::Bu Kediyse Et Nerede?::

--------------------------------------------------------------------------------

Nasreddin Hocanin cani bir gün yahni ister. Kasaba gidip iki kilo et alir, eve gönderir. Hocanin karisi, yahniyi pisirirken komsulari çikagelir. Misafire ikram edecek baska seyi olmadigindan yahniyi pisirip, komsularina ikram eder. Aksam olup da evine yorgun argin dönen Hoca, yahninin özlemiyle sofraya kurulur.Biraz sonra karisi Hocanin önüne bir tabak bulgur asi koyar. Hoca kizar:
- Hatun, hani bizim yahni? Karisi misafire ikram ettigini söylemeye cesaret edemez.
-Hiç sorma efendi! Senin gönderdigin eti kedi yedi, der. Hoca sofradan kalkar. Kediyi tartar.Kedinin zayifliktan bir deri bir kemik ve açliktan bitkin halde oldugunu görür.
Bir karisina bir kediye bakar.
- Hatun, gerçekten eti bu bizim kedi mi yedi? diye sorar. Karisi:
- Evet Efendi! Bu utanmaz kedi yedi, der.
Hoca, kosarak el terazisini getirir. Terazinin bir gözüne kediye, öbür gözüne kilogramlari koyar.
kedi tam iki kilo gelir. Hoca karisina bakarak:
- Bak hatun! Su gördügün bizim kedi tam iki kilo geldi. Aldigim et de iki kiloydu. Bu tarttigim kedi ise, et nerede? yok bu tarttigim et ise, kedi nerede?! diye sorar.