Hasan
Hüseyin ve BEN |
Mustafa ünal
Bölüm-8
-Başlıyabiliriz dedi ve okumaya başladım. Bu çumrada ikinci okumamdı ve onun kendi evindeydik. Ve de önümde oda kendini güvende hissediyor zaman zaman göz göze geliyorduk gözlerimiz karşılaştıgında ise mutlulugunu gizlemeden oda gülümsüyor adeta güvenini ve yakınlaşmanın bir abi kardeşligin verdigi hissi yaşayarak belli ediyordu. Bu samimi ve sıcak hareketleri ise ilgiden mahrum ilgi ve güven bulamıyan gerçek bir yakına gerçek bir dosta ihtiyac duydugunun kanıtıydı. Bense en az onun kadar ona ısınmış onu sevmiş bir dost bir abi hatta onu o kadar sevmiştim ki bir baba olmaya hazırdım. Ve de bu kadar güzel bu kadar iyi ruhlu ve cana yakın birini sorunlarıyla başbaşa bırakmamalıydım diye hem okuyor hemde düşünüyordum. Yine her hastada oldugu gibi önce rengi deyişmeye basladı. Vucudu kasıldı, gözleri adeta yumuldu, ben bayılmasından endişe ediyordum ki: birden parladı ve cam gibi olmuştu. Çok geçmedende sert bakışlı sanki canavar ruhlu birine dönüşmüştü. Ona baktıgımda sanki içindeki canavar ruhu görür gibi oluyordum. Vücudunun etrafında gölgelerin izleri kendini hissettiriyordu. En azından şu an yanimdakinin Ferdane olmadıgını anlamıştım. Hemen daireye aldım. Sert bakışlar yumusamış sanki ümitsizce gözlerimin içine bakarak. -Abi ne yapıyorsunda. Dedi. -Ferdane senmisin dedim. -Tabi benim, kim olmam lazımda. Dedi. -Yani sen Ferdanesin deyimli? Dedim. -Yav Mustafa abi sen ne diyorsun? Dalgamı geçiyorsun? Tabiî ki benim. Tabiî ki dairenin içinde ve tedirgindi. -Mesele yok o zaman sen Ferdane Olduguna göre hiçbir şey olmaz, ama deyilsen daireyi gördün dısına çıkardıgım zaman ellerinin yanacagını biliyorsun demektir. Bunuda biliyorsun. -Nerden bilecemde abi. Ama hem korkuyor hemde daireden vucudunun her hangi bir yerinin dısarı cıkmaması için dikkat ediyordu. Hastanın yakınlrı ise anlamsız anlamsız beni izliyorlardı. -Elini ver dedim. Onun eli dairenin içinde benimki ise dısında idi. -Ne olacakta dedi. Ne yapmak istiyorsun? Artık cin Ferdane’nin bedeninin içinde idi. Ve benimle konuşan Ferdane deyildi. Elimi elinden tuttugum gibi daireden dısarı çıkardım. Alabildigine çıglık atarak bagırmaya başladı. Evde herkes şaşkın şaşkın bizi seyrediyorlardı. Elini bıraktım, sanki elleri yanmış bir insan gibi hem öfkeli öfkeli bana bakıyor bir taraftanda ovalıyordu. -Hani sen Ferdane idin. -Ne yapalım, yutmadın. -Yuyacagımımı sandıydın? -Tamam yutmadınsa yutmadın ne yapacaksında. Dedi demesienede demesi ile tekrar elini asıldım yine elleri yanan bir insanın çıglıklarını atmaya başladı. Bıraktım yine acı içinde teni yanmış bir insan edası ile hem bana bakıyor hemde yanıkları ovalıyordu. Babası. -Hoca ne oluyor. -Buna sor. Dedim. -Kim oda dedi. -Söle sene kimsin? dedim. Ferdanenin babasına döndü. -Ahmak belli deyimli kim oldugum. -Ben Ferdaneyi görüyorum. -Bu Ferdanenin bedenine zaman zaman giren cin. Dedim. O hemen söze karıştı. Evdekilerdede şaşkınlık son safhada idi. -Sen öyle san zatende hep öyle sandınız. Daha ben birisiyim. Kimler vaar kimler. Evdekilerden her kes bişeyler söylüyordu ama ben işime devam ediyordum. -Peki Anlaşmak istermisin. Yoksa gebermek mi istersin? -Anlaşalım. -Nasıl? -Kızı bırak okuma bizde bırakalım. -Sen mi bırakacaksın? -Tamam bırak bende bırakacagım. -Peki senin devam etmek gibi bir şansın varmıda bana şart koşuyorsun. -Peki ne istiyorsun? -Önce ismini söyle adınla konuşalım. -Beni öldürmüyecekmisin? -Sorulara dogru cevab verirsen ve yardımcı olmayı kabul edersen tabiî ki öldürmem. -Söyle ozaman ne istiyorsun? Adın ne? -Rasül. -Ne güzel isim, Müslümanmısın? -Evet. -Ne istiyorsun bu kızdan. Anlatayımmı? Dedi. Ferdanenin annesi. -Annat Allah belanı versin emi. Cin ona döndü. -Şu koca karıyı sustur. Zaten onun yüzünden ben neler çektim neler. dedi. -Yahu o kızın annesi tabi kızacak. -Biz on yedi arkadaşız. Bu karı varya su herifle her zaman kavga yapar. Ferdanede bunlara hep üzülür dururdu. Ama güzel kız biz kargasadan istifade edelim dedik bu evin halkı ile eylenmek istedik. Bizim basımız Ferdaneyi banyoda yakaladı intihar etmesi için ikna etti bileklerini kestirtti. -Bileklerinimi kestirdi. -Evet. Bileklerini kestirtti. Bunların hareketlerinden kız cagız hayatından bezgindi zaten. -Eee . -Sonra hastaneye kaldırdılar. İyi oldu. Sonra hani on yedi kişiyizdi dedimya onlar kızı yine öldürmenin yollarını aradılar. Bir gün beni yanında nöbetci koydular. -Eee. -Esi o gün onu ilk defa yakından ve yalnız izlme fırsatı buldum. Ona aşık oldum. Arkadaşlarımlada düşman oldum onlardan korumaya çalıştım. Yoksa onu şimdiye kadar öldürürlerdi. Babası. -Hoca bu ne diyor yahu. Bu şimdi cinmi? -Evet bu Rasul adında kızına aşık bir cin. Peki Rasul. İnsan sevdigine yardımcı olur deyimli? -Oluyordum zaten. Ama bu kadın var ya baş belası. Ben bundan neler çektim neler. -Allah belanı versin bırak kızımı git. Babası . - Bir dur hoca konuşuyor. -Bu kadın varya. -Eee -Bazen onlardan korumak için bedenine giriyorum. Dır dır başlıyor simdi. Ferdane yemek yap yap, bulaşık yıka, ferdane çamaşır yıka. Neler yapmadımki: bulaşıkmı yıkamadım, yemeklermi yapmadım, çamaşırlarmı yıkamadım. Bu salak kadında Ferdane yapıyor zannediyordu. -Neyse Rasul bak daireyi açacagım, seni salacagım. Bana onların isimlerini vreceksin. Kaçmıyacaksın kaçsanda zaten yakalarım bunuda biliyorsun. Kabulmü? -Başka şansım varmı da kabul. Daireyi açtım. -Tamam rahatca otur. Biraz kouşalım. -Baya sözünü tuttun hayret ben hep ölecegimi zannetmiştim. -Tamam işte isim ver. On beş tane isim verdi, tek tek yazdım. -On yedinci sensen on altıncısı kim? -Onu söylemem. -Neden? -O benim kız arkadaşım, Ferdaneden fayda kalmadı bari omu öldürme de o bana kalsın. -Oda kabul. Peki o da Ferdane’nin Bedenine giriyormu idi. -Evet bazen bulaşık yıkama zoruma gittimi ona söylüyordum o bedenine giriyor bulaşıkları yıkıyordu. Aslında biz onu koruduk. O da benim arkadaşım olunca beni kırmıyordu. -Şimdi çık bedeninden çagırdıgımda geleceksin, ve verdigin o listedekileri halledelim. Tamamı? -Tamam, kafasını tut duvara çarpmasın. Kafasını tuttum. Elleri titremeye başladıdı bedenindeki cin Rasul çıkıyordu. Ve çıktı. Artık karsımızda yine ölgün gözlerle bakan Ferdane vardı. Bana baktı, baktı. -Ne oldu abi. Dedi. -Yok bi şey her şey yolunda. Dedim. Hafif hafif gülümsedi. -İnşaallah. Dedi. Bu ara gelinleri kahve getirdi. Onu içmeye başladık. Herkes deyişik deyişik sorular sormaya başladı, onların sorularını cevablıyarak kahvelerimizi içtik. Kafamdaki tek düşünce, Ferdaneyi rahatsız eden on beş cini yakalamak, sonrada Rasul ile on altıncı cin kadınını etkisiz hale getirerek işin sonuna gelmekti. Ve nasıl yapmam gerektiginin kafamda yorumunu yapmaya başladım. Ferdaneye döndüm -Ferdane tam köseye otur. Rahat ol. -Tamam abi dedi ve rahatca oturdu. -Rasul gel. Dedim, dememle Ferdanenin gözleri kapandı cok geçmeden açıldı. -Geldim dedi. -Şimdi ben on beş kişiyi daireye alacagım. Sen izleyeceksin ve girib girmediklerini söyleyeceksin tamamı? -Tamam. Dedi. Daireye almaya başladım. Bitirdim. -Girmeyen varmı? Dedim. -Tamam hepsi içinde. Dedi. -Ateşi vererek okumaya başlıyorum. Bana baktı. -Ben bakmasam olmazmı? Dedi. -Sen bakacaksın ve sonucu söyleyeceksin ben deyil herkes senin azgından duyacak. Ve okumaya başladım. Gözlerini kapadı. -Çıglık çıglıga yanıyorlar kollarından etleri yanarak yere düşüyor dayanamıyorum. Dedi. -Dayanacaksın. -Onlar benim arkadaşlarımdı. Dedi. Annesi. Gebersinler. Dedi. Babası ise. -Aman sen konuşmasan olmaz. Dedi. -Çok kötü yanıyorlar dayanamıyorum. -Ben okumaya devam ettim. Bir iki dakika geçmiştiki. -Tamam abi hepsi öldü. Dedi. -Tamam rasul şimdi gidebilirsin. Dedim. Yine başını tuttum ve yine ellerinden titreyerek çıktı. -Abi ne oluyor. Ne yapıyorsunuz bir burada oluyorum bir burada. Dedi. -Merak etme iyi olacaksın bildigim tek şey bu. Merak etme. Simdi tekrar okumaya başlıyacagım. Artık pek sıkıntılı olacagını zannetmiyorum. -İnşaallah dedi. Benim merakım on altıncı kişi olan sözde Rasülün adını vermedigi kadın cini yakalamak ve onunla irtibat kurmaktı. Ondanda alabilecegim bilgilerin faydalı olacagını düşündüm. Okumaya başladım. Yine çok geçmeden hal ve hareketler deyişti. Gözleri kapanmaya başladı. Bayılıb da ayılmış gibi bir sarsıntılı halden sonra gözlerini açtı. Dikkatli ve ölgün gözlerle beni süzüyordu. -Bak sizi daireye almıyacagım. Beni yorma, mesela ben Ferdaneyim gibi söz söyleme. Sana işkencede yapmıyacagım. Biraz konuşub gönderecegim. Tamamı? -Tamam dedi. -Adın ne senin? -Hatice. -Tabiki sende Müslümansın. -Evet. -Sen kadın oldugun halde bu kıza ne diye bulaşıyorsun. -Ben arkadaşlarımı kıramadım, ama biz Rasül ile zaten koruyorduk. Kötülük yapmadıkki. Bana öyle dikkatli bakıyorduki. Sanki gözlerimi adeta deliyordu. -Peki ne istiyorsunuz bu kızdan. -Ben hiçbir şey istemiyorum. Rasul seviyor bende ona yardım ediyorum. -Rasul senide seviyor kıskanmıyormusun? -Olsun o ikimize de yeter. Bizde her erkegin en az üç tane kadını olur. Biride Ferdane olur diye düşündüm ne fark ederdi de, hem Ferdane benimde sevdigim biri. Ama artık bitti. Bunuda biliyorum. -Neyse şimdi gideceksin ve çagırdıgımda geleceksin , tamamı? Gözlerimin içine dikkatli dikkatli baktı. Gülümsedi. -Siz yeterki çagırın, büyük bir zevkle gelirim. O kadar tesirli ve dikkatli bakıyordu ki gözlerimi kaçırmak zorunda kaldım. -Tamam haydi siz gidebilirsiniz. Dedim ve gitti. Artık ferdane gelmişti. Gözlerini açtı. -Ne oldu abi. Dedi. -Tamam ablacıgım Her şey yolunda korkma iyi olacaksın. Ama yarım kalan okumam bitsin bu günlük yeter dedim. -Tamam abi dedi. Okumam boyunca artık hiç sıkıntı çekmeden sakin sakin oturdu. Hedefi buldugumuzu düşünerek ayrıldım. Ama hep Hatice atlı cinin bakışları gözümün önünden gitmiyordu. Saat gündüz on bir felandı ve hastaneye yakındım. Adını bile bilmedigim hastayı ziyaret etmek istedim. Ama nasıl olacaktıda onu bulacaktım. Tek bildigim Pisikiyatri tedavisi gördügü idi. Ne adını ne de yattıgı odayı biliyordum. Her şeye ragmen şansımı denemek istedim. Ziyaret saati on ki idi ve vakitte yakındı. Hastaneye girdigimde bah çe hasta ziyaretcileri ile dolub taşmıştı. Onun yakınlarının olabilecegini düşünerek dolaşmaya başladım. Ama kimseye rastlamadım. Kapılar açıldı içeri insanlar oluk oluk akmaya başladı. Kapıdaki görevliye servisi sordum. Tarif ettigi tarafa gittim kadınlar koguşunu tek tek dolaştım ama ona rastlayamadım. Ümitsizce çıktım.Alattin tepesine yaklaşmıştım. Tepede çay işletmesinin sahibi çok samimi konuştugum İsmail isminde bir dostum vardı onu ziyaret ettim birkaç saat konuştuk. Tam kalkmak üzere idim ki: telefonum çaldı. -Aloo hocam beni tanıdınmı? Ses ziyaret etmek istedigim hastanın abisi idi. -Buyur tanıdım. Hasta nasıl yatıyormu? Dedim. -Hasta taburcu oldu onun için aradım. Ne yapalım geleyimmi? Müsaidmisin bakabilecekmisin? -Ben şu anda Aladdin deyim adliyeden tarafı bakan çay bahcesinde. Sen Adliyenin önüne gel bende hemen ineyim. -Tamam geliyorum. Hocam. Bahçe sahibi. Hayırdır. Dedi. -Bir arkadaşla bulusacaktık ta dedim. Vedalaşarak adliyenin önüne indim. Çok geçmedende abisi araba ile geldi. Onun inmesini beklemeden arabaya bindim. Bir taraftan hoş beş yapıyor bir taftanda ilerliyorduk. Çok geçmeden de eve vardık. İçeri girdigimizde yine kanepenin üzerinde yatıyordu. Beni görünce söyle bir baktı. -Abla nasılsın. Dedim. -İyiyim nasıl olacamda. Hastaneye git eve gel hastanede bi sürü doktor eve gel hoca. Ben sizden kurtulamıyacakmıyım. -Tabi kurtulacaksın. Hatta bizleri bir daha hemde hiç görmemek şartı ile. -Nerde o günler. Herhalde öldükten sonra. -Ölümle kurtulacagını beklersen zor be abla. Ama hemen iyi olmaya çalış iyi ol. Hem ecel senle benim istedigimiz an olmazki; ecel ne bir saniye ,leri ne bir saniye geri kalır nezamanki zamanı geldi ozaman gerçekleşir. Onu beklemek. Çok yanlış. Yakınına da oturmuştum. Ama hayatın iyi tarafından bakarsan güzelleşebilir. Bu ara abisi. -Mustafa abi ne kadar sürer okuma. -Hani başlamadıkki daha bakalım abla okutturacakmı? -Benim şirkete gitmem gerekiyor bir saat kadar bir toplantımız var nasılsa annem var isterseniz komsuyuda çagırsın ben gideyim geleyim olmazmı. -Tabi tabi sen git komsuyada gerek yok abla delimide sanki komsu cagıracagız. Zaten sohbet edcegiz. Hasta söze karıştı. -Aman aman bunuda götür toplantıya bundanda kurtulayım. -Biz hastaneye geliyoruz ablayı ziyaret edelim diye, merak ediyoruz. Hastanede bulamıyoruz, evine geliyoruz ordanda kovalıyor. -Ciddi geldinmi hastaneye. -Çıkmışsın kızım, yemin mi edelim yani. -İyi iyi ozaman tamam abi sen git. Hiç olmazsa sizin gibi deyil arada beni sagunuyor. -Tamam abim ben çabuk gelirim. Siz birer çay için ben ozamana kadar burada olurum. Artık annesi ben ve hasta kalmıştık. Anesi ben bir çay koyayım dedi ve mutfaga gitti. Hasta pencereden sigarayı aldı bir tanesini bana uzattı. -Yakarmısın? Dedi. -Bu barış kutlama sigarasımı. Dedim. -Ne sayarsan . dedi. Ve devam etti. Ciddi ciddi söyle hastaneye geldinmi? -Yemin ederim geldim ama bulamadım diye üzülerek ayrılmıştım. Tam eve gidecektim abin aradı. İşte buradayım. -Biliyormusun beni kimse aramadı. Demekki sen gerçekten dostsun. -Ne zannettin ya. -Sen herkesemi böylesin? -Genelde sayılır. Bende acı çekiyorum ve acı çeken biri benim çalışmalarımda mutlu odlumu bende mutlu oluyorum. Yani sen mutlu oldugun zaman bende mutlu oluyorum. -Hanımın ne şanslı insanmış. -Nerden biliyorsun da birde ona sor bakalım. -Evde mutsuzmusun? -En az senin kadar. Ama bak ben hastalarla ugraşınca kendi dertlerimi unutuyorum. Hatta kendi derdimin bazılarının yanında çok hafif oldugunu görüyor ve rahatlıyorum. Onun için de var gücümle hastaların iyi olmasını istiyorum. Çünkü iyi oldukları zaman çok ama çok mutlu oluyorum. -Hayret varmı hala senin gibi nesli tükenmemiş insanlar. -Okadarda abartma. Benimde elbet kötü taraflarım vardır, vardırki bak evdekiler benden rahatsız oluyor. -Bilmiyorum, ama yinede şanslılar. -Neyse iki dertli biraz dertleşelimmi? -Ne konuşacagızda. Şimdi sen beni okuyacakmısın? -İstemiyormusun? -Benim ne yasadıgımı nasıl bir şekilde oldugumu biliyormusun? -Tahmin ediyorum. Gülümsedi ümitsizce seyretti… -Edemezsin ve siz beni kurtaramazsınız. -Peki denemekten ne kaybın olurki? -Acı, sıkıntı, -Kim sana acı verecek, Annengilmi, yoksa. -Hem annemgil, hem abeyim hemde.. durakladı gözlerime baktı. Ben bu eve sıgamıyorum, sıgıntı gibiyim. Dedi ve aglamaya başladı. -Aglama ablam benim, hemde dedin ya cinler deyimli? Dedim. Başını evet dergibi salladı. Beni abin olarak kabul etmeni istiyorum, her ne derdin olursa ara derdini anlat, çözebilecegim ne olursa yardımcı olacagım, tamamı? -Aslında sen iyisinde bana bir şey yapamazsın. -İlk adım önce beni abin olarak kabul et. Sonrada yapa bildigin kadar benim istediklerimi yap. Ne kaybedeceksinde. Anneside içeri girmişti. -Hocam iyi anlaştınız herhalde çayları bir için hele. Pencerenin yanına oturdu ve çayları katmaya başladı. Bende bir sigara ona bir sigarada kendime aldım. Annesi -O Böyle hoca ile anlaşmaya ne var sigara serbest. Çay serbest diye şaka yaptı. -Anne sen karışma. -Tamam abla şaka yaptı. -Yapmasın zaten beni bunlar hasta yaptı. -Tamam tamam sen su sigaranı çayını iç. Sesini kesti ama birden hırçınlaşmıştı. Ortalıgı sakinleştirmiştim. Banada birden tersleşmesinden endişe ediyordum. Annesi . -Tamam Nefise kızım çayını iç biz hiçbir şeyin böyle olmasını istermiydik. Dedi. Adını daha yeni duymuştum. Adı Nfise idi. -Yav Mustafa abi. Bunlar beni tanıdık diye Salagmı salak birine verdiler. Olmadı ayrıldım, bu defa sıgdıramadılar, piskopata verdiler, adam sagını solunu keserdi korkardım onuda bıraktım, Altı ay evde kaldım yine sıgamadım bu defa ben yaşlı bir dulum diyen bir sözde mütahide gittim, oda sahtekarmış ne mütahitmiş nede dogru dürüst işi varmış üstüne üstlük de evli imiş. Olmadık şeyler yasattı bana ben ne yapayım yav ölmek istemiyeyimde… -Bak ablacıgım yaşın kaç senin. -Yirmi altı. Kafam iyiden iyiye allak bullak olmuştu. -Daha çocuksun be kızım. Ben otuz yaşında çok bekar tanıyorum. Hani çirkinde deyilsin. -Ne yapayımda. -Peki resmi nikah yokmu idi bu adamlarla. -İlk evlendigimle vardı boşandım. Öbürleri ile yoktu zaten sonrakide evli imiş. -Nefise zor kızım hayat kabul ediyorum. Ama en azından sen resmiyette bir evlilik geçirmişsin. -Evet öyle. -Öbürleri ile beraberlik olmuş. Neyse olan şeyler. Ben ce sen iyi bir kızsın zaten bu dengesizligi kabullenemediginden de hastasın. Her şeye yeniden başlayabiliriz. Dedim ya daha yaşın cok genç. Senin yasında hiç evlenmemiş bekar insan dolu. -Nasıl ya, nasıl abi yav, her şeyi silib atabilecegimimi sanıyorsun, ben hala kabus yasıyorum. Hittetlenmişti. -Bir sakin ol al bir sigara daha yak. Bir gün seninle oturacagız uzun uzun dertleselim, ha bende kendi derdimi anlatayım olurmu? -Neden olmasında seninkini de ben çözerim bakarsın. Kendi dertlerimi çözdüm ya. -Takma boş ver dedim. Yine gözlerime baktı. -Mustafa abi ben kurtulurmuyum. -Neden kurtulmak istiyorsun? -Hoppala… neden kurtulmam gerekiyor sence. -Hayır ben anlıyorum Nefise. -Neyi işte. -Pisikolejik sorunlardan, bu ortamdan,ayaklarının üstüne basamamaktan ve de sana kabus yasatan cinlerden. -Niye neden diyorsunda. Evet bu kabuslardan. -Kurtulursun. Ben seninle sohbet olsun diye tabiî ki burada deyilim. Mustafa ağabeyne yani bana güveneceksin, yardım edeceksin,bazı sıkıntılara tahammüllü olacaksın bu sorunu omuz omuza kaldıracagız. -Biliyormusun sen gerçekten abisin. -İstermisin cayı içtik bayada dertleştik bir fasılcık okuyalım da şu şerefsiz cinlere bir saldıralımmı? -Ya bana çatarlarsa. -E çatacaklar ama cezalarını da çekecekler. -Neyse hoca sensin sen bilirsin. -O zaman yanına oturmam lazım. Yanına yaklaştım elini yastıgın üstüne koy. Elimi elinin üstüne koydum.derin derin ve ümitsizce gözlerime baktı. Korkuyordu. Sakin ol ağabeyne güven. -Tamam güveniyorum. Dedi. Ben besmeleyi çekerek okumaya başladım. Rengi sanki sararmaya başladı. Elleri titremeye başladı. Ellerini sanki elimin altından çekmek istiyordu. Bende biraz daha sıkı tutmaya gayret ediyordum. Derin bir nefes aldı zorlandı ve birden kendini bıraktı. Sanki bir gölgenin ona dogru aktıgını hissettim. Sert bir şekilde gözlerini açtı. Anladım ki bedenine cin girmişti. -Bıraklan beni diye o bagırırken bende daireye almaya çalıştım. Ve aldım. Kafesten çıkmaya çalışan bir arslan gibi kükreyerek. Adi herif bırak bu kadını bu bize aiddir hiçbir kuvvet bizden bunu alamaz. Dedi. -Sen kimsin? Dedim. -Sana ne. Dedi. Anneside şaksındı ben dairede olunca kenara çekildim oturdum. Bu daireden çıkması mümkün deyildi. Annesine. -Bu cin işte. Dedim. -Valla ne bilelim hocam hiç başımıza gelmedi ki. Dikkatli dikkatli baktım. -Ne bakıyorsun, güzel kız deyimli. Benim hissettiklerimi sende hissediyormusun? Onun vucuduna girmek sen ce o olmak, hatta sıcaklıgını içinde hissetmek nasıl olur sence ha sende düşünüyormusun? -Terbiyesiz, ahlaksız, dedim. -Sen çok mu ahlaklısın, iyi bak nasıl ha biraz naz cilve yapayımı hosuna gidermi? Onun taklitini yapıyordu. -Yap bakalım bende biraz okuyayım sende nazını yap ha. Hemen okumaya başladım birden serteldi. -Okumalan okuma diyorum sana. Ben okumaya devam ettim. O acılar içinde çıglık atmaya başladı. Ayetin bölümü bitmişti. -Hadi ha naz yapsana dedim. Yine okumaya başladım. Cıglık çıglıga bagırarak. -Dur tamam ne istiyorsun. -Anlaşmak istiyormusun? -Belamısın sen ne istiyorsun. -Sen bu kadından ne istiyorsun ki; başına bela oldun. -Ne isteyebilirizde, çok mutsuzdu ona arkadaş olduk, ona tatmadıgı zevki tattırdık. O sen gelene kadar mutlu idi onun mutlulugunu yıktın. Bırak biz gayet iyi anlaşıyoruz. -Odamı memnun yani. -Ne sandın ya biz ona ne isterse onu yapıyoruz. -Ekmekte getiriyormusun, çamaşırda alabiliyormusun, her ihtiyacını karsılayabiliyormusun ha terbiyesiz. -O halinden memnun. -Uyumadıgı içinmi, ölmek istedigi içinmi, aç suzuz rezil oldugu içinmi memnun şerefsiz. Dedim. Yine okumaya devam ettim. -Dur diyorum sana diye bagırdı. Ayet bitene kadar devam ettim. Bitince. -Söyle ne istiyorsun durdum. Söyle. -Beni bırak söz bidaha bu kıza dokunmayacagım. -Adın ne senin. -Ne önemi varda. Abdullah. -Bak Abdullah hala şansın var kurtulmak istiyorsan yardımcı ol. Kaç kişi var daha senden sonra. Söyle. -Bırakacakmısın. -Bırakacam -Sözmü? -Söz de başka şansın varmı? -O da dogru ya ne yapa bilirimde eline düştük. İki kişi daha var. Sülayman, Arif başka yok. Ama onlar beni öldürürler. Merak etme ben onları öldürecegim. Ve daireye alarak yaktım. -Ne oldu dedim. -Öldüler ya işte, haydi beni bırak. Dedi . bu aradada abisi gelmişti. -Hocam ne yaptın. Abla nasılsın dedi. -Ne ablası salak ben senin ablanmıyımda. -Kimsinya dedi. -Seninle ugraşacak vaktim yok. Bana döndü hadi beni bırak. Ben , bu gördügün Nefise deyil cin. -Allah Allah dedi.. -Gel dedim. Şimdi kardeşini buradan alıb buraya oturt. Bedenindeki cin ölümün geldigini anlamıştı. -Hani anlaşmıştık. Bu arada abisi kıza yaklaşmıştı hem kendini korumaya çalışıyor hemde abisine saldırıyordu. Ben çek çek sen dedim ve çıglıklar arasında daireden çıkmış oldu. Ve çıglık yerine ölgün gözlerle bakan Nefise gelmişti. Etrafa baktı baktı. -Abi sen nezaman geldin. Hayret ben şurda oturuyordum burada ne arıyorumda. Dedi. -Boşver nasılsın şimdi. -Sanki dinlenmiş gibiyim şöyle rahatım. Ne odluda bana. -Sülayman, Arif ve Abdullah bunlar sana bi şeyler hatırlatıyormu? Gözlerime baktı. Biraz daha rahatlamış gibi. -Ne olmuşta -Soru sordum ama. -Sen benden iyi biliyorsun ya. -Artık yoklar. Gözleri parladı. -Ciddimi diyorsun, yoklarmı artık. -Evet abla onlar öldüler ve seni artık bidaha rahatsız edemiyecekler. -Allah’ım şükür yarabbi. Sen nesin be abi. -Gördügün gibi insanım. -Ama rahatlamışım ben. Yanılmışım senin hakkında. Basaramıyacagını söylüyorlardı. Ve sen gitmezsen bana daha kötü şeyler yapacaklarmış. -Artık yok. Annesi mutlu idi abisi olayı kavrayamamıştı ona da anlattım oda rahatladı. Bu ara annesi yine çayları doldurdu. Herkes mutlu idi. Nefise. -Şimdi bittimi. Dedi. -Evet bitti ama bu günden sonra üç gün okumam lazım. Hepsi birden. Anlaşmışcasına. -Tamam hocam okunsun. Dediler. Çaylarımızı içtikten sonra abisi beni evime kadar götürdü. Akşamda Ferdaneye gidecektim. Hazırlıklarımı yaptım. Ve onları da beklemeye başladım. Telefon çaldıgında Ferdanenin kardeşi idi. -Mustafa abi asagıdayım. Ben geldim. Dedi. -Tamam hemen iniyorum. Dedim. Çumra Konya’ya kırk kilometre idi kısa bir sürede evlerine ulaştık. Yine Ferdane Bizi kapıda karşıladı. Gülümsüyerek. -Mustafa abi hoş geldin. -Hoş bulduk abla, bu gün nasılsın. -Allaha şükür. Daha iyiyim. Bir taraftanda içeri giriyorduk. Ama evde bir telaştır devam ediyordu. Babası annesi ayrı ayrı hoş geldin diyerek karşıladılar. Odaya girdik. Köseye oturdum. Onlarda girdiler. -Hayırdır, bu telaş ne? Babası. -Bizim gün doldu hoca yarın sabah dokuzda çıkacagız. Ferdane ve annesi bir ay kalacaklar. Sen devam edersin . -Tabi tabi. Dedim. -İyi olacak deyimli. -İnsaallah dedim. Ferdaneye baktım. Nasılsın ablacıgım. Her zamanki gibi hazır cevab. -İyiyim abi. Babası. -Yoldan geleceksiniz diye cay hazırlattım. Çayları için öyle başlayın isterseniz. -Olur dedim. Çaylarımızı içmeye başladık ki. Çok geçmeden ev yarın gidecekleri için ugurlamaya gelenlerle dolub taştı. Çokta uzun kalacakları hal ve hareketlerinden belli oluyordu. Babasına. -Biz müsaid oda varsa oraya geçsek dedim. -Tabi tabi dedi siz öbür odaya geçin. Gösterdikleri odaya geçtik. Bana refakatcı Ferdane idi. Köseyi göstererek. -Geç abi otur şöyle. Dedi. Gösterdigi yere oturdum. Çok geçmeden anneside geldi. Ve hemen okumaya başladım. Evin yogun oluşu hızlı çalışmam gerektigini gösteriyordu. Üçer kez ayetleri okudum. Ufak tefek rahatsızlıklar dışında hiçbir şey olmamıştı. Gayet iyi idi. -Abla iyisin. Dedim. -İyiyim Mustafa abi. Dedi. -İsterseniz birkac gün ara verelim. Duruma bakalım. Nasıl olsa bir ay daha buradasınız. -Sen bilirsin Mustafa abi . Dedi. Evin hareketli ve yogun olması beni tedirgin etmişti. -Ferdane babanı çagıra bilirmisin. -Tabi cagırırımda otur Mustafa abi. İşin yoksa. -Artık bu saatte ne işim olurda ama yolcu yolua gerek , hemde baban yarın gidecekmiş, akrabalarınızla rahat rahat konuşun. -Olsun Mustafa abi. Ama ben yined çagırayım. Babası. -Hoca ne yaptın bittimi. Diyerek içeri girdi. -Bugünlük yeter. Birkaç günde ara verelim gerekirse gerekeni yaparız. Dedim. -Peki hoca borcumuz ne olacak dedi. -Önemli deyil abla iyi olsunda. Dedim. -Olsun olsun işini gücünü bırakıb geliyorsun. Bundan sonrada arabanla geleceksin. Şunu al en azından benzin parası yap. Elinde Fıransız Fırangı vardı. İsrarla cebime soktu. Simdi gitme oturalım gel öbür odaya geçelim. Çay kahve bi şeyler içelim. Dedi ve israrla öbür odaya aldı. Biz odaya girince odadakiler yer vererek oturacak yer açtılar. Oturduk. Yine hoş beşten sonra meraklı gözler arasında çayımızı kahvemizi içtikten sonra. Kardeşi gil beni Konyaya evime getirdiler. Saat gecenin on ikisi felandı. Evde hiç mi hiç huzurum yoktu. Odama geçtim. Kanepenin üzerie uzandım. Kapı açıldı. Kapıdaki her zamanki muhalifligi ile hayatımı zehirliyen hanımımdı. -Tüh sana, senin evin yokmu, cocukların yokmu, gezdin geldinmi? Sen ne biçim adamsın? -Ne istiyorsun be kadın benden. Akşam evde olsam ne olacak olmasam ne olacak. -Allah belanı versin, sen sabaha kadar ayılar gibi gezeceksin ondan sonrada eve geleceksin benden kadınlık bekleyeceksin. Ha . dedi. -Ben senden kadınlık felan beklemiyorum. Yemek de istemiyorum. Yav git bana bela olma hiçbir şey beklemiyorum. -Niye bekliyecende dolu deyilmli. Hastaya gidiyorum diye nerelere gidiyorsun bakalım. Hangi zillilerle vakit geçiriyorsun. -Bak kızım benim hayatımda hiçbir kadın yok. Olmadı da. Ama sen onbeş senedir bunu diyorsun. Zorla diye diye olduracaksın. Olursada merak etme, senin haberin olacak. Benim senden korkar gibi bir halimmi varda senden saklıyacagım. -Tabi canım sen korkarmısın, ama elime düşeceksin. Yarın hafızalinin Abdullah gibi olacaksın bakalım o zaman ne yapacaksın. -Allah var, Hasbünallah ve Nigmel vekil. Benim Allah’ım var. Sen kimsin ki eline düşmekten bahsediyorsun. Sen nerden biliyorsun ki kendinin benim elime düşmeyecegini. Git şimdi başımdan o zaman düşün, elinden geleni arkana koyma. Yaptıgın kadınlık kadar erkeklik bekle. -Daha ne yapacam lan ben sana.Bütün akraban diye Karaagalıların ayıları geldi çektim ayı Babanı on yedi sene çektim. Bütün açlarını doyurdum. -Bak benim başıma bela olma.Gecenin saat on ikisi. Babanmı verdi yiyecekleride doyurdun, azgını bozma, Senden iyi ayı ben tanımıyorum. Sen kardeşine ayı dedin on beş senedir konuşmuyorsunuz. Terbiyesiz biraz terbiyeli ol. Bak ben senden yemek istemiyorum, yatak istemiyorum, su kapıdan çekil geç odana beni rahat bırak. -Ha yoruldun demek. -Git başımdan diyorum sana. -Gitmezsem ne olacak. -Bak ben senden yemek istemiyorum. Hizmet istemiyorum. -Birde yemekmi isterdin. Doyurmadılarmı gittigin yerler. -Yahu Allah aşkına git yahu. Sabrım taşıyor. -Benimki çok oldu tasalı. -Git başımdan bari çocuklar uyanmasın, beni çileden çıkarma. -Duysunlar uyansınlar, da babalarının ne b.k oldugunu örgensinler. Artık dayanamamıştım. Ama bu ilk deyildi ki; bu ortamı defalarca yasıyordum. Fırladıgım gibi kapıdan dışarı iteledim ve kapıyı kapadım. Kapının önünde agza alınmıyacak kelimeler söylüyordu. Sustum ses vermeyince bir müttet sonra o da odasına geçti. Düşünmeye başladım. Dayanamıyordum. Kendimde hatalar aradım. Ama bulamıyordum. Acaba nefsime mi yenik düşüyorum diye kendi kendimi muhakeme etmeye başladım. Geçmişim gözümün önünden geçti. Yirmi günlük evli iken ‘’ babamın parası için benimle evlendin’’ demişti. O aklıma geldi. ‘’ beni ne mühendisler istemişti de ben seni istemiştim istemez olaydım’’ demişti. Bunlar aklıma geldi. Her şeye ragmen ben evimin huzuru için deyişik ülkelerde deyişik memleketlerde rızkımı temin etmek için çalıştım. Çocuklarımın bile nasıl büyüdüklerini dogru dürüst Hayatım boyunca, göremedim. Evet babası zengindi ama bir kuruş borç bile almadım. Evlerinde dogru dürüst yemek bile yemedim. Onun zenginliginden bana ne fayda olmuştu yada olacaktı ki, bunlar bana söyleniyordu. Ve bir şeyler yapabiliyordum. Allah bize imkanlar verdi.Altımızda son model BMW Vardı ve sekiz daire iş yapacak güçte idik nasıl oluyorda bu şekilde güç varken benim babama aç diyor hatta evime gelen köylü misafirleri besledigini söylüyordu. Dayanamıyordum. Hastalara Gitmeme gelince Allah bana bir imkan vermiş. ‘’Kimki darda kalanı dardan kurtarır ise Allahta onu dardan kurtarır. ‘’ Bu hadisi Şerifin Düsturu ile yola cıkarak dardaki insanlara yardım etmek istiyordum. Onların mutlu olmaları beni mutlu ediyordu. Tedavi edemesem bile morel olarak onlara yardımcı olmanuın hazzı beni o tarafa yönlendiriyordu. Ve her acımın arasında da acılarımı unutarak onların acılarına ortak olmak hobim olmuştu. Allah ta yardım ediyor hastalar sıhhate kavuşuyordu. Bana destek olması gerekirken aksine beni yanlış ve ters kelimelerle itham etmesi ise aksine dahada bu işlere yönlenmeme etken oluyordu. Uykum kaçmıştı. Aşşagı indim arabama bindigim gibi rast gele dolaşmaya başladım. Sabah ışıkları etrafa yayılmaya başlamıştı büroya geldim ve tüpün üzerine çayı koydum. Sigara üstüne sigara içiyordum. İçim zehir gibi olmuştu. Sık sık kavga yaptıgımızdan evden fırladıgım gibi arabaya biner ve uzaklaşırdım o zamanda ‘’ Eve barka gelmezki bakalım hangi o….la vakit geçiriyor’’ diye sanki yerini hazırlarcasına etrafa anlatırdı. Hep kendini haklı gösterme adına. Bu düşünceler baya yormuştu. Artık güneş dogmaya başlamıştı. Aslında onada acıyordum. Çünkü hiçbir acı tek taraflı deyildir. Ve Amacım her ne olursa sonuna kadar çocuklarımın hatırına devam etmekti. Dayanmalıyım diye düşündüm. Ama yinede evle fazla bir baglantının olmaması beni üzüyordu. Karma karışık düşüncelerle öyle vakti yaklaşmıştı. İş yerinde her şey normaldi. Kafamı dagıtıtırım birazda rahatlarım düşüncesi ile sık sık ziyaret ettigim, Konyanın Kayacık semtinde Reyhani vakfı Vakfın başında da Seyda Muhammed El Konyevi ks. Adında Nakşi bendi Menzil gurubu kökenli tarikatının Şeyhi vardı. Biraz rahatlamak alabilirsek birazda feyiz almak düşüncesi ile oraya gittim. Oradaki Manevi havayı almak beni iyice rahatlattıgı gibi orda olmak o büyük Evliya zat’ı görmek bana cok büyük bir haz veriyordu. Elini öpüp duasını aldıktan sonrada hastaya gitme vaktimin yaklaştıgı için Zat’ı Şeriften izin alarak iş yerime geldim. Daha henüz çayımı içmeden telefonum çaldı. -Abi ben Nefisenin abisi. -Tamam buyur gel ben hazırım. -On dakikaya kadar ordayım. Dedi ve telefonu kapadı. Çayımı bitirir bitirmezde geldi. Arabaya bindik. Ve evlerine dogru yol almaya başladık. -Nasıl durum dedim. -Allah’a şükür çok iyi abi. Dedi. Sanada baya ısındı. O dedi biliyormusun? -Hayırdır. Neyi. -Hani hocayı getirmiyecekmisin dedi. -Anlaştık canım zaten tedavinin en özel yeri hasta ile uyumlu olabilmek. -Ama gerçekten iyi sabırlısın abi. -Başka yolu varmıda? Sohbet ederek eve vardık. İçeri girdigimizde onu giyinik ve kapıda bizi karşıladıgını gördüm. Çok mutlu olmuştum. -Oooo MaşaAllah seni böyle kapıda görmek ne güzel. -Hoş geldiniz sayende. -Hayır hayır Allah izin vermez ise ben ne yapabilirimde. -Buyurun içeriye. Odaya girdim ve kanepeye oturdum. O da tam karsıma oturmuştu. Gözleri parlıyor yüzüde gülüyordu. -Çok iyi görünüyorsun. -Evet iyiyim. Anneside geldi. -Abisi Nefise çok iyi. Şükür. -Belli belli dedim ve herkes gülümseyerek cevab vermişlerdi. Annesi odadan çıktı ve çok geçmeden elinde çay tepsisi ile içeri girdi. Hem sohbet ediyor hemde çaylarımızı içiyorduk. Zaman zaman da Nefise ile göz göze geliyordum. Ama o gözlerini kaçırmıyor aksine ben kaçırana kadar devam ediyordu. Çay faslı bitmişti. -Artık okuma zamanı geldi. Gel bakalım abla. Dedim. Önüme oturdu elini koydu. Elimi elinin üzerine koyarak okumaya başladım. Sık sık gözlerimin içine bakıyordu. Abisi sigara içmek bahanesi ile dışarı çıkmıştı. Anneside çaybardaklarını toparlayıb dısarı çıktı yalnız kalmıştık. Ben okumaya devam ederken o. -Biliyormusun sen ne iyi insansın. Keşke bana bulaşanların birisi senin gibi olsa idi. Parmagımı agzıma yaklaştırarak sus der gibi yaptım ve okumaya devam ettim. O yine bana dimdik gözlerle bakıyor bense göz göze geldigimde gözlerimi kaçırmak zorunda kalıyordum. Birilerinin de odaya girmesi için dua ediyordum. Annesinin içeri girişi ise kurtuluşum olmuştu. Ağabeysininde içeri girmesi beni daha da rahatlaştırmıştı. Okuma bittikten sonra. -Nefise söylemek istedigin bir şey varmı? Hastalık hakkında. -Gelmiyecekmisinde. -İki gün daha gelecegim. -Yalnız konuşabilirmiyiz. -Bilmem onu Anenle ağabeyne söylemelisin bence mahsur yok. Annesi ile abisi. Beklemeden. -Ne demek tabi tabi diyerek hemen dısarı çıktılar ve kapıyıda kapadılar. Ben endişelenmiştim aslında sanki üzerimden bir sıcak su dökülmüştü. -Bana niye bakmıyorsun, gözlerini kaçırıyorsun? Yoksa beni yanlış mı anladın. -Hayır hayır tabiî ki deyil Bizim ilişkimiz abi kardeş olmalı, hasta hoca ilişkisi olmalı ve de gereken o diye biliyorum. -Bende öyle istiyorum zaten, bana hiç kimse sizin gibi yakınlaşmadı, candan samimi olmadı. Abide olsan dostta olsan seni kaybetmek istemiyorum. Ve aglamaya başladı. Ben kötü kadın deyilim ki seni baştan çıkarmak isteyeyim. Seninle konuşurken rahatlıyorum. Göz yaşları yanaklarından süzülerek akıyordu. Acımıştım. -Ben sana kötü kadınsın demedim ki. Baştanda çıkartıyorsun demedim. Ama bak ablacıgım. Sen kadınsın hemde güzelsin. Bizim beraberligimiz dostlugumuz yanlış anlaşılır. -Gerçekten güzelmiyim. -Yani tabiî ki güzelsin bizim dostlugumuz ne kadar sürebilirki. Ailelerimiz tutucu. Artı Allah ‘ta izin vermiyor. Vardır bir hikmeti. Deyilmli? Sen iyi ol, Allah büyük neler olur neler. Tamam beni abin, dostun olarak gör, zatende öyleyim. Yine gözlerimin içine bakıyor hemde göz yaşları süzülerek dökülüyordu. Bende onun gözlerinin içine bakarak. Bak Nefise senden bir şey isteyecegim. -Ne istersen iste hazırım. -Yo yo büyük bir şey deyil. -Ne ? -Yapacaksın deyimli? -Ne demek sen istedikten sonra yapmıyacagım hiçbir şey yok. -Bu kısacık bir tanışmadan sonra Nedir seni benim isteklerime zorlayan da yapmıyacagım hiçbir şey yok diyorsun. Başını pencereden dısarı dogru çevirdi. Derin bir nefes aldı. Gözlerini sildi. Yine dimdik gözlerimin içine baktı. Bir nefes daha aldı. Ve yutkundu. -Ben mutsuzluk üstüne mutsuzluk yasadım. Bekarken, durakladı bir nefes daha aldı. Çok neşeli ve şen şakraktım. Herkesi güldürürdüm. Hani derler ya bu adam ölüyü göldürür, işte o lafı bana söylerlerdi. Derken genç bir kız olmuştum. Bende birilerini sevdim. Arada buluşurduk gizli gizli. Bakışları iyice donuklaşmıştı. Bense onu daha iyi seyrediyordum ama artık o konsantire oldugu olayı anlatırken farkında bile deyildi. Devam eddi. Ve söz vermiştik bir birimize yalan söylemiyecegiz ve de aldatmıyacagız. -Ama aldattı deyilmli? -Evet hemde benim en samimi tanıştırdıgım kız arkadaşımla. Sonrasını az çok tahmin ediyorsun. İşte bu haldeyim. -Anlıyorum. Şimdi istegimi söyleyebilirmiyim. -Söyle merak etme, gülümsedi, seni baştan çıkarmam hem zaten evlisin bendende çook büyüksün. Yuva yıkan kadınsa hiç olmam. Sadece iyi bir dostsun o kadar anla be abi işte. Simdi söyle istedigini. -Bana bu anlattıklarını ve anlatmak isteyibde anlatamadıklarını üç evlilik dahil yazı olarak yazabilirmisin? -Hayırdır ne yapacaksında. -Seni merak edemezmiyim. -Merakmı ediyorsun gerçekten. -Nefise, Nefise hani istedigim her şeyi yapacaktın. Buradan başla istersen. -Tamam senin için yazacagım. Ama gerçekten merak ediyorum. Neden. -Neden mi. Ablamı kim bu hallere getirmiş. Neden bu kadar hayata küsmüs o sana kıymet vermiyenler ne istemiş, sen ne yapmışın. Merak edemezmiyim. Seni tanımak istemek suçmu? -Kimsenin benim hayatımla ilgilenmesi söyle dursun, merak bile eden yokken sizin böyle bir şey istemeniz beni gerçekten şaşırttı. -Neyse ağabeyngili çagır yanlış anlaşılmasın, hem ben gideyim. -Gitme bu saatte işmi kaldı otur çay yapalım içelim. -Geç oldu. -Otur işte yav . -Sen iyi oldukca ve neşelendikce, yüzünde güldükce ben seninle saatlerce otursam sıkılmam. İlerde İnşallah otururuz. -İki Gün sonra gideceksin bi dahada gelmiyeceksin. Nerde görecegim ben seni bidaha. -Görürsün. Çagır şunları. -Tamam tamam. Abi gelin artık diyerek dısarı seslendi. Onlarda içeri girdiler. Abisi. -Nefise söylemek istedigin ne varsa söyle çekinme. Mustafa abin artık bizden biri. Eyer bizden yine çekinecegin bir şey varsa biz yine çıkarız. -Tamam dedi. İki dakigada on sefer geç oldu gidecegim dedi duruyormuda. Annesi. -Ne yapsın kızım herkesin işi var gücü var. -Neyse yarın erken geleyim. Ağabeynde getirmesin ben kendim gelirim. İşindende olmasın. Sen çayı demle uzun uzun konuşuruz. Ha. Şöyle el işimide getireyim kadın kadına sohbet ederiz. Diye şaka yaptım. Üçüde gülüşmüşlerdi. -Tamam yarın erken gel unutma. Tamammı. Hastam var felan kabul etmem. -Neyse şimdilik eyvallah. Dedim ve ayaga kalktım. -Haydi güle güle. Sözünü unutma. Tamam tamam dedim ve yürüdük. İşyerine bırakmasını söyledim. İş yerine vardıgımızda İşcilerde dagılmıştı. İçimden eve gitmek gelmedi. Biraz kafa dinlendirmek istiyordum. Çayı demledim düşünmeye başladım yalnız ve sakindim. Çayımı hem yudumluyor hemde Nefisenin hal ve davranışlarını muhakeme etmeye başladım.’’ -Bana niye bakmıyorsun, gözlerini kaçırıyorsun? Yoksa beni yanlış mı anladın. -Gerçekten güzelmiyim. -Ne demek sen istedikten sonra yapmıyacagım hiçbir şey yok. -Merakmı ediyorsun gerçekten. -Bende öyle istiyorum zaten, bana hiç kimse sizin gibi yakınlaşmadı, candan samimi olmadı. Abide olsan dostta olsan seni kaybetmek istemiyorum. - Ben kötü kadın deyilim ki seni baştan çıkarmak isteyeyim. Seninle konuşurken rahatlıyorum. -Söyle merak etme, seni baştan çıkarmam hem zaten evlisin bendende çook büyüksün. Yuva yıkan kadınsa hiç olmam. Sadece iyi bir dostsun o kadar anla be abi işte. Simdi söyle istedigini. -İki Gün sonra gideceksin bi dahada gelmiyeceksin. Nerde görecegim ben seni bidaha. -Tamam yarın erken gel unutma. Tamammı. Hastam var felan kabul etmem,zamanı bol ayır. -Haydi güle güle. Sözünü unutma.’’ Bütün konuştuklarımızı ve olayları sanki tekrar tekrar yasadım. Bu kız ne yapmak istiyordu. Gözümün önüne geldi aglaması, gülmesi, gülümsemesi, kızması tüm konuşmaları sanki oda beni heyecanlandırıyor idi. Her hastamı merhamet duyguları ile mutlaka sevmişimdir ama bu şekilde hiç heyecanlandıran yada deyişik düşünce boyutlarına sürükleyen hiç mi hiç olmamıştı. Mutsuz bir aile yaşantım vardı.şöyle bir kıyaslama yaptım. Acaba o olsa idi böyle mutsuz olurmuydum. Olmazdım dergibi bir his içimden geçivermişti. Peki ya o niye mutsuzdu. Sanki şeytan benimle beraber beni engelli bir yola girdirmek istiyordu. Çok etkilenmiştim. Aslında oda bende ilgiye açtık. Biribirimize olan ilgi ikimizide heyecanlandırmıştı. Düşünce denizinde gibiydim çıkmaya çalıştıkca sanki batıyordum. İçimi gıcıklayan bir duygu sanki ondan söz almışcasına onun hakkında yorumlar yaparak artıları eksileri gözlememi sanki istiyordu. Her cümlesinden bir mana çıkarmaya çalışıyor, sanki o bana beraberlik teklif etmişte ben kabullenib kabullenmiyecegimi düşünüyordum.’’ -Bana niye bakmıyorsun, gözlerini kaçırıyorsun? Yoksa beni yanlış mı anladın. -Gerçekten güzelmiyim. -Ne demek sen istedikten sonra yapmıyacagım hiçbir şey yok. -Merakmı ediyorsun gerçekten.’’hele hele bu sözleri beni büsbütün daha da onun üzerinde yorum yapmama neden oluyordu. Aklıma hiçbir şey gelmiyordu. Kafam sadece onun üzerinde yogunlaşmıştı. O bana ne verebilir ben ona ne verebilirim bunun bile hesabını yapmaya başlamışdım. Aramızda baya yaş farkıda vardı.o yirmi altı bense kırk yedi yasında idim. Buradan baktıgım zaman ümitsizleşiyordum. Ama mütaahhid diye sözde evlendigi kişi ellibeş yasında deyilmi idi o da cesaret veriyordu. Ben daha gençtim. Ama bende gerçekten mutsuzda olsam evli idim. Bu defa hayatımda hiçbir kadın olmamasına ragmen beni kadınlarla yasadıgım iddasında bulunan hanımım aklıma geldi. Sanki aradıgımı bulmuş casına içimden ona ders vermek bile gelmişti. Bu düşüncelerle boguşurken, vaktin bile ne zaman geçtigini fark etmemiştim. Hayatımda hiç bir kadına yer vermemege karar aldıgım halde bu neyin nesi idi ki düşüncelerimi alt üst etmişti. Sanki sihirli bir alemde yaşıyor ve bu alemden çıkmak istemiyordum. Çocuklarım gözümün önüne geldi. Onların boynunu yıkmak istemiyordum. Ve vazgeçmeliyim diye düşündüm. Hem ne ki dört cümle ile bu hakkı nerden buluyordum diye düşündüm. Bütün tatlı hayalleri yıkıb kendimi gerçekleri görmeye zorladım. Kararı verdim her ne düşünce olursa olsun hayatıma hiçbir kadın sokmayacaktım. Düşünce ve duygularımdan uzaklaşmak için bilgisayarı açtım, oda zevk vermiyordu. Aklıma Hasan Hüseyin geldi. Sanki hazır bekliyormuş gibi odada beliriverdi. -Gel Hasan Hüseyin gel. Hoş geldin. -Hoş bulduk abi. Beni seyretti seyretti. Hiç iyi görünmüyorsun abi. -Kafam allak bullak oldu zaten attıgımız taş yerine varmıyor. -Abi hayatını zorlaştırıyorsun. Sen herkese hayal kurmayın şeytan kurdugunuz hayellerden boşluk bularak size saldırır diyorsun. Ama bugün hayeller arasında bir ora bir ora dolaştın durdun. Bu gün şeytan sizi hiç yalnız bırakmadı. Hala da uzaklaşmış deyil. -Dogru hasan Hüseyin bende farkındayım da toparlamaya çalışıyorum. Hele bir çay al. Bu gün gerçekten sıkıntıdayım. Olmaz yerlerde mutluluk arıyorum. -Evine gitmek istemiyormusun. -Hayır bu gün buralıyım. Elin boşsa sende misafirim ol. -Olabilir neden olmasında. -Bugün beni hayatımın ya en sıkıntılı gününe götür çıldırt, yada en mutlu gününe götür neselendir. -İki seçenek yani. -Evet -Üçüncü şansım yokmu demek istiyorsun? -Ne sayarsan. -Hemen mi? -Bence hemen. -Kapa ozaman gözlerini yaslan arkaya |
Devam edecek