılmaz bir istek sanki ona doymak istercesine seyretmeye zorluyordu. Onu gergin kasılan acı çeken haliyle seyrettim yine gözlerini kaçırıyor bana sürekli bakamıyordu. -Neden bana bakamıyorsun dedim -Bilmem dedi, sanki titriyordu; gözlerim acıyor başım agrıyor ben çok kötü oldum. -Merak etme bu iyi çünkü onlar bizden korkuyorlar ve de senin bıraktırmanı istiyorlar son çarelerini kullanıyorlar ama seni onlara bırakmıyacagım sabırlı ol dayan ha birde bana kızabilirsin içinden bagırmak gelebilir bagır aglamak gelebilir aglayabilirsin tamammı içinden ne gelirse onu yap ben kızmam şimdi serbest ol bildigin dualar varsa oku agla nasıl rahat edersen öyle otur. Ve yine okumaya başladım. Biraz rahatlamış olacakki o kömür gibi iri iri gözlerinden inci tanesi gibi yaşlar yanaklarından süzülerek aşagı dogru indi buraya kadar her şey normaldi, ama o örümcek agına yakalanmış bir kelebekti kurtulmak için çırpınıyor çırpındıkcada aglara dolaşıyordu bu kadar güzel bir kelebegi kim kurtarmak istemezdiki ve bu canın kime zararı olabilirdi ve ben Allahın izniyle kurtaramassamda kurtarmaya çalışmalıydım. Onu çok sevmiştim zaten genelde cinlere yakalanıpta onlarla mücaele eden insanlar aşırı duygusal insanlardan başkası deyildi vede çok güzel insanlardı yani merhametli temiz haksızlıga ugramayı sevmiyen vede haksızlık yapmayan en iyi insanlardı kısacası insan gibi olmayı ve yaşamayı isteyenler öyle olunca bunları kim sevmezki işte bende bu tür insanların duygu ve düşüncelerini iyi anladıgımdan olacakki ferdaneyi çok ama cok sevmiştim bu kısacık zamanda tabiki bende duygusal olarak bu tür insanları çok seviyorum ve onların acılarını alabilmek için son gayretimle çalışıyorum . Ferdane hem güzel hem duygusal insanları incitmeyen incinmekte istemeyen biri yani tabi yapılarımız yakın hatta onunki daha ileri ki onu sevmemin ve acımamın tek sebebi bunlar yoksa onun cinselligi kadın oluşu bana bir çagrışım yapmıyor yalnız kadınların korunmaya gereksinimleri daha fazla olmasından onlara daha sıkı yardım edme görevi fazla geliyorki buna paralel onları sevme duyguları agır basıyor. Hele ferdanenin benim kızım kadar genç olması ve çaresizligi ise daha candan çalışmama ve onu daha sevmeme sebeb oluyor. Yanaklarını ıslatan gözlerini diyer eliyle sildi ama hiçte rahatlamamıştı -Abla sabırlı ol -Tamam tamam abi . dedi titreyen sesiyle artık bende üçüncüturu bitirmiştim. -Bugünlük yeter ha dedim -Sen bilirsin abi dedi kapalı bir kutuydu açmak stiyor ama acamıyordu ev kalabalıktı babası -Hocam durum ne? Ne yaparız -Devam edecegiz , ama her gün bura gelmeniz yerine ben geleyim dedim, hem D.Aliyi sıkıntıdan kurtarmak istiyordum hemde Ferdaneyle yalnız çalışmalıydım kalabalık ve yabancı ev onu çok sıkıyordu -O zaman biz seni alalım -Tamam dedim Ferdaneye dönüb,abla başın çok kötü bogazın sanki sıkılıyor deyilmi? -Evet abi -O zaman gel sen bana iyice yaklaş hele biraz rahatlatalım -Nasıl olacakta -Hele gel şöyle yanıma, yanıma iyice yaklaşmıştı elimi bogazına koydum birde -Bogarım ha , diyerek şaka yaptım ona okadar yaklaşmıştım ki nefesinin sıcaklıgını ve yüzümde dalga dalga tatlı bir esintiyle estigini hissediyordum. O kadar sıcak ve tatlı görünüyorduki bogazını tutarken incitmemeye dikkat ediyordum. Bir melek sadeliginde önümde bekliyor korkunun ve ürkekliğin verdigi gerilimli hareketleri ise ona ayrıbir özellik asalet veriyordu. Fransada yaşıyor elinde çok imkan vardı eylence imkanı gezme imkanı hatta her istedigini yapabilme imkanı var olmasına ragmen gayet güzel teseddürlü giyimi onun islamı yasama isteginin ve dürüstlügünün simgesi gibiydi. Belkide benim ona sıkı sarılmamın bunların herbiri birer etkendi. Elim hala bogazındaydı yutkundu -Yutkunma kendi geldi deyilmi? Dedim -Evet dedi -Ferdane bak ablacıgım sen yutkunmuyorsun gelirse yutkunacaksın tamammı? Sıkmıyorum deyilmi? -Hayır -Bekle nefesin açılacak her yutkunma rahatlaman demektir tamammı? -Tamam abi, yine bekliyorum bir kac kez daha yutkundu elimi çektim rengide biraz açılır gibi olmuştu -Şimdi nefes al ver birkaç kez yap bak nefesin acıldı deyilmi? -Hayret rahatladım oh bee dedi, sanki üstümden yük alındı rahatladım. -Şimdide başına bakalım. Elimle alnından şakaklarına dokundum beklameye başladım sakakları titriyordu buda başının çok agrıdıgı vede cinlerin baskısının devam eddiginin kanıtıydı , ben elimi dokundugumda biyoenerji alışverişi oldugundan cinlerin oraya nötür verdigi enerjiye bizdeki pozitif enerji yüklenince cinlerde enerjiye dayanamıyarak kaçıyorlar orayada pozitif enerji yüklenince hasta rahatlıyor yani vucut dengeleniyor. Ferdaneninkide aynısı oluyordu. -Başın hafiflemeye başladımı? -Evet abi hafifliyor -Bitince haber ver -Tamam bayagı azaldı, beklemeye başladım. Vede onu seyrediyordum alnındaki ateşide azalmıştı rahatlıyordu zaman zaman nefesi suratıma sıcak sıcak geliyor ellerime ise cildinin sıcaklıgı ve yakınlıgı beraberligimizde güzel bir sevgi merhamet vede duygusal bir bagın oluşmasına neden oluyordu. Benim samimileştigim kadar bir okadar da o abi kardeş hatta baba kız samimiyyeti kısabir zaman olmasına ragmen hissedilir derecede kendini belli ediyordu. Onun yaşında oglum vardı aklımdan çok şey geçiyordu cok sevmiştim elimden gelse nikahlarını kıydırıb ogluma alıvermek bile geçiyordu içimden ama karım ne derdi oglum ne derdi bana kalsa kanım kaynayacak ona ısınacak bir gelin bulmak kolaymıydı bu benim ogluma yakışırdı vede ben çok iyi anlaşırım diye düşündüm. Ama o nederdi acaba bu derdin arasında eylenmeyi bile düşünmeyen hayatı acılarla geçmiş o beyin ne düşünüyordu onu merak ettim. Ama benim inandıgım düzelir ve cok güzel ailesinin kadını olur diye düşündüm. Hele hele böyle bir gelinin de kayın pederi olmak bana büyük bir haz verirdi . yine ona döndüm ve sordum -Nasılsın gülüm , kurdugum hayale kapılmış olmalıyım ki kızım hatta oglumun eşi gibi gelmişti. Vede daha samimileşmiştim. -İyiyim abi yoruldun yeter dedi elimi çektim -Artık tamam iyisin deyilmi abla -Çok rahatladım -Tamam artık diledigin yere otur. Dedim ve kalktı annesinin yanına oturdu. İşimiz bitmesine ragmen uzunca bir zaman oturduk sonrada ertesi gün ne yapacagımız anlaşarak ayrıldık. Ertesigün oldugunda ise abisi gelip beni çumraya evlerine götürdü evlerine vardıgımızda Ferdane kapıda -Buyur mustafa abi diyerek karşıladı. Evlerine ilk gelmeme ragmen kendimi güvende hissediyor bir yakın akrabanın evine gelmiş gibi rahat bir şekilde hareket ediyordum. İçeri girdigimde annesi ve abisinin hanımıda odaya geldiler çok geçmeden babasıda geldi hoş beşten sonra mevzumuz cinlere geldi babası dindar görünmesine ragmen cinler konusunda pek inanclı birine benzemiyor bi taraftanda kızının kurtulması için kabulleniyor gibi davranıyor ben konuşurken ( demek öylemi hayret yav ) gibi yarı alaylı yarı ciddi şakalı laflar ediyor arada sırada da sanki beni ölçüp biçiyordu. Ama ne onun ölçüp biçmesi nede şakayla karışık alaylı sözleri beni etkilemiyordu çünkü ben onun için deyil ferdane için çaba harcıyordum ferdane ise babasının söz ve davranışlarından tedirgin oluyordu buda bir etken olabilir diye düşündüm. Çünkü aile içinde konuşmaları bir yerden bir yere yönlendirerek onlar farkında olmadan aile yapısını da çözmeye çalışıyordum. Bazan öyle bir soru soruyordum ki annesi ile babası münakaşaya yakın bir şekilde seslerini yükseltiyorlardı Ferdane ise onların davranışlarından sıkılıyor ve sanki benim ne şekilde tebki verecegimi kontrol eder gibi sık sık bana bakıyordu bende zaman zaman boş ver der gibi göz göze geldigimizde göz kırparak rahatlatmaya çalışıyordum. Oda bana gülümsüyor anlayışına tesekkür ederim der gibi yapıyordu. Aile içinde uyumsuzluk kesin vardı ama benim merak ettigim acaba bunlar ne kadar sebeb olabilirdi oysa bir birlerine uyumsuzluk haricinde herbirisi bir diyerinden daha iyiydi yani yaramaz bir aile deyil misafir perver cana yakın temiz insanlardı. Anladıgım kadarıyla ferdanenin annesi Meliha hanım sanki depresyonda gibi babasının konuştugu her şeyi eleştiriyor ters cevablar veriyordu. Adamcagızsa onun sözlerine umursamıyor gibi görünüyor alaylı konuşunca da meliha hanımın sesi dahada yükseliyordu. Yani birinci madde aiile içi bir uyumsuzluk mevcuttu. Başka ne olabilir diye düşündüğümde ise başka ailelerde yaptıgım tahminleri yapamıyacak kadar dürüst bir aile olduklarını hissettiriyorlar buda benim zorlanmama etken oluyordu. Yalnız bir tahminim daha vardı ki annesi ile babası uyum saglıyamıyorlar olmasıda ferdanenin sitrese girib hastalanmasına sebeb olabilirdi. Her şeyin zamana bırakılmasını düşünerek okumaya başlamamın zamanının geldigini düşünerek ferdaneye -Abla gel bakalım biz işimize başlıyalım dedim Ferdane önüme oturdu ellerini sehbanın üstüne koydu. Bende ellerimi elinin üzerine koyarak okumaya başladım. Tam başladım ki gelinleri çayı içeri getirdi. Babası -Hocam istersen çayları içelim sonra başla dedi ve bende bırakarak çayları içmeye başladık. Yine sohbet devam ediyordu. Bu defa annesi ferdaneyi övmeye başladı -Benim kızım mustafa abi hepsinin içinde bi tane ama işte her şeye kafasını takar çok düşünür dedi. Bense -Dogru senin kızın bi tane zaten ferdane demek bi tane demek -Gerçekten söylüyorum bu başka ama her şeyi kafasına takmasa -O kadarda deyil niye kafaya takıyorsun kızım bizim meşurlar fıransaya gitmek ister hatta giderler gezerler gelirler sense orda yaşıyorsun ekonemi sıkıntın yok borcun yok derdin neki -Ben hiçbir şey istemiyorum ki Mustafa abi -Niye kızım dedim. -Bilmem dedi. Babası söze karıştı -Bu sene havayı D.Alinin yigenine verdik düğüne başlıyoruz gelecek senede Ferdaneye koca bulalım verelim hocam diye şaka yaptı. Ferdane ise -Ben okumak istiyorum ben evlenmiyecem dedi bense -Okusun istiyorsa dedim babası yine gülerek -Bu varya hep evlenemedim diye hastalanıyor dedi -Gör bakalım niyeymiş te dedi. Şakada bile aile içinde bir çelişki bir uyumsuzluk gözden kaçmıyordu. Çay faslı bitmişti artık okumaya başlamalıydım ferdane ye dönerek -Bak ferdane abla ben Konyada okuyabilirdim ama sen yabancı evde rahat edemezdin ve rahat konuşamazdın sırf sen rahat edesindiye ben buraya gelmeye razı oldum buda demek oluyorki benimle çalışırken gayet rahat davranmanı rahat konuşmanı rahat oturmanı yani içinden nasıl hareket etmek geliyorsa öyle davranmanı istiyorum tamammı? -Tamam mustafa abi -Artık başlıyabiliriz deyilmi? -Başlıyabiliriz
dedi ve okumaya başladım. Bu çumrada ilk okumamdı ve onun kendi
evindeydik. Vede önümde oda kendini güvende hissediyor
zaman zaman göz göze geliyorduk gözlerimiz karşılaştıgında
ise mutlulugunu gizlemeden oda gülümsüyor adeta güvenini
ve yakınlaşmanın bir abi kardeşligin verdigi hissi yaşayarak belli ediyordu.
Bu samimi ve sıcak hareketleri ise ilgiden mahrum ilgi ve güven bulamıyan
gerçek bir yakına gerçek bir dosta ihtiyac duydugunun kanıtıydı.
Bense en az onun kadar ona ısınmış onu sevmiş bir dost bir abi hatta onu
o kadar sevmiştim ki bir baba olmaya hazırdım. Vede bu kadar güzel
bu kadar iyi ruhlu ve cana yakın birini sorunlarıyla başbaşa bırakmamalıydım
diye hem okuyor hemde düşünüyordum
|
Devam edecek